← Ana sayfaya dön
HadisNamazSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — The Book of the Prayer — Hadis No: 684

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ بَهْدَلَةَ، عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ ‏ "‏ مَلأَ اللَّهُ بُيُوتَهُمْ وَقُبُورَهُمْ نَارًا كَمَا شَغَلُونَا عَنِ الصَّلاَةِ الْوُسْطَى ‏"‏ ‏.‏

Tercüme

Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Hendek günü kafirler hakkında buyurdular ki: «Onlar, bizi orta namazdan alıkoydukları gibi Allah da onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun.»" AÇIKLAMA : Bu hadisi Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi az bir lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Buhari ve Müsliın'in rivayetlerindeki hadisin sonunda; " ... Güneş batıncaya kadar ... '' ifadesi de bulunur. Bazı rivayetlerde Hendek günü yerine Ahzab günü ifadesi bulunur. Meşhur Hendek savaşına Ahzab savaşı da denildiği için ikisi aynı manayı ifade eder. Buhari'nin tercihine göre Hendek savaşı, hicretin 4. yılı Şevval ayında vuku bulmuştur. 5. yılı vuku bulduğunu söyleyenler de vardır. Medine etrafında hendek kazıldığı için ve savaş Hendek dolaylarında cereyan ettiği için savaşa bu isim verilmiştir. Kureyş müşrikleri, Yahudiler ve onlardan yana çıkan düşman taifeleri, müslümanlarla savaşmak üzere toplandıkları için Hizibler demek olan Ahzab ismi de bu savaşa verilmiştir. Savaşa katılan müslümanların kuvveti 3000 kişi idi. Müşrikler 10.000 kişi idi. Savaş nedenleri, safhaları ve sonucunu öğrenmek isteyenler Sİyer kitabIarına müracaat etsinler. Hadisin manasına gelince; ''Onlar, bizi orta namaz'dan alıkoyduklarl...'' parçasının manası şudur: Kafirler orta namazı kılmamıza mani oldular. Çünkü onların yüzünden hendek kazmakla meşgul olduk ve dolayısıyla orta namazı kılmadık veya kılamadık. Ebu Davud ve Müslim'in rivayetinde orta namazın ikindi namazı olduğu belirtilmiştir. Müslim'in, Aişe (r.anha)'nın azatlısı Ebu Yunus'tan rivayet ettiğine göre; Aişe (r.anha), kendisi için bir mushaf yazmasını Ebu Yunus'a emretmiş ve: "Namazlara ve orta namaz'a devam edin.'' (mealindeki Bakara suresinin 238.) ayetine ulaşıldığı zaman haberdar edilmesini istemiş. Ebu Yunus Mushaf'ı yazarak, o ayete varınca Aişe (r.anha)'ya haber vermiş; Aişe (r.anha) da ona ayeti şöyle yazmasını emretmiş: ''Namazlara, ve orta namaza (ikindi namazına) devam ediniz .." Ve Resulullah (s.a.v.)'den böyle işittiğini bildirmiş, Ebu Yunus da böyle yazmıştır. EI-Menhel yazarı ''Orta namaz babında rivayet olunan Ali (r.a.)'in hadisini açıklarken şöyle der: ''Hadis, orta namazın ikindi namazı olduğunu söyleyenler için delildir. Ali, İbn-i Mes'ud, Ebu Eyyub, İbn-i Abbas, Ebu Said-i Hudri, Ebu Hureyre, Ubeyde Ee-Selmani, Hasan-ı Basri, İbrahim en-Nahai, Katade, Dahhak, EI-Kelbi, Mukatil, Ebu Hanife, Ahmed, Davud, İbnü'l-Münzir (r.anhum) ve bir çok alim bu görüştedir. Tirmizi: Ashabtan ve onlardan sonra gelenlerden alimlerin ekserisinin kavli budur, demiştir. EI-Menhel yazarı bu arada mezkur alimlerin delillerini sırayla zikretmiş daha sonra sözlerine devamla şöyle demiştir : Ömer bin EI-Hattab, Muaz bin Cebel, Cabir, bir rivayete göre İbn-i Abbas ile İbn-i Ömer ve ashabtan sonra gelen alimlerden Ata', İkrime, Mücahid, Rabi' bin Enes, Malik ve Şafii (r.anhum) orta namazın sabah namazı olduğunu söylemişlerdir. EI-Menhel yazarı, bu görüşteki alimlerin delillerini ve gösterdikleri gerekçeyi beyan ettikten sonra şöyle der: Orta namazın sabah namazı olduğunu söyleyen alimlerin gösterdikleri deliller, orta namazın ikindi namazı olduğunu söyleyen alimlerin delillerine denk gelecek durumdan uzaktır. Orta namazın ikindi namazı olduğu, merfu' ve sahih olan hadislerde açıkça bildirilmiştir. Nevevi, EI-Mühezzeb'in şerhinde: Sahih hadislerin gerektirdiği sonuç, orta namazın ikindi namazı olduğudur. Muhtar olan da budur, demiştir. Şafii alimlerinden EI-Havi sahibi: ''Şafii orta namazın sabah namazı olduğunu söylemiştir. Sahih hadisler de orta namazın ikindi namazı olduğunu tesbit etmiştir. Şafii'nin mezhebi, sahih hadise