← Ana sayfaya dön
HadisNamazSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — The Book of Purification and its Sunnah — Hadis No: 374

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَرْجِسَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يَغْتَسِلَ الرَّجُلُ بِفَضْلِ وَضُوءِ الْمَرْأَةِ وَالْمَرْأَةُ بِفَضْلِ الرَّجُلِ وَلَكِنْ يَشْرَعَانِ جَمِيعًا ‏. ‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ بْنُ مَاجَهْ الصَّحِيحُ هُوَ الأَوَّلُ وَالثَّانِي وَهَمٌ ‏.‏ قَالَ أَبُو الْحَسَنِ بْنُ سَلَمَةَ حَدَّثَنَا أَبُو حَاتِمٍ، وَأَبُو عُثْمَانَ الْبُخَارِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، نَحْوَهُ ‏.‏

Tercüme

Abdullah bin Maceh (=müellifimiz) dedi ki sahih olanı birinci hadistir. (= El-Hakem’in hadisi) İkincisi (= Abdullah bin Sercis’in hadisi) ise zayıftır. Ebul Hasan bin Seleme dedi ki: Ebu Hatim ve Ebu Osman el-Muharibi bize tahdis ederek: El-Mualla bin Esed (mezkur yolla) aynı hadisi bize rivayet etti. 373, 374 AÇIKLAMA : İki hadiste geçen ..... kelimesi abdest için kullanılmaya şer'an elverişli su demektir. Böyle bir su gusül için de kullanılabilir. Aynı şekilde necasetten taharette de kullanılabilir. Vadu' adı verilen suya fıkıh lisanında «Tahur» da denilebilir. Temizleyicilik vasfı bakımından aynıdır. Şunu da belirtmek isteriz: Abdest için elverişli olan bir su ğusül için de kullanılabilir. Keza ğusül için kullanılabilen bir su ile abdest de alınabilir. Bu duruma göre: İlk hadis. kadının abdest veya ğusül için bir kısmını kullandığı sudan artan (yani kullanmadığı) kısım ile erkeğin abdest veya ğusül almasını menediyor. İkinci hadis ise erkeğin gusül veya abdestinden artan su ile kadının veya bunun aksine kadının gusül (veya abdestinden artan su ile erkeğin abdest veya gusül) almasını yasaklıyor ve erkek ile kadının bir kabtaki suyu. beraberce abdest veya gusül almak için kullanmalarına cevaz veriyor. Kadın veya erkeğin taharette (= abdest veya gusülde) kullandığı sudan artan kısmın diğeri tarafından taharette kullanılıp kullanılamıyacağı hususunda Sünen-İ Ebi Davud'un şerhi EI-Menhel'de 6 mezhebin bulunduğu belirtilerek şöyle bir izah yapılıyor; 1. Kadının taharetinden artan su ile erkek taharet yapamaz. Bunların beraber taharetlenmesi veyahut önce kadının taharetini yapıp ondan sonra erkeğin taharetlenmesi farketmez. Kadının ister cünüplükten ister aybaşı adetinden ötürü gusül etmesi veya başka nedenle taharetlenmesi neticeyi değiştirmez. Ömer bin El-Hattab, Abdullah bin Sercis, El-Hakem bin Amr, Said bin El-Müseyyeb ve İbn-i Hazm r.anhum'un mezhebi budur. Bunların delili ise El-Hakem'in hadisi (373 nolu) dur. 2. Kadın ile erkeğin aynı kabtan beraberce su alıp taharetlenmeleri caizdir. Fakat önce kadının taharetlenmesi halinde ondan artan su ile erkeğin taharetlenmesi caiz değildir. Davud, İshak ve bir rivayette Ahmed'in kavli budur. Onlar, bu hususların caiz olup olmadığı hususunda hadisler vardır. Kadının kullandığından artan su ile erkeğin taharetlenemiyeceği hususunda ise bir kaç Sahabi'den sahih hadis rivayet edilmiştir, demişlerdir. Bunlara şöyle cevap verilmiştir; «Yasaklamaya ait hadisler, tenzihan kerahete yorumlanmak suretiyle hadisler arasında görülen zahiri ihtilafın kaldırılması mümkündür. Diğer taraftan, ne şekilde• olursa olsun caizdir, diyen sahabiler de vardır. Ezcümle, Ali, İbn-i Abbas, Cabir, Ebu Hureyre, Enes, Aişe, Ümmü Seleme, Meymune ve Ümmü Hani r.anhum böyle söylemişlerdir.» 