← Ana sayfaya dön
HadisNamazSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — Chapters Regarding Funerals — Hadis No: 1501

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ مَا أَبَاحَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَلاَ أَبُو بَكْرٍ وَلاَ عُمَرُ فِي شَىْءٍ مَا أَبَاحُوا فِي الصَّلاَةِ عَلَى الْمَيِّتِ ‏.‏ يَعْنِي لَمْ يُوَقِّتْ ‏.‏

Tercüme

Cabir (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ne Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ne Ebü Bekir ve ne de Ömer (r.a.) cenaze namazı hakkında cevaz verdikleri kadar hiç bir şey hakkında bize cevaz vermediler. Yani (cenaze namazını) bir vakte bağlamadılar. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ravi Haccac bin Ertat çok tedlisçi idi. Tedlisçilikle meşhurdu. Bu hadisi de an'ane ile rivayet etmiştir. AÇIKLAMA (1500 ve 1501): Bu hadis zevaid türündendir. Sindi bu hadisle ilgili olarak şöyle der: Yani cenaze namazının her vakitte kılınması hakkında verilen cevaz hiç bir şey hakkında verilmemiştir. Hadis, böyle yorumlanınca cenaze namazının mekruh vakitler dahil her vakitte kılınabileceğine ve cenaze namazı için hiç mekruh vakit olmadığına delalet eder. Halbuki bu mana hadislerin ifade ettikleri hükme muhalif olmakla beraber,müellif'in açtığı bu babla münasebeti de yoktur. Bunun içindir ki; bazıları: Hadisten maksad şu olabilir demişlerdir: Cenaze namazında belli bir dua'nın okunması tahdidi konulmamıştır. Herhangi bir dua okunabilir. Sindi'nin zikrettiği son yoruma göre hadisin son cümlesinin: لم يوقت değil لم يوقف olması gerekir. Bu iki cümlenin son harfinin yazılışı birbirine yakındır. Yani bir kalem hatası ihtimali üzerinde duruluyor. Birinci cümlenin manası: 'Tevkit etmemiş. Yani belli bir vakte bağlaımamıştır. ' İkinci cümlenin manası: 'Tevkif etmemiştir. Yani duayı belirli bir sınırda durdurmamıştır." Bence hadisteki ibaha'dan maksad; cevaz vermek değil, açıktan okumaktır. Ve hadisten maksad şudur: 'Resulullah (s.a.v.) olsun, Ebu Bekir (r.a.) ve Ömer (r.a.) olsun, bunlar cenaze namazında bize açıktan dua okudukları kadar, hiçbir şeyde bize açıktan dua okumamışlardır.' Zaten bu babtaki hadisler, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in cenaze namazındaki duaları açıktan okuduğuna delalet ediyorlar. Bu hadis, böyle yorumlanınca bu babla olan münasebeti açıktır. Hadisin sonundaki; لم يوقت cümlesinin manası da şu olabilir: Cenaze namazındaki duayı açıktan okumayı herhangi bir vakte bağlamamıştır. Yani cenaze namazı, gece kıldırılsın, gündüz kıldırılsın, dua açıktan okunmuştur. Bilindiği gibi sair namazlarda durum değişiktir. Akşam, yatsı ve sabah namazlarında açıktan kıraat edilir. Gece kılınan sair namazlarda da açıktan okumak meşrudur. Gündüz kılınan öğle, ikindi farzları ve sair nafilelerde kıraat gizli yapılır. Miftahu'l-Hace'de nakledildiğine göre Hafız İbn-i Hacer: Benim muttali' olduğum şey, buradaki ibahanın cehren yani açıktan okumak manasında olmasıdır. Zahir budur ki; Cenaze duası açıktan da okunabilir, gizli de okunabilir, demiştir. Yukarıda acizane açıkladığımız muhtemel yorum, Ahmed'in Cabir (r.a.)'den rivayet ettiği ve el-Menhel yazarın'ın Ölüye Dua Babı'nda zikrettiği şu hadise aykırıdır: «Cabir (r.a.)'den şöyle demiştir: Ne ResuIlulah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne Ebu Bekir ne de Ömer (r.anhuma) cenaze duasını bize açıktan okumadılar.» Yukarıdaki durum müvacehesinde hadisin asıl manasını Allah'a ve Resulüne havale etmek en ihtiyatlı olan'ıdır

