← Ana sayfaya dön
HadisNamazSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — The Book of Purification and its Sunnah — Hadis No: 664

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ إِنِّي اغْتَسَلْتُ مِنَ الْجَنَابَةِ وَصَلَّيْتُ الْفَجْرَ ثُمَّ أَصْبَحْتُ فَرَأَيْتُ قَدْرَ مَوْضِعِ الظُّفْرِ لَمْ يُصِبْهُ الْمَاءُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَوْ كُنْتَ مَسَحْتَ عَلَيْهِ بِيَدِكَ أَجْزَأَكَ ‏"‏ ‏.‏

Tercüme

Ali (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir adam. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ben cünüplükten guslettim ve sabah namazını kıldım. Sonra sabahleyin vücudumdan bir tırnak yeri kadarının kuru kaldığını gördüm, dedi Nebi- (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Eğer sen, o yerin üzerine elini sürseydin (ve böylece o yerin üzerinden su geçmesini sağlamış olsaydın) sana kafi gelecekti.» buyurmuştur." Not: Ravi Muhammed bin Ubeydullah'ın zayıf olması sebebiyle isnadın zayıflığı Zevaid'de belirtilmiştir. AÇIKLAMA : Kütüb-i Hamse'de bulunmayan (yani kütüb-i sitteden sadece İbn-i Mace'nin rivayet ettiği) bu iki hadis ile ilgili olarak Sindi şöyle demiştir: 'İlk hadis, ğuslederken bir uzvun üzerindeki ıslaklık ve suyun, başka bir uzva nakledilmesi ve onun da bu suretle yıkanmasının caizliğine delalet eder. Bu hüküm, Hanefi alimlerinin kavline uygundur. Ğuslederken, kuru kalan yerin meshedilmesinin yeterliliği anlamı, hadisten çıkarılamaz. Bilakis Nebi (s.a.v.)'in Mubarek saçlarını sıkması suretiyle kuru kalan yer üzerinde suyun aktığı hadisten açıkça anlaşılıyor. İkinci hadiste geçen mesh'den maksad, yalnız ıslak elin kuru kalan yere sürülmesi suretiyle ıslatılması değildir. Gaye, ıslak elin sürülmesiyle kuru kalan yer üzerinden suyun kolayca akmasına yardımcı olunmasıdır. Bu nedenle ikinci hadiste de kuru kalan yerin meshedilmesinin kifayet edeceği manası yoktur.' Ğusül abdesti alınırken kuru kalan yerin daha sonra yıkanması ile ilgili, alimlerin görüşünü bundan sonraki bab'ta gelen hadislerin izahında belirteceğiz. İnşaallah! Bab'ın başlığında ve birinci hadisin metninde geçen ''Lum'a'' kelimesinin asıl manası, yeşil sahanın bir bölümüdür. Kuru iken alınan bir parça otun adı oldugu da söylenir. Bir de başka renk içinde bulunan beyazlık veya siyahlık yahut da kırmızıya da lum'a denir. Fıkıhçıların istılahında ise abdest veya ğusülde kuru kalan yere lum'a denir

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 1/398 (No: 664)

https://sunnah.com/ibnmajah/1/398

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 933

Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا وُضِعَ الْعَشَاءُ وَأُقِيمَتِ الصَّلاَةُ، فَابْدَءُوا بِالْعَشَاءِ ‏"‏ ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur : «Akşam yemeği konduğu ve namaz (için) ikamet edildiği zaman siz önce yemek yeyiniz.» Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Tirmizi de benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayeti mealen şöyledir: ''..Akşam yemeğiniz önünüze konduğu vakit akşam namazını kılmadan yemeğe başlayınız. (Namaza) acele edip de yemeğinizi bırakmayınız.'' AÇIKLAMA 935’te

