← Ana sayfaya dön
HadisZekâtSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — The Book of Purification and its Sunnah — Hadis No: 640

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الَّذِي يَأْتِي امْرَأَتَهُ وَهِيَ حَائِضٌ قَالَ ‏ "‏ يَتَصَدَّقُ بِدِينَارٍ أَوْ بِنِصْفِ دِينَارٍ ‏"‏ ‏.‏

Tercüme

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), zevcesiyle hayızlı olduğu halde cima' eden kimse hakkında şöyle buyurdu, demiştir : «O bir altın yeya yarım altın ile tasadduk eder.» Not: Sindi: Ebu Davud, Tinnizi ve Nesal de bu hadisi rivayet etmişler, zayıflığı hakkında bir şey söylememişlerdir, demiştir. AÇIKLAMA : Hadisteki "Tasadduk eder'' fiili emir anlamındadır. Nitekim bazı rivayetlerde: ''Tasadduk etsin'' buyurulmuştur. Hadisteki ''Bir altın veya ... '' tabiri taksim içindir. Çünkü bazı rivayetlerde belirtildiği gibi cima' işi hayızın ilk günlerinde olursa bir altın, hayızın sonlarında ise yarım altın keffaret çıkarılır. El-Menhel yazarı şöyle der: '' Tirmizi'nin İbn-i Abbas (r.a.)'tan rivayet ettiği bir hadise göre Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ''Hayız kanı kırmızı iken bir dinar, sarı iken yarım dinar ... '' Ahmed'in rivayet ettiğine göre Resulullah (s.a.v.) hayız kanı devam ederken cima' edene bir altın ve kan kesilip henüz ğusül yapılmadan cima' edene yarım altın ödenmesini emretmiştir. Hadis, hayız halindeki eşi ile cima' eden kişiye keffaretin vacibliğine delalet eder, KEFFARET HAKKINDAKİ ALİMLERİN GÖRÜŞÜ: 1-) İbn-i Abbas, Hasan-ı Basri, Said bin Cübeyr. Katade, Evzai. İshak, ilk kavline göre Şafii, iki rivayetten birisine göre Ahmed bin Hanbel keffaretin vacibliğine hükmetmişlerdir. Bunlardan El-Hasan ve Said'e göre keffaret bir köleyi azad etmektir, Diğerlerine göre keffaret rivayetlerin ihtilafına ve kadının hayız haline göre bazen bir altın, bazen yarım altındır. Bu alimlerin delili bu babta geçen hadistir. Keffaretin ödenmesi erkeğe aittir, Bu keffareti fakirlere sarfedecektir. 2-) Ata', Şa'bi, Nehai, Mekhul, Zühri, Süfyan-i Sevri. Leys bin Sa'd. Malik, Ebu Hanife, en sahih kavline göre Şafii. iki rivayetin birisine göre Ahmed bin Hanbel ve Selef'in, cumhuru keffaretin vacib olmadığını söylemişlerdir. Bunlara göre adamın istiğfar ve tevbe etmesi gerekir. Lakin bu suçu hayzın ilk günlerinde işlemişse bir altın ve sonlarında ise yarım altın sadaka çıkarması müstahabtır Bunlar mezkur hadisin bir kaç yönden illetli oldugunu söylemişlerdir. illetlerden bazıları şunlardır: Hadis, mürsel olarak rivayet edilmiş, mudal olarak rivayet edilmiş, mevkuf olarak rivayet edilmiştir. Fakat El-Hakim, İbnü'l-Kattan ve İbn-i Dakiki'l-İyd hadisin sahih oldugunu, Ahmed bin Hanbel de hadisin hasen oldugunu söylemiştir. Hattabi de: 'Alimlerin ekserisi bu hadisin mürsel veya mevkuf oldugunu sanmışlardır. Halbuki hadis muttasıl ve merfu'dur, diyerek gerekçesini izah etmiştir. Müellifimiz hadisi merfu' olarak rivayet etmiştir. Hadis, hayızlı eşiyle cima' eden adam'ın bir altm veya yarım altm tasadduk etmesinin gereğine delalet eder. Bu konudaki alimlerin ihtilafını yukarda gördünüz. Bu hadisi Nesai, Ebu Davud, Tirmizi, Beyhaki, Ahmed, Darimi ve İbnü'l-Carudda rivayet etmişlerdir. El-Hakim ve başkaları hadisin sahih oldugunu söylemişlerdir

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 1/374 (No: 640)

https://sunnah.com/ibnmajah/1/374

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — Chapters on Food — Hadis No: 3313

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ كُنَّا نَرْفَعُ الْكُرَاعَ فَيَأْكُلُهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ مِنَ الأَضَاحِيِّ ‏.‏

Âişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: And olsun ki biz sığır ve davarın ayaklarını (yâni diz kapağı ile topuk arasında kalan kısmı) kaldırırdık. Kurban bayramı günlerinde kesilen kurbanların kesiminden on beş gün sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu ayaklan yerdi

Hac & Umre
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book of the Sunnah — Hadis No: 156

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي حَرْبِ بْنِ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَا أَقَلَّتِ الْغَبْرَاءُ وَلاَ أَظَلَّتِ الْخَضْرَاءُ مِنْ رَجُلٍ أَصْدَقَ لَهْجَةً مِنْ أَبِي ذَرٍّ ‏"‏ ‏.‏

Abdurrahman bin Amr bin el-As r.a.’dan rivayet edildiğine göre: < Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyurduğunu işittim> demiştir : '' Ebu Zer’den daha doğru ve düzgün sözlü bir adamı yer (küre) taşımamış ve gök (yüzü) gölgelememiştir

Genel
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 1268

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، وَالْحَسَنُ بْنُ أَبِي الرَّبِيعِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ النُّعْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمًا يَسْتَسْقِي فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ بِلاَ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ ثُمَّ خَطَبَنَا وَدَعَا اللَّهَ وَحَوَّلَ وَجْهَهُ نَحْوَ الْقِبْلَةِ رَافِعًا يَدَيْهِ ثُمَّ قَلَبَ رِدَاءَهُ فَجَعَلَ الأَيْمَنَ عَلَى الأَيْسَرِ وَالأَيْسَرَ عَلَى الأَيْمَنِ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı. Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Ellerini kaldırarak ve yüzünü Kıbleye döndürerek Allah'a dua etti. Ridasını çevirdi, sağ yanı sol cepkeni ve sol yanı sağ cepkeni üzerine aldı. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 3928

Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «La ilahe illallah» deyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar "Lâ ilahe illallah'' deyince Tevhîd kelimesinin hakkı (olan cezalar) müstesna, kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. (îmânda samimî olup olmadıklarının) hesabı da Allah'a aittir.» Bu ve önceki hadis Müslimin aynı babında yer alıyor. Aşağıdaki link 3927’deki linkin aynıdır. MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Genel
Detay →