← Ana sayfaya dön
HadisNamazSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — The Book of Purification and its Sunnah — Hadis No: 550

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا ثَوْرُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ رَجَاءِ بْنِ حَيْوَةَ، عَنْ وَرَّادٍ، كَاتِبِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَسَحَ أَعْلَى الْخُفِّ وَأَسْفَلَهُ ‏.‏

Tercüme

Muğire bin Şu'be (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) mestin üstüne ve altına meshetmiştir. Not: Senedde ravilerden El-Velid'in tedlisçi olduğu, Sevr'in Reca* bin Heyvet'ten hadis işitmediği ve El-Muğire'nin katibinin (verrad) meçhul olduğu halde hadisi mürsel rivayet ettiği söylenmişse de, şöyle cevap verilmiştir: El-Velid: »- = «Bize Sevr tahdis etti.» demiştir. Bunda tedlis yoktur. Sevr'in Reca'dan hadis işittiğini BeyhakI tesbit ederek; Sevr'in de : — «Bize Reca' tahdis etti, dediğini belirtmiştir. El-Muğtre'nin katibi de, El-Muğire'yi zikretmiştir. Bunun iğin hadiste mürsellik yoktur. İbn-i Maceh'in açıkladığı gibi Muğire'nin katibinin adı Verrad'dır. Künyesi ise Ebu Said'dir. Şa*bl ve başkası ondan rivayet etmişlerdir. (Artık katibin meçhul olmadığı anlaşılır.) Diğer tahric: Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud, Darekutni, Beyhaki ve İbnü'l-Carud AÇIKLAMA : Nevevi, hadisçilerin bu hadisi zayıf gördüklerini söylemiştir. EI-Menhel yazarı «Mesh" babında rivayet olunan bu hadisin izahını yaparken şöyle der: Buhari, Ebu Zur'a, Tirmizi, Ebu Davud ve Şafii gibi büyük hadis imamları ve müteahhirinden İbn-i Hazm bu hadisi zayıf görmüşlerdir. Doğrusu da budur. Bu hadis, sahih hadislerin hepsine muhaliftir. (Çünkü sahih hadisler Nebi (s.a.v.)'in, mestlerinin yalnız üst kısmına meshetmekle yetindiğine delalet ederler. Bu hadis ise mestlerin hem üstüne, hem altına meshettiğini bildirir. Bu hadisin zayıflığına ait illetlerin bir kısmı müessir değil ise de hadisin sıhhatına mani olacak derecede etkili olan kısmı da vardır. Nitekim yalnız El-Velid bin Müslim hadisi mevsul olarak isnad etmiş, kendisinden daha yüce ve hıfzı daha kuvvetli olup, hadiste imam sayılan AbduIIah bin El-Mübarek hadisi mürsel olarak rivayet etmiştir. Çünkü onun rivayetinde El-Muğire'nin katibi doğrudan Peygamber (s.a.v.)'den naklediyor. Abdullah bin El-Mübarek ile El-Velid bin Müslim, ihtilafa düştükleri zaman Abdullah'ın dediği makbuldür. Hadis hafızlarının bir kısmı: El-Velid bi Müslim, bu hadiste iki yerde hata etmiştir. Birincisi, Reca' El-Muğire'nin katibinden işitmemiştir. An'ane ile ondan nakletmiştir. İkinci hata, Sevr, Reca'dan işitmemiştir, demişlerdir. 'Üçüncü bir hata var. O da şudur ki; Hadisin mürsel oluşu doğrudur. Hadis hafızlarının hepsi bunu beyan etmişlerdir. Şafii de, hadisin zayıflığını belirtmiş olup, mestlerin hem üstüne, hem altına meshetmenin daha iyi olması hususunda Beyhaki ve başkasının İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet ettikleri esere itimad etmiştir.'' VACİB VE SÜNNET OLAN MESH MİKTARINDAKİ İHTİLAF : EI-Menhel yazarı, aynı babta ihtilafla ilgili olarak şöyle der: "Alimler, vacib olan mesh miktarı ile sünnet olan mesh miktarı hakkındaki muhtelif görüşler beyan etmişlerdir: 1- Maliki alimlerinin meşhur kavline göre mestlerin üst kısmının tamamını topuklara kadar meshetmek vacibtir. Altını meshetmek de sünnettir. Sünnet olan meshin yapılışı şöyledir: Kişi, sağ elini, sağ ayağının parmak uçlarına üstten bırakır. Sol elini de ayak parmaklarının altına bırakarak her iki elini beraber topuklara kadar çeker. Sol ayağın meshine gelince, bunun tersine sağ elini, sol ayağının altına ve sol elini ayağın üstüne bırakarak yine parmak uçlarından topuklara kadar her iki elini çeker. 2- Şafii alimlerinin meşhur kavline göre mestin üst kısmından ve abdestte yıkanması farz olan herhangi bir yere meshetrnek vacibtir. Mestin hem üstünü, hem altını çizgiler halinde meshetmek sünnettir. Yapılış şekli için en sevaplı olanı şudur ki; Kişi, sağ elini sağ ayağının parmak uçlarının üstüne ve sol elini aynı ayağının topuğunun altına bıraktıktan sonra, sağ elini bacağa doğru ve sol elini parmak uçlarına doğru çeker. (Sol ayağının meshinde sağ el topuğun altına ve sol el ayağın parmak uçlarına bırakıldıktan sonra aynı şekilde çekilir.) 3- Hanefi alimlerine göre vacib olan miktar mestin üst kısmından elin serçe parmağıyla üç parmak kadar meshetmektir. Mestin içine, kenarlarına ve altına meshetmek sünnet değildir. Müstahab olan mesh şekli budur. Kişi sağ elin parmaklarını sağ ayağın parmaklarının hizasına üstten bırakır. Sol elin parmaklarını da sol ayağın parmaklarının üstüne bıraktıktan sonra ellerini bacağa doğru çeker. Parmaklarla beraber el ayasını da mestlere sürerse daha iyidir. Meshin çizgiler halinde olması daha makbuldür. 4- Hanbeli alimleri; mestin üst kısmının çoğuna meshetmek caizdir, mestin altını ve topuğunu meshetmek yerine geçmez. İki ayagı beraber meshetmek sünnet değildir. Sünnet olan mesh şekli şöyledir: Mesh işi sol el ile yapılmalı, el parmakları birbirine yapışmamalı, ayak parmaklarının uçlarından bacağa doğru yapılmalıdır, demişlerdir. HADiSiN FIKIH YÖNÜ : Hadis, Peygamber (s.a.v.)'in, mestin üstüne ve altına meshettiğine delalet eder. Fıkıhçıların bu konudaki görüşleri yukarıda beyan edilmiştir