3. Kadın, cünüplük veya aybaşı adeti dolayısıyla guslettiği takdirde artan suyun erkek tarafından taharet işinde kullanılması yasaktır. Başka durumlarda yasaklık yoktur. Bu görüş İbn-i Ömer, Şa'bi ve Evzai'ye isnad edilmiştir. Bu görüşü destekliyen bir delil yoktur. 4. Ne erkek, kadının taharetinden artan suyu, ne de kadın, erkeğin taharetinden artan suyu taharette kullanamazlar. Fakat berabet kullanabilirler. Bunların delili (374 numarada geçen) AbduIIah bin Sercis r.a.'den ve bir rivayete göre başka sahabi'den rivayet edilen hadistir. Fakat bu hadis (bir önceki babta geçen 370, 371 ve 372 nolu) hadislere zahiren muhaliftir. 5. Kadın ve erkek gusül veya abdestlerini beraber bile alsalar hiç birisi diğerinin artığını taharette kullanamaz. Bu görüş Ebu Hureyre ve Ahmed r.a.'ya nisbet edilmiş ve İbn-i Abdi'l-Ber tarafından bir gruptan hikaye edilmiştir. Fakat söz konusu artık su ile taharetin yapılmasının caiz olduğuna delalet eden hadislerin açıklığı karşısında bu görüş reddedilmiştir. 6. Bahis konusu artık su ile kayıtsız şartsız taharet yapılabilir. Bu hususta erkek - kadın ayırımı yoktur. Yani kadının taharetinden, artan su ile erkek taharetlenebilir. Erkeğin taharetinden artan su ile de kadın taharetlenebilir. Bunların beraber veya birbirinden sonra gusül veya abdest almaları farketmez. Cumhur'un mezhebi budur. Ahmed'den böyle bir rivayet yapılmıştır. Resul-i Ekrem s.a.v.'in, bazı hanımlannın taharetlenmesinden artan su ile taharetlendiği (370, 371, 372 nolu) hadisler ve benzerleri ile sabittir. Keza bazı hanımları ile beraber taharetIendiği (376, 377, 378. 379,380 nolu) hadisler ve benzerleri ile sabittir. Artık sayılan mezkur su ile taharetlenmenin yasağına ait hadislere gelince cumhur alimleri şu çeşitli yorumlarda bulunmuşlardır: 1. Abdest veya ğusül yapılırken yıkanan uzuvlardan veya vücuttan ayrılan ve düşen su müsta'meldir. Bir daha o su ile abdest veya ğusül alınamaz, 2. Yasağa ait hadislerdeki yasaklama kabda artmış olan su ile taharet yapmak tenzihen kerahat manasınadır. Hattabi ise yasaklamaya ait hadisler mensuhtur, demiştir. ilk hadis, Ahmed , Beyhaki, Darekutni, Tirmizi ve Ebu Davud tarafından oda rivayet edilmişti.', Tirmizi; bu hadis hasen'dir, demiştir, İbn-i Maceh de bundan sonra gelen hadis'e tercih etmiştir, İbn-i Hibban ve Ebu Muhammed de el F.... bunu sahih saymışlardır. İkinci hadisi de Ahmed, Beyhaki. Ebu Davud ve Nesei de rivayet etmişlerdir. [EI-Menhel cilt 1 sah]

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 1/108 (No: 374)

https://sunnah.com/ibnmajah/1/108

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — The Book On The Mosques And The Congregations — Hadis No: 737

Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عُثْمَانَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ ابْنِ لَهِيعَةَ، حَدَّثَنِي أَبُو الأَسْوَدِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا مِنْ مَالِهِ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Her kim kendi malından Allah için bir mescid yaparsa Allah da onun için Cennet'te bir ev yapar.» Not: Zevaid'de: Ravi el-Velid bin Müslim tedlisçi olup bunu an'ane ile rivayet etmiştir, şeyhi Lehia da zayıftır. Bu nedenle Ali (r.a.)'ın hadisinin isnadı zayıftır, denilmiştir. AÇIKLAMA 738 de