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 935

Hadis
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، جَمِيعًا عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا حَضَرَ الْعَشَاءُ وَأُقِيمَتِ الصَّلاَةُ، فَابْدَءُوا بِالْعَشَاءِ ‏"‏ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Akşam yemeği hazırlanmış olduğu ve namaz (için) ikamet edildiği zaman önce yemek yeyiniz.» Diğer tahric: Müslim ve Ebu Davud ile İbn-i Hibban başka lafızlarla rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA(933, 934, 935): Müslim'in rivayeti şöyledir: ''. Yemek hazır iken namaz'a başlamak yoktur.'' Aşa.': Akşam yemeği demektir. İşa: Yatsı namazı demektir. Bu babta rivayet edilen ilk hadiste akşam yemeği konduğu zaman namaza ikamet edilirse namaza durulmayıp önce yemek yenmesi emrediImiştir. Üçüncü hadiste, akşam yemeği hazırlanıp namaza ikamet ediIdiği zaman akşam yemeğiyle işe. başlanması emredilmiştir. Tirmizi'nin bu babta rivayet ettiği üçüncü hadisin şerhinde; Tuhfetu'I-Ahvezi yazarı aşağıdaki bilgiyi vermiştir: ''El-Iraki; 'Akşam yemeginin hazırlanmasından maksat yemek yiyenin önüne konmuş durumda olmasıdır. Yemeğin hazırlanmış olması veya kaplara konmuş olması kasdedilmemiştir. Çünkü hadisçilerin ittifakla rivayet ettikleri İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisinde Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizden birisinin akşam yemegi önüne konduğu zaman önce yemek yesin ve yemek yiyinceye kadar acele etmesin.'' İbn-i Ömer (r.a.) için yemek konuldu, bu arada namaz (için) ikamet ediliyordu. Kendisi imarnın kıraatını işittiği halde yemeğini yemedikçe namaza kalkmazdı,' demiştir. Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri Enes (r.a.)'in hadisi El-Iraki'nin kavlini te'yid eder. Şu halde hadislerdeki hüküm, hazırlanıp henüz adamın önüne konmamış olan yemek hakkında degildir. Hadislerde namaz kelimesi mutlak olarak geçmiştir. İbn-i Dakiki'l-İyd; 'Namaz kelimesi akşam namazı ile yorumlanmalıdır. Çünkü bir rivayette akşam namazı tabiri kullanılmıştır. Başka bir sahih rivayette de : ''Biriniz oruçlu iken akşam yemeği konduğu zaman...'' buyurulmakla namazdan maksadın akşam namazı olduĞu belirtilmiş oluyor.' demiştir. El-Fahihani ise: 'Hadisteki namaz kelimesi umumi manada kabul edilmelidir. Çünkü önce yemek yemenin hikmeti. aç karnına namaza durulduğunda zihnin yemekle meşgul olması ve ibadette arzulanan huşu'un terkedilmesi endişesidir. Bu endişe akşam namazına münhasır degildir. Bir rivayette akşam namazının zikredilmesi bu hükmün ona münhasır oldugunu gerektirmez. Zira oruçlu olmadığı halde çok acıkmış olan kişi icabında oruçlu kimseden daha fazla yemege iştiyaklı olabilir, demiştir. El- Hafız İbn-i Haceri-i Askalani el-Fethü-l'Bari'de bu iki kavli naklettikten sonra: 'Yemeğin namazdan önceye alınması sebebine bakılarak ve acıkmış kişIyi oruçluya ve öğle yemeğini akşam yemeğine kıyaslamak suretiyle hadiste geçen namaz kelimesini umumi (genel) manaya 'yorumlanamaz,' demiştir.'' Tirmizi. Enes (r.a.)'in hadisini rivayet ettikten sonra şöyle der: 'Enes (r.a.)'in hadisi hasen-sahihtir. Ebu Bekir, Ömer, İbn-i Ömer ve diğer bazı sahabiler (r.anhum)'un ameli bu hadise göredir. Ahmed ve İshak da bununla hükmederek; cemaatı kaçırsa bile kişi önce akşam yemeğini yer, demişlerdir. Ben el-Carud'den işittim kendisi Veki'den işittiğine göre Veki' bu hadis hakkında: Eğer yemeğin bozulmasından korkarsa kişi önce yemek yer, demiştir. Fakat sahabilerin ve başkalarının yukarıda geçen kavli uygulanmaya şayandır. Bu alimlerin maksadı, kişinin kalbi bir şey ile meşgul iken namaza durmamasıdır. İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: ''İçimizde bir şey var iken namaza durmayız'', demiştir.' EI-Menhel yazarı; 'Abdesti dar iken adam namaza durur mu?' babında rivayet olunan Aişe (r.anha)'nın mezkur hadisini açıklarken aşağıdaki bilgiyi vermiştir: "Hadisten maksat konmuş olan yemekle kalbi meşgul olan kişinin önce yemek ihtiyacını gidermeden farz bile olsa namaza durmamasıdır. Bu halde namaza durmak Cumhur'a göre tenzihen mekruhtur. Zahiriye mezhebine mensup alimler, İbn-i Hazm, Ebu Sevr ve bir cemaata göre bu halde namaza durmak haramdır. Kılınan namaz da batııdır. Hazırlanmış ve hemen adamın önüne konabilecek durumdaki. yemeğin hükmü, konmuş olan yemeğin hükmü gibidir. Namazdan önce yemeğe oturma hükmü, namaz vaktinin geniş olması kaydına bağlıdır. Eğer yemeğe oturulduğu takdirde namaz vaktinin çıkmasından korkulursa, kişinin önce namaz kılması vacibtir. Cumhurun kavli budur. Çünkü Bağavi'nin Şerhü's-Sünne'de ve Ebu Davud'un rivayet ettikleri Cabir (r.a.)'in hadisine göre Nebi (s.a.v.l: ''Namaz ne yemek için ne de başka şey için tehir edilemez.'' buyurmuştur. İbnü-Melek, Cabir (r.a.)'in hadisini şöyle yorumlamıştır: 'Adam pek acıkmamışsa veya vakit daralmış olup namazın kazaya kalması korkusu varsa önce namaz kılınır, namaz tehir edilemez.' Kalbi meşgul eden ve huşu'u gideren engeller yemek hükmündedir. Önce meşgüliyetler giderilmeli, sonra namaz'a durulmalıdır