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 1/284 (No: 550)

https://sunnah.com/ibnmajah/1/284

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — Chapters on Food — Hadis No: 3313

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ كُنَّا نَرْفَعُ الْكُرَاعَ فَيَأْكُلُهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ مِنَ الأَضَاحِيِّ ‏.‏

Âişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: And olsun ki biz sığır ve davarın ayaklarını (yâni diz kapağı ile topuk arasında kalan kısmı) kaldırırdık. Kurban bayramı günlerinde kesilen kurbanların kesiminden on beş gün sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu ayaklan yerdi

Hac & Umre
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book of the Sunnah — Hadis No: 156

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي حَرْبِ بْنِ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَا أَقَلَّتِ الْغَبْرَاءُ وَلاَ أَظَلَّتِ الْخَضْرَاءُ مِنْ رَجُلٍ أَصْدَقَ لَهْجَةً مِنْ أَبِي ذَرٍّ ‏"‏ ‏.‏

Abdurrahman bin Amr bin el-As r.a.’dan rivayet edildiğine göre: < Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyurduğunu işittim> demiştir : '' Ebu Zer’den daha doğru ve düzgün sözlü bir adamı yer (küre) taşımamış ve gök (yüzü) gölgelememiştir

Genel
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 1268

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، وَالْحَسَنُ بْنُ أَبِي الرَّبِيعِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ النُّعْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمًا يَسْتَسْقِي فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ بِلاَ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ ثُمَّ خَطَبَنَا وَدَعَا اللَّهَ وَحَوَّلَ وَجْهَهُ نَحْوَ الْقِبْلَةِ رَافِعًا يَدَيْهِ ثُمَّ قَلَبَ رِدَاءَهُ فَجَعَلَ الأَيْمَنَ عَلَى الأَيْسَرِ وَالأَيْسَرَ عَلَى الأَيْمَنِ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı. Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Ellerini kaldırarak ve yüzünü Kıbleye döndürerek Allah'a dua etti. Ridasını çevirdi, sağ yanı sol cepkeni ve sol yanı sağ cepkeni üzerine aldı. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 3928

Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «La ilahe illallah» deyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar "Lâ ilahe illallah'' deyince Tevhîd kelimesinin hakkı (olan cezalar) müstesna, kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. (îmânda samimî olup olmadıklarının) hesabı da Allah'a aittir.» Bu ve önceki hadis Müslimin aynı babında yer alıyor. Aşağıdaki link 3927’deki linkin aynıdır. MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Genel
Detay →