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book On The Mosques And The Congregations — Hadis No: 747

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ دَاوُدَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي الْحُسَيْنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ سَبْعُ مَوَاطِنَ لاَ تَجُوزُ فِيهَا الصَّلاَةُ ظَاهِرُ بَيْتِ اللَّهِ وَالْمَقْبَرَةُ وَالْمَزْبَلَةُ وَالْمَجْزَرَةُ وَالْحَمَّامُ وَعَطَنُ الإِبِلِ وَمَحَجَّةُ الطَّرِيقِ ‏"‏ ‏.‏

Ömer bin el-Hattab (r.a.)'den rivay«t edildiği» göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) buyurdular ki: «Yedi yer var. Oralarda namaz kılmak caiz değildir: Beytullahın üstü. kabristan, çöplük, mezbaha, hamam, deve yatağı ve cadde.» AÇIKLAMA : Bu iki hadiste kabristan ve hamamdan başka, namaz kılınmasının yasaklandığı beş yer daha zikredilmiştir. Bu yerlerden deve yataklarında namaz kılmakla ilgili şer'i hükmün özeti 497 nolu hadisin açıklamasında verilmişti. Mescidler kitabının 12. babında daha geniş izah yapılacaktır. İnşaallah! Sindi'in beyanına göre çöplükte ve mezbahada namaz kılmanın yasaklanmasının sebebi, bu yerlerin pisliği, kirliliği ve necasetten hali olmamasıdır. Yol üzerinde namaz kılmanın yasaklanmasının sebebine gelince; oradan geçenler namaza duranın dikkatini çeker. Diğer taraftan onun önünden geçenler olabilir. Ayrıca orada namaz kılmakla yolda geçenlere eziyet ve yolda bir tıkanıklığa sebebiyet verebilir. Kabe damı üzerinde namaz kılmak, bir nevi saygısızlık olduğu için bundan nehy edilmiştir. El-Menhel yazarı: "Namaz kılmanın yasaklandığı yerler çoktur. Şöyle ki : Aşağıda yazılı yerlerde namaz kılmanın yasaklığına dair hadisler vardır: Hamam ve kabristanda namaz kılmanın yasaklığı, Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisiyle ve başka hadislerle sabittir. Çöplük, mezbaha, yolun ortası, deve yatakları ve Ka'be'nin damı üzerinde namaz kılmanın yasaklığı, İbn-i Mace ve Tirmizi'nin İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet ettikleri hadisten anlaşılıyor. TirmizI, bu hadisin isnadının pek kuvvetli olmadığını söylemiştir. Kilisede, havrada, kabre karşı, ğusülhane duvarına karşı, resimlere karşı, yakılan ateşe karşı, uyuyana karşı durup namaz kılmak da mekruhtur.'' diyerek bu yerlerde namaz kılmanın nehyine ait hadisleri nakletmektedir. Bunları buraya aktarmak bir hayli uzun süreceği için bundan ferağat ettik. El-Menhel yazarı daha sonra Şevkani'nin şöyle dediğini nakleder: 'Anılan yerlerin hepsinde veya ekserisinde kılınan namazın 8ıhhatına hükmedenler; ''Nerede namaz vakti sana yetişirse orada namaz kıl..'' hadisine ve benzeri hadislere dayanmışlardır. Halbuki kabristan, hamam ve benzeri yerlerde namaz kılmayı yasaklayan hadisler hususi oldukları için umumi hadislerden istisna edilmeleri gerekir.' Yukarıdaki iki hadiste nanıaz kılmanın yasak olduğu yerlerden