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 934

Hadis
حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا وُضِعَ الْعَشَاءُ وَأُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَابْدَءُوا بِالْعَشَاءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَتَعَشَّى ابْنُ عُمَرَ لَيْلَةً وَهُوَ يَسْمَعُ الإِقَامَةَ ‏.‏

(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Akşam yemeği konduğu ve namaz (için) ikamet edildiği zaman siz önce yemek yeyiniz.» Ravi demiştir ki: Bu emre binaen bir akşam, lbn-i Ömer (r.a.) ikamet sesini işittiği halde (namaza durmayıp önce) akşam yemeğini yedi. Tahric: Nesai hariç, Kütüb-i Sitte sahibIerince rivayet edilmiştir. AÇIKLAMA 935’te

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 936

Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي الْمَلِيحِ، قَالَ خَرَجْتُ فِي لَيْلَةٍ مَطِيرَةٍ فَلَمَّا رَجَعْتُ اسْتَفْتَحْتُ فَقَالَ أَبِي مَنْ هَذَا قَالَ أَبُو الْمَلِيحِ ‏.‏ قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ وَأَصَابَتْنَا سَمَاءٌ لَمْ تَبُلَّ أَسَافِلَ نِعَالِنَا فَنَادَى مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَلُّوا فِي رِحَالِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Ebu'l-Melih (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben yağışlı bir gece (cemaatla namaz kılmak için evden) çıktım. Sonra (namazdan) dönünce evin kapısını açtırmak istedim. Babam (Usame bin Umeyr): Kim O? dedi. Ben: Ebü'l-Melih'dir, dedim. Babam: Vallahi iyi bilirim ki, Hudeybiye günü biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber idik Ayakkabılarımızın altlarını ıslatmayan bir yağmur yağdı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in müezzini : «Namazınızı olduğunuz yerlerde kılınız!» diye bağırdı, dedi. Diğer tahric: Ebu Davud, El-Hakim ve Beyhaki, bu hadis metninin, Usame'ye ait olan parçasının benzerini rivayet etmişlerdir

Namaz
Detay →
Sünen-i İbn Mâce — The Book of Purification and its Sunnah — Hadis No: 664 — FetvaAra