uymaktır. O halde Şafii'nin mezhebi, orta namazın ikindi namazı olmasıdır. Bazı arkadaşlarımızın sandıkları gibi orta namaz meselesi hakkında Şafii'nin iki kavli yoktur, demiştir. Zeyd bin Sabit, Usame bin Zeyd, Ebu Said-i Hudri, Aişe, Abdullah bin Şeddad ve Ebu Hanife (r.anhum)'dan yapılan bir rivayete göre orta namaz öğle namazıdır. EI-Menhel yazarı, bu görüşteki alimlerin delillerini de zikrettikten sonra, orta namazın akşam namazı olduğunu söyleyenlerle, orta namazın yatsı namazı olduğunu söyleyenlerin görüşlerini delilleriyle zikretmiştir. Daha sonra orta namazın beş vakit namaz içinde gizli olduğunu söyleyenleri delilleriyle birlikte zikretmiştir.'' Hadisin: ''Allah da evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun.'' bölümüne gelince; bu parça, Buhari ve Müslim'in bazı rivayetlerinde: ''Allah karınlarını ve kabirlerini ateşle doldursun.'' şeklinde geçer. Buna benzer değişik ifadeli rivayetler de vardır. Parça, müşrikler için bir bedduadır. Mazi fi'liyle gelişi, beddua'nın kabul edilmesinin kuvvetle umulduğuna alametlir. Tıybi bölümü şöyle yorumlamıştır: Yani Allah, müşrikleri dünya ve ahirette ateşle ta'zib eylesin. Hem dünyada hem ahirette onlara azab versin. Bazıları da, beddua ile kasdedilen mana şudur: Allah, dünyada evlerini tahrib ettirmek, mallarını talan ettirmek ve çoluk çocuklarını esir ettirmekle ta'zib eylesin. Ölümlerinden sonra da kabirleri ateşle dolup taşsın. demişlerdir. Diger bir kısım alimler; müşrikler için istenen dünya ateşinden maksad ateş gibi. dayanılması çok zor olan çeşitli belalara çarpılmalarıdır, demişlerdir. Yukarıda belirtilen yorumların hangisi olursa olsun Allah, Nebi (s.a.v.)'in bedduasını kabul buyurarak müşrikleri Dünya'da çeşitli felaketlere uğratmıştır. Kafir olarak ölmekle ebedi azaba da müstehak kılınmışlardır. Hadiste belirtildiği gibi Hendek savaşı yüzünden ikindi namazı kazaya bırakılmıştır. Ahmed ve Nesai'nin rivayetlerine göre Ebu Said (r.a.) şöyle demiştir: 'Müşrikler, Peygamber (s.a.v.)'i öğle, ikindi ve akşam namazından alıkoydular. Müslümanlar geceleyin bu namazları kılabildiler. Bu olay, korku halinde yaya veya binek üzerinde yürürken namaz kılınabileceğine dair ilahi emir gelmeden önce vuku bulmuştur.' Tirmizi ve Nesai'nin İbn-i Mes'ud (r.a.)'den rivayet ettiklerine göre; 'Müşrikler, Hendek günü Peygamber (s.a.v.)'i dört vakit namazından alıkoymuşlar ve geceden, Allah'ın dilediği bir süre geçtikten sonra bu namazlar kılınmıştır.' Fakat yatsı namazı zamanı çıkmadığı için kazaya bırakılan namaz sayısı dört değil, üçtür. Buhari ve Müslim'in Ali ve Cabir'den rivayet ettiklerine göre Hendek günü yalnız ikindi namazı kaçırılmıştır. Bunun için İbnü'l-Arabi. rivayetler arasında tercih yolunu tutarak: Sahih olanı yalnız ikindi namazının kazaya bırakıldığına dair Ali ve Cabir'in rivayetidir, demiştir. Nevevi, rivayetler arasını şöyle bulmuştur: Hendek vak'ası bir kaç gün devam etmiş, bazı günlerde şu namaz, bazı günlerde bu namaz veya o namaz kazaya kalmıştır. Nebi (s.a.v.)'in namazı kazaya bırakması muhtemelen kasten olmuştur. Henüz korku namazı ayetleri inmediği için düşmanla meşguliyet, namazı bilerek kazaya bırakmak için meşru bir özür sayılmış olur. Düşmanla meşguliyeti dolayısıyla namazı unutmuş olması muhtemeldir. Müslim'in rivayetinde belirtildiği gibi Nebi (s.a.v.) kazaya bıraktığı ikindi namazını akşam ile yatsı arasında kılmıştır. Bugün ise, savaş için vakit namazını kazaya bırakmak caiz değildir. Duruma göre korku namazını kılmak mecburiyeti vardır. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Kederler diyarı olan Dünya hayatında kafirin müslümana eziyet edebilmesi mümkündür. 2- Peygamberliğe noksanlık getirmeyen beşeri arızaların Peygamber'de husule gelmesi mümkündür. 3- Zalim adama, yaptığı zulme uygun bir cezaya çarptırılması için beddua etmek caizdir. 4- Orta namaz ikindi namazıdır. 5- Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve arkadaşları, düşmanla meşguliyetleri dolayısıyla ikindi namazını kazaya bırakmışlardır. Çünkü korku namazı emri, henüz gelmemişti