kabristan ve hamamda kılınan namaz hakkındaki İslam alimlerinin görüşlerini 745 nolu Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisinin açıklaması bahsinde anlatmıştık. Diğer yerlerde kılınan namazın şer'i hükmü hakkında el•Fıkh Ala'I-Mezhahibi'l-Erbaa'nın -dört mezhebin fıkıh kitabı- ''Namazın mekruhları" bahsinde verdiği malumatı özlü olarak nakledelim: I - Kabe üzerinde kılınan namazın hükmÜ: 1- Hanefiler'e göre Ka'be'nin içinde ve damı üzerinde, farz olsun nafile olsun kılınan namaz sahihtir. Ancak damı üzerinde kılmak mekruhtur. Çünkü saygısızlık olur. 2- Şafiiler'e göre Ka'be içinde kılınan farz ve nafile namaz sahihtir. Ancak kapısı açıkken Ka'be içinde kapıya doğru durarak kılınan namaz sahih değildir. Ka'be'nin damı üzerinde namaz kilmak da sahihtir. Şu şartla: Namaza duranın önünde insan ziraı ile 2/3 zira: boyunda bir sütrenin bulunması şarttır. 3- Malikiler'e göre Ka'be'nin üstünde kılınan farz namaz fasiddir. Ğayri müekkede nafile namaz sahihtir.- Sünnet-i müekkede hakkında eşit iki kavil vardır: Ka'be'nin içinde ise farz namaz kılmak kerahati şedide ile mekruhtur. Henüz vakit çıkmadan kılınan namazı iade etmek mendubtur. Sünnet•i müekkede de öyledir. Ancak iadesi istenmez. Nafile namazın Ka'be içinde kılınması ise mendubtur. 4- Hanbeliler'e göre Ka'be içinde kılınan farz namaz sahih değildir. Ka'be üstünde kılınsa hüküm aynıdır. Ancak Ka'be'nin damında tam kenar üzerinde dışa doğru dursa ve önünde Ka'be' den hiç bir şey kalmasa kılınan namaz sahihtir. Veya Ka'be'nin dışında durup içinde secde ederse sahihtir. Nafile ve adak namazın ise Ka'be'nin içinde ve dam'ı üzerinde kılınması sahihtir. Ancak tam kenarı üzerinde secde ederse sahih değildir. Çünkü bu takdirde Ka'be'ye doğru durmuş sayılmaz. II - Çöplükte, mezbahada, yolun ortasında. deve yataklarında necaset'ten emin olunsa dahi namaz kılmak, Hanefi ve Şafii mezhebIerine göre mekruhtur. Hanbeliler'e göre zaruret olmadıkça bu yerlerde kılınan namaz fasiddir. Ve burada namaza durmak haramdır. Ancak bu yerlere hapsedilmek gibi bir zaruret halinde namaz kılınabilir. Malikiler'e göre necasetten emin olunduğu takdirde çöplükte, mezbahada ve caddede namaz kılmak, kerahetsiz olarak caizdir. Necaset'ten emin olunmadığı zaman eğer necasetin bulunduğu muhakkak veya. kuvvetle muhtemelse kılınan namaz batıldır. Şayet zayıf bir ihtimal varsa, henüz vakit çıkmamışken namaz iade edilir. Ancak mescidin darlığı sebebiyle yol üzerinde namaz kılınıp da yerin temizliğinden şüphe edilse bile, namazı iadesi gerekmez. Deve yataklarında ise necaset'ten emin olunduğu takdirde namaz kılmak mekruhtur. Vakit çıkmadan namaz iade edilmelidir. Bu hüküm, su çevresindeki deve yataklarına mahsustur. Develerin geceledikleri ve yine gündüz sıcağında kaldıkları yataklarda necaset'ten emin olunduğu zaman namaz kılmak, mutemed kavle göre mekruh değildir