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 6/69 (No: 1501)

https://sunnah.com/ibnmajah/6/69

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — Chapters on Dress — Hadis No: 3585

Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ دَخَلَ مَكَّةَ وَعَلَيْهِ عِمَامَةٌ سَوْدَاءُ ‏.‏

Câbir (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (fetih yılı) başında siyah bir sarık olduğu halde Mekke'ye girdi

Hac & Umre
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book of the Sunnah — Hadis No: 184

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ الْعَبَّادَانِيُّ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ الرَّقَاشِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ بَيْنَا أَهْلُ الْجَنَّةِ فِي نَعِيمِهِمْ إِذْ سَطَعَ لَهُمْ نُورٌ فَرَفَعُوا رُءُوسَهُمْ فَإِذَا الرَّبُّ قَدْ أَشْرَفَ عَلَيْهِمْ مِنْ فَوْقِهِمْ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ ‏.‏ قَالَ وَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ ‏{سَلاَمٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَحِيمٍ}‏ قَالَ فَيَنْظُرُ إِلَيْهِمْ وَيَنْظُرُونَ إِلَيْهِ فَلاَ يَلْتَفِتُونَ إِلَى شَىْءٍ مِنَ النَّعِيمِ مَا دَامُوا يَنْظُرُونَ إِلَيْهِ حَتَّى يَحْتَجِبَ عَنْهُمْ وَيَبْقَى نُورُهُ وَبَرَكَتُهُ عَلَيْهِمْ فِي دِيَارِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur : «Cennet ehli (kendilerine verilen) ni'met içinde (yaşar) iken aniden onlara bir nur çıkıp yükselecektir. Bunun üzerine onlar başlarını kaldıracak. İşte o anda Rab Teala, şanına layık bir yükseklik ve yücelikle onların fevkinden onlara zuhur edecektir.Sonra (onlara) : - Ey Cennet ehli, Selam sizlere olsun! buyuracaktır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: İşte (Allah’ın Cennet ehline buyurduğu) şu selam, O’nun = «Allah tarafından bir söz olarak onlara «Selam» vardır. Kavli (Celili)dir. » (Ya-sin, 58) (Bundan sonra) Resulullah s.a.v. : « Allah Teala (Selam verdikten) sonra onlara bakar, onlar da Allah’a bakarlar da Allah’a baktıkları sürece hiçbir ni'met'e iltifat etmiyecekler. Nihayet Allah zatını onlar tarafından görülmez kılar. Fakat Cennet ehlinin makamlarında ve onların üzerinde Allah’ın nur'u ve bereketi devamlı kalır.» Not: Hadisin ravilerinden EI-Fadl Er-Rakkaşi'nin zayıflığına hadisçiler ittifak ettikleri için Sindi hadisin isnadının zayıf olduğunu söylemiştir. Suyuti de Misbahu'-Zücace'de.: İbnü'l-Cevzi'nin bu hadisi mevzu hadisler arasında zikrettiğini beyan ettikten sonra EI-Ukayli'den naklen şunları söylemiştir: Hadisin ravilerinden Abdullah bin Ubeydillah Ebu Asım EI-Abbadani'nin hadisleri münkerdir. Ravi EI-Fadl'ın da Kaderiyye ehlinden olduğu rivayet olunmuş, hadisleri de zayıf sayılmıştır, Ancak El-Lalali'l-Masnia'da zikredildiğine göre hadis Ebu Hureyre r.a.'e ulaşan başka bir yol ile rivayet edilmiştir. Mahir: Bu tenkidler o sened için zikredilmemiştir. Böylece aşağıdaki metnin değil senedin mevdu olma ihtimali vardır

Ticaret
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Zuhd — Hadis No: 4151

Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، وَأَبُو خَالِدٍ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ ضِجَاعُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَدَمًا حَشْوُهُ لِيفٌ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, üstünde yattığı yatak, içi lif (yâni hurma yaprağı) ile dolu tabaklanmış deri idi. AÇIKLAMA 4154’te

Genel
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book of Purification and its Sunnah — Hadis No: 426

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ سَالِمٍ أَبُو جَهْضَمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِإِسْبَاغِ الْوُضُوءِ ‏.‏

(Abdullah) İbn-i Abbas (Radiyallahu anhuma)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize abdest isbağını emretti

Namaz
Detay →