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 2/18 (No: 684)

https://sunnah.com/ibnmajah/2/18

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — Chapters on Food — Hadis No: 3313

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ كُنَّا نَرْفَعُ الْكُرَاعَ فَيَأْكُلُهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ مِنَ الأَضَاحِيِّ ‏.‏

Âişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: And olsun ki biz sığır ve davarın ayaklarını (yâni diz kapağı ile topuk arasında kalan kısmı) kaldırırdık. Kurban bayramı günlerinde kesilen kurbanların kesiminden on beş gün sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu ayaklan yerdi

Hac & Umre
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book of the Sunnah — Hadis No: 156

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي حَرْبِ بْنِ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَا أَقَلَّتِ الْغَبْرَاءُ وَلاَ أَظَلَّتِ الْخَضْرَاءُ مِنْ رَجُلٍ أَصْدَقَ لَهْجَةً مِنْ أَبِي ذَرٍّ ‏"‏ ‏.‏

Abdurrahman bin Amr bin el-As r.a.’dan rivayet edildiğine göre: < Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyurduğunu işittim> demiştir : '' Ebu Zer’den daha doğru ve düzgün sözlü bir adamı yer (küre) taşımamış ve gök (yüzü) gölgelememiştir

Genel
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 1268

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، وَالْحَسَنُ بْنُ أَبِي الرَّبِيعِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ النُّعْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمًا يَسْتَسْقِي فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ بِلاَ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ ثُمَّ خَطَبَنَا وَدَعَا اللَّهَ وَحَوَّلَ وَجْهَهُ نَحْوَ الْقِبْلَةِ رَافِعًا يَدَيْهِ ثُمَّ قَلَبَ رِدَاءَهُ فَجَعَلَ الأَيْمَنَ عَلَى الأَيْسَرِ وَالأَيْسَرَ عَلَى الأَيْمَنِ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı. Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Ellerini kaldırarak ve yüzünü Kıbleye döndürerek Allah'a dua etti. Ridasını çevirdi, sağ yanı sol cepkeni ve sol yanı sağ cepkeni üzerine aldı. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 3928

Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «La ilahe illallah» deyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar "Lâ ilahe illallah'' deyince Tevhîd kelimesinin hakkı (olan cezalar) müstesna, kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. (îmânda samimî olup olmadıklarının) hesabı da Allah'a aittir.» Bu ve önceki hadis Müslimin aynı babında yer alıyor. Aşağıdaki link 3927’deki linkin aynıdır. MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Genel
Detay →