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book On The Mosques And The Congregations — Hadis No: 755

Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْفَضْلِ الْمُقْرِي، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ أَرْسَلَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ تَعَالَ فَخُطَّ لِي مَسْجِدًا فِي دَارِي أُصَلِّي فِيهِ وَذَلِكَ بَعْدَ مَا عَمِيَ فَجَاءَ فَفَعَلَ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Ensardan bir adam gözlerini kaybettikten son Resulullah Sallallahu Aleyhi ve sellem'e: Teşrif et de evimde benim için bir mescid tayin et, Orada namaz kılatrım, diye evine da'vet etti. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de gelerek (dediğini) yaptı

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book On The Mosques And The Congregations — Hadis No: 764

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَكَّ بُزَاقًا فِي قِبْلَةِ الْمَسْجِدِ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dtn rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidin kıble duvarındaki bir tükrüğü kazımıştır. Not: Zevaid'de: İsnadı sahihtir. Ricali sikadır. Buhari ve Müslim'de bu hadis metni Ebu Hureyre, Ebu Said-i Hudri ve Abdullah bin Ömer (r.a.)'den rivayet edilmiştir, denmiştir. AÇIKLAMA (761, 762, 763 ve 764) 764 nolu Aişe (r.anha)'nın hadisinin Kütüb-i Sitte'den yalnız sünenimiz İbn-i Mace'de rivayet edildiği notta belirtildiği gibi Zevaid sahibi tarafından söylenmiş ise de bu hadis Müslim'in 'Mescidde tükürmekten nehiy' babında rivayet olunmuştur. İzah'ın sonunda Müslim'deki metni senediyle beraber nakledeceğiz Ebu Said-i Hudri (r.a.), Ebu Hureyre ve AbduIIah bin Ömer (r.a.)'in hadisleri, Buhari ve diğer sahih hadis kitabıarında az lafız farkıyla rivayet edilmiştir. Nühame: Göğüsten çıkan balğamdır. Bazıları: Burun yoluyla baştan inen balğam'a Nühame denilir, göğüsten çıkan balğam'a Nühaa denilir, demişlerdir. Busak ve Buzak kelimeleri, tükürük demektir. Bazı rivayetlerde 'Nühame' geçer, diğer bir kısım rivayetlerde 'Busak'; başka rivayetlerde 'Buzak' geçer. Mescidlerde, göğüs'ten çıkan balğam, baştan inen balgam ve ağızda oluşan tükürüğün atılması arasında bir fark yoktur. Hepsi yasaktır. Bu itibarla Bahsi geçen kelimelerden hangisi rivayet olunmuşsa netice değişmez. 761 nolu Ebu Hureyre (r.a.) ve Ebu Said-i Hudri (r.a.)'nin hadisinin Buhari ve Müslim tarafından da rivayet edildiğini yukarıda söylemiştik. Bu hadis, kıble ve sağ tarafa tükürmeyi yasaklıyor. Bu yasaklama umumidir. Yani namaz içinde veya mescid içinde olma şartını koşmuyor. Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai'nin Tarık bin Abdillah el-Muharibi (r.a.)'dan rivayet ettikleri benzer hadiste Nebi (s.a.v.) şöyle buyuruyor: ''Adam namaza durduğu zaman veya biriniz namaz klldığl zaman ne önüne ne de sağına tükürmesin ... " EI-Menhel yazarı 'Mescidde tükürmenin keraheti babı'ndaki Tarık (r.a.)'ın hadisini açıklarken şöyle der: ''Hadiste kıble ve sağ taraflarına tükürmek yasak kılındığından yasaklama zahiren haram kılınma anlamını taşır. Buhari'nin Enes (r.a.)'den olan rivayetinde yasaklama sebebinin Allah Teala'nın kişi ile kıble arasında oluşunun gösterilmesi de haramlık anlamını te'yid eder el-Hafız: 'Bu sebebe bağlamak, kıble tarafına tükürmenin mutlaka haram olduğuna delalet eder Kişi mescidde olsun olmasın hüküm aynıdır, özellikle namaz esnasında bu hareket şiddetle haramdır, Artık mescidde tükürmenin mekruhluğu tenzih için mi? tahrim için mi diye bir ihtilaf' söz konusu değildir. İbn-i Huzeyme ve İbn-i Hibban'ın sahihlerinden Huzeyfe (r.a.)'den mer1u' olarak rivayet edilen bir