← Ana sayfaya dön
HadisNamazSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 1027

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا قَامَ أَحَدُكُمْ إِلَى الصَّلاَةِ فَإِنَّ الرَّحْمَةَ تُوَاجِهُهُ فَلاَ يَمْسَحِ الْحَصَى ‏"‏ ‏.‏

Tercüme

Ebu Zer' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz namaza başladığı zaman, şüphesiz ona rahmet yönelir. Bu nedenle sakın (secde yerindeki) çakıllara el sürmesin.» AÇIKLAMA (1025, 1026 ve 1027): Hadis, namaz içinde cakıl taşlarını ellemenin doğru olmadığına delalet eder. Sindi: Cuma namazı bahsinde; "ve abesle iştigal eden için sevab yoktur.'' buyurulmuştur. Cuma sevabını gideren bir harekette çirkinlik bulunur. Bilhassa hutbeyi dinlemekten alıkoyarsa şüphesiz yasak bir hareket. sayılır, demiştir. Muaykib (r.a.)'ın hadisini Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi ve Ahmed rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayeti mealen şöyledir: "Secde yerinin toprağını (elile) düzelten adama Resulullah (s.a.v.): ''Eğer (secde edeceğinl yerin toprağını düzeltmeye mecbur olursan, (elini) bir defa sür."" Ebu Davud'un rivayetinde Peygamber (s.a.v.)'in buyruğunun meali şudur: ''Sen namazda iken çakıllara el sürme. Eğer mecburiyetten yapacak olursan çakılları tesviye etmek üzere bir defa el sürmek yeter." Buhari ve Ebu Davud'un rivayetinden anlaşıldığı gibi secde yerindeki topragı ve çakıl taşlarını tesviye etmek için namaz içinde secde yerine bir defa el sürmek caizdir, caizliğin sebebi de secde ederken eziyete maruz kalmamaktır. Ebu Zer' (r.a.)'in hadisini Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ahmed ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. El-Menhel yazarı: Namaza giriş sayesinde kişiye yöneltilen ilahi rahmetin kesintiye uğramaması için secde yerindeki çakıl taşlarını tesviye etmekle (düzeltmek) meşgul olmamak gerekir. Secde yerindeki toprak ve kum da çakıl taşları hükmündedir. Bunları tesviye etmekle meşgul olmak namazdaki huzur ve huşunun kesilmesine, dolayısıyla rahmetin kesilmesine yol açar, demiştir. El-Menhel yazarı daha sonra şöyle der: "Bu babta rivayet olunan hadisler, namaz içinde, secde yerindeki çakılları, toprağı, kumu ve benzeri şeyleri tesviye etmenin kerahatine ve zaruret halinde bir defa el sürmenin caizliğine delalet eder Bu husustaki alimlerin görüşüne gelince: Ömer, Cabir, Mesrük, İbrahim en-Nehai, Hasan-i Basri ve cumhur'a göre secde yerindeki çakıllara el sürmenin mekruhluğuna hükmetmişlerdir. Malik'ten: Secdeden başını kaldırınca alnına yapışık toprağın yüzüne dökülüp dağılmasıyla eziyete maruz kalacak adamın. secde yerine el sürmesinde bir beis olmadığını söylediği rivayet edilmiştir. EI-Muvatta'da Ebu Ca'fer El-Kari'den rivayet ettiğine göre kendisi şöyle demiştir; Ben Abdullah bin Ömer (r.a.)'i secde için eğildiği zaman alnını koyacağı yerdeki çakıllara hafifçe elini sürerken gördüm. Zahiriye mezhebine mensup alimler, hadislerin zahiri ile hükmederek bir defadan fazla çakıllara el sürmek haramdır, demişlerdir. Abdullah bin Mes'ud, Ebu Hureyre, Huzeyfe ve Ebu Zer' (r.a.). bir defa el sürmeye ruhsat verenlerdendirler. İbn-i Huzeyme, kendi sahihinde rivayet ettiğine göre Cabir (r.a.): Namaz içinde çakıllara el sürrnenin hükmünü Resulullah (s.a.v.)'e sorduk. Buyurdu ki: ''Bir defa. bunu yapmaktan sakınman tümü kara gözlü olan yüz deveden daha hayırlıdır.'' Secde yerindeki çakıllara el sürme yasağının hikmetine gelince. namaz kılana yönelen ilahi rahmettin dönüp başka şeylerle meşgul olmamak ve rahmetten alacağı nasibi kaçırmamaktır. Bazıları demiş ki; Bunun hikmeti secde mahallinde bulunan çakılları basıp toprağa gömmek veya temizlemekle, üzerlerinde secde edilmesinden hoşlanan çakılları mahrum etmemektir. Nitekim İbn-i Ebi Şeybe'nin rivayetine göre Ebu Salih: Secdeye varmak istediğin zaman çakıllara el sürrne. Çünkü her çakıl. üzerinde secde edilmesini sever, demiştir. Bir kısım alimler de : Çakıllara el sürüp secde yerini düzenlemek tevazu'ya aykırıdır. demişlerdir.' HADİSLERDEN ÇIKARILAN HÜKÜMLER : 1- Zaruret olmadıkça. namazda iken secde yerine el sürmek mekruhtur. Abesle iştigaldir. 2- Zaruret halinde bir defa el sürmek caizdir. 3- Namaza durana ilahi rahmet yönelir