hadiste : "Kıble tarafına tüküren kişi, kıyamet günü tükrüğü gözleri arasında olduğu halde gelir." buyurulmuş; yine İbn-i Huzeyme'nin İbn-i Ömer (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettiği başka bir hadiste, ''Kıble tarafına balğam atan kişi, kıyamet günü balğam'ı yüzünde olduğu halde haşredilir." buyurulmuştur Ebu Davud ve İbn-i Hibban'ın es-Saib bin Hallad (r.a.)'dan riv;iyet ettikleri hadiste: Bir adam bir kavme imamlık etmiş de, kıble tarafına tükürmüş. Namazdan çıkınca ResululIah (s.a.v.), o kavme: "O şahıs size imamlık yapmasın.'' buyurmuş ve adama: ''Gerçekten sen, Allah'a ve Resulüne eziyet ettin." buyurmw)tur' demiştir. Tarık (r.a.)'in hadisinin zahirine göre kıbieye ve sağ tarafa tükürmenin yasaklığı namaz haline mahsustur. İmam Malik'e göre namaz dışında sağ tarafa tükürmekte beis yoktur. Nevevi. Namaz içinde ve namaz dışında kıble yönüne ve sağ tarafa tükürmek mutlaka yasaktır, demiştir, Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri Ebu Hureyre (r.a.)'in (761 nolu) hadisi mutlaka yasaklığa deleılet eder. Ebu Said-i Hudri (r.a.) ilc Cabir (r.a.)'in hadisi de buna delalet eder. El-Hafız. 'Sag tarafa tükürmenin mutlaka yasak olduğuna delalet eden delillerden birisi de İbn-i Mes'ud (r.a.)'in namazda değilken sağ tarafa tükürmekten kerahat ettigine dair Abdürrezzak ve başkasının rivayet ettikleri hadistir. Muaz bin Cebel (r.a.)'in de: Ben müslüman olalı sağ tarafıma tükürmedim, dedigi rivayet olunmuştur. Ömer bin Abdülaziz (r.a.)'in de, oğlunu sağ tarafa tükürmekten menettiği rivayet olunmuştur,' demiştir. Kadi iyad: Namaz esnasında mecbur olmadıkça sağ tarafa tükürmek yasaktır. Bundan başka hiç bir çare bulmak mümkün değilse zaruret nedeniyle yapabilir, demiştir. el-Hafız: Namaza duran kişinin üzerinde elbise varken sağ tarafa tükürmekten başka bir çare yoktur denemez. Zaten Şar-i Hakim mecbur kalındığında elbise içine tükürme yolunu göstermiştir, demiştir. Hadisin zahirine göre sol tarafa veya sol ayak altına tükürme ruhsatı verilmiştir. Tarık (r.a.)'in rivayetinde şöyle buyuruluyor: "Velakin sol tarafı boş ise oraya tükürsün. " Şu halde adamın sol tarafında bir kimse. varsa oraya da tüküremez. Ancak sol ayağ'ının altına tükürebilir. Nevevi: Sol tarafta veya sol ayağının altına tükürme ruhsatı mescidin dışındaki adama mahsustur. Mescid içinde kişi buralara da tüküremez. Ancak elbisesi içine tükürebilir. Çünkü: "Mescidde tükürmek günahtır,'' hadisi sahihtiı'. demiştir Nevevi şunu demek istemiştir: Nebi (s.a.v.) mescidde tükürmenin hata olduğunu" beyan ettikten sonra mescidde tükürmeye izin vermesi akıldan uzaktır. İbn-i Hacer 'Mişkatü'l-Mesabih' şerhinde: Kişinin sol tarafına veya sol ayağının altına tükürmesi ruhsatı, namazdaki şahsın mescidden başka bir yerde namaz kılması zamanına mahsustur. Veyahut mescidde iken tükürmesi halinde tükrüğünün mescidin her hangi bir yerine dokunmaması şartına bağlıdır. Namaz dışındaki tükürme ve mescid dışındaki tükürme hükmü de, namaz içindeki tükürme hükmü gibidir, demiştir. İbnü'l-İmad: Mescidde hakaret maksadıyla tükrüğünü her hangi bir tarafa atan kişinin küfre gittiği husüsunda alimler arasında her hangi bir ihtilaf yoktur, demiştir.' MESCİDDE TÜKÜRMENİN MEZHEBLERE GÖRE ŞER'İ HÜKMÜ 1- Hanefilere göre mescid i tükürük, sümkürük ve balğamdan korumak vacibtir Mescidin duvarlarına veya zeminine; döşemesinin üstüne veya altına tükürmek, tahrimen mekruhtur. Bunu yapanın derhal temizlemesi gerekir. Mescid tabanının topraklı oluşu, sert bir madde ile kaplı oluşu keza döşemeli, döşemesiz oluşu arasında hiç biı fark yoktur. 2- Şafii alimleriıw göre nıescidin tabanı yumuşak bir topreık labakasından teşekkül etmiş olup kişi önceden bir çukur kazıp içine tükürdükten Sonra toprakla iyice üstünü örterse haram işlemiş sayılmaz. Çukur kazmadan tükıırse haram işlemiş olur Tükürdükten sonra onu gömerse, günahın devamını önlemiş olur. Keza mesc:idin sert tabanına tükürük atmakla haram işlemiş olur, Günahııı devamını önlemek için, onu kazıması gerekir 3- Malikiler' göre tabanı sert olan mcscidin tabanına az tükürük atmak mekruhtur, Çok olunca haram olur Mescidin tabanı çakıl taşlarıyla döşeli olduğu zaman yere tükürmek mekruh değildir. 4- Hanbelilere göre mescidde tükürmek haramdır. Tabanı toprak veya çakıl taşlarıyla döşeli olan mescidin tabanına atılan tükürük, sahibi tarafından yere göınüldüğü takdirde günahın devamlılığı önlenmiş olur, Şayet. tabanı sert ise kazıması veya silmesi gerekir, Bunu hasırla örtmek kafi değildir. Sahibi tarafınrlan gömülmeyen tükürüğü görenin. bımun gidermesi vacibtir, 763 nolu İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini yukarıda anlattığımız gibi Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Maiik az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Bu hadisle namaz esnasındcl kıble tarafına tükiirmenin yasaklığl gerekçeli olarak bildirilnliştir EI-Menhel yazarının, bu hadisin açıklaması ile ilgili olarak verdiği bilginin biı' kısmı şöyledir: "Hadisin zahirine göre Nebi (s.a.v.), ınescidin kıble tarafında gördüğü balğaml bizzat gidermiştir. Nesai'nin Enes (r.a.)'den rivayet ettigi bir hadise: (762 nolu hadisimizi kastediyor) göre Ensardan bir kadın kalkıp mescid'in duvarındaki balğamı kazımış ve yerine haluk denilen güzel kokuyu sürmüştür Nebi (s.a.v.) de bunu beğenmiştir iki hadis arasında bir çelişki yoktur. Çünkü olayın teaddüdü (bir'den fazla tekrarı) muhtemeldir. Rivayetin zahirine göre görülen balğam kuruymuş. Çünkü yaş olmuş olsaydı ravi. " ... kazıdı'' yerine ''.sildi'' diyecekti. Hadis yaş balğam gibi kuru balğamın da pis olduğuna delalet. eder Hadis'in ''... كان اللَّه قبل وجهه...'' cümlesinin zahiri manası: ''Allah Teala namaza duranın yüzünün döndüğü tarafta olmuş olur.'' demektir-. Halbuki Allah mekandan münezzehtir. Bunun için bu cümle şöyle yorumlanmıştır. "AIlah'ın kıblesi ... '' veya "Allah'ın azameti ... '' yahut. "Allah'ın sevabı...'' Yami ehlinin malumu olduğu üzere lafza-i Celal'in dışında bir mudaf kelime takdir edilir . Hattabi cümleyi şöyle yorumlamıştır. Allah'ın, namaz kılınırken O'na doğru durmayı emrettiği kıble, namaz kılanın yüzünün döndüğü taraftadır. O halde kıble tarafını balğamdan korusun. Kabe'ye Allah'ın kabesi ve Allah'ın evi denildiği gibi namaz kılan'ın yüzünün dönük olduğu tcırafa Allah'ın tarafı ve Allah'ın kıblesi denilebiIiI'. Hadiste ''Kişi namazda olduğu zaman ... '' buyurulmuştur. Namaz dışında da kıble tarafına tükürmenin yasaklığı, sahih hadislerle sabittir. Özellikle namaz içinde kıble tarafına tükürmek çok daha ağır olduğu için bu hadiste ''namazda olduğu .. '' kaydı konulmuştur. HADİSiN FIKIH YÖNÜ : 1- Mescidi, kirletici olan her şeyden korumak gerekir. 2- İmam, mescidin durumunu kontrol ederek, pisliklerden korunmasında titizlik göstermelidir. 3- Hadis, Nebi (s.a.v.)'in yüksek tevazusunu ifade eder. 4- Özellikle kıble yönüne çok hürmet edilmelidir. Zevaid'de yalnız ibn-i Mace tarafından rivayet. edildiği bildirilen Aişe (r.anha)'nın hadisinin Müslim'de de rivayet edildiğini belirtmiştik. Müslim'in rivayeti şöyledir. " ... Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (s.a.v.) (mescidin) kıble duvarında bir tükürük veya sümük veya balğam görmüş de onu kazımıştır

Namaz
Detay →