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 5/225 (No: 1027)

https://sunnah.com/ibnmajah/5/225

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — The Chapters on Business Transactions — Hadis No: 2218

Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حُمَيْدٍ الأَعْرَجِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ عَتِيقٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى عَنْ بَيْعِ السِّنِينَ ‏.‏

Câbir bin Abdillah (r.a.)'dan; Şöyle demîşiir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sinin bey'i (denilen muayyen ağaçların gelecek bir kaç yıllık meyvalarını önceden satma işini yasaklamıştır. Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmiştir)

Genel
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Chapters on Rulings — Hadis No: 2353

Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الصُّلْحُ جَائِزٌ بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ إِلاَّ صُلْحًا حَرَّمَ حَلاَلاً أَوْ أَحَلَّ حَرَامًا ‏"‏ ‏.‏

Amr bin Avf (el-Müzenî (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim: «Sulh, müslümanlar arasında caizdir. Meğer ki bir helali haram eden veya bir haramı helâl eden sulh ola.» EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Helal & Haram
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Chapters on Pawning — Hadis No: 2448

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا لِي أَرَى لَوْنَكَ مُنْكَفِئًا ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ الْخَمْصُ ‏"‏ ‏.‏ فَانْطَلَقَ الأَنْصَارِيُّ إِلَى رَحْلِهِ فَلَمْ يَجِدْ فِي رَحْلِهِ شَيْئًا فَخَرَجَ يَطْلُبُ فَإِذَا هُوَ بِيَهُودِيٍّ يَسْقِي نَخْلاً فَقَالَ الأَنْصَارِيُّ لِلْيَهُودِيِّ أَسْقِي نَخْلَكَ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ كُلُّ دَلْوٍ بِتَمْرَةٍ ‏.‏ وَاشْتَرَطَ الأَنْصَارِيُّ أَنْ لاَ يَأْخُذَ خَدِرَةً وَلاَ تَارِزَةً وَلاَ حَشَفَةً وَلاَ يَأْخُذَ إِلاَّ جَلْدَةً ‏.‏ فَاسْتَقَى بِنَحْوٍ مِنْ صَاعَيْنِ فَجَاءَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Ebû Hureyre (r.a.)'den: Şöyle demiştir: Ensâr'dan bir adam gelerek: Yâ Resûlallah! Ben senin rengini değişmiş görüyorum, ne oldu? dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Açlık.» buyurdu. Bunun üzerine Ensâri zat hemen eşyasının olduğu yere gitti. Eşyası arasında (yiyecek) bir şey bulamadı. Sonra (yiyecek) aramaya çıktı. Bir hurmalığı sulayan bir yahüdî ile karşılaştı. Ensâri zât, yahûdîye: Senin hurmalığım sulayayım (mı)? dedi. Yahudi: Evet (sula) dedi. Ensâri: Her kova (su) bir adet kuru hurma (ücret) ile, dedi. Ve Ensâri. ne içi kararmış, ne sertleşmiş kuru ve ne de kötü olan hurmayı almamayı ve kuru iyi hurmadan başka hurmayı almamayı şart koştu. Sonra iki sâ' kadar (kuru hurma) karşılığı su çıkardı ve aldığı hurmayı Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Abdullah bin Said bin Keysan'ı Ahmed, İbn-i Main ve başkası zayıf saymışlardır

Genel
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Chapters on Blood Money — Hadis No: 2690

Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَتَلَ رَجُلٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُفِعَ ذَلِكَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَدَفَعَهُ إِلَى وَلِيِّ الْمَقْتُولِ فَقَالَ الْقَاتِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ مَا أَرَدْتُ قَتْلَهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِلْوَلِيِّ ‏ "‏ أَمَا إِنَّهُ إِنْ كَانَ صَادِقًا ثُمَّ قَتَلْتَهُ دَخَلْتَ النَّارَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَخَلَّى سَبِيلَهُ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ مَكْتُوفًا بِنِسْعَةٍ فَخَرَجَ يَجُرُّ نِسْعَتَهُ فَسُمِّيَ ذَا النِّسْعَةِ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam (bir müslüman kişiyi) öldürmüştü. Dâva Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arzedildi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de katili (kısas edilmek üzere) maktulün velîsine teslim etti. Bunun üzerine katil: Yâ Resulallah Allah'a yemin ederim ki ben maktulü kasden öldürmedim, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), maktulün velîsine: «Bilmiş ol ki, katil eğer gerçekten doğru sözlü olup sonra sen onu öldürür isen Cehennem ateşine girersin,» buyurdu. Ebu Hureyre dedi ki: Bu buyruk üzerine maktulün velîsi katili serbest bıraktı. Ebu Hureyre dedi ki: Katilin elleri bir enli ve uzun kayışla arkasından bağlı idi. Katil, kayışını çekerek, yederek çıkıp gitti. Bu nedenle kendisine Ze'n-Nis'a ( = kayış sahibi) ismi verildi

Genel
Detay →