← Ana sayfaya dön
HadisNamazSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — The Book of Purification and its Sunnah — Hadis No: 433

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقِّيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَبِيعَةَ الْكِلاَبِيُّ، حَدَّثَنَا وَاصِلُ بْنُ السَّائِبِ الرَّقَاشِيُّ، عَنْ أَبِي سَوْرَةَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَوَضَّأَ فَخَلَّلَ لِحْيَتَهُ ‏.‏

Tercüme

Ebu Eyyub El-Ensari (Radiyallahu anh)'den rivayel edildiğine göre şöyle söylemiştir : Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. Abdest aldı ve (abdest alırken) sakalını tahlil etti. Not: Zevaid'de: Bu, zayıf bir isnaddır. Çünkü ravilerinden Ebu Sevr'e ve Vasıl Er.Rakkaşi'nin zayıflığı hususunda alimler ittifak etmişlerdir, denilmiştir. AÇIKLAMA : Tahlil: Sindi diyor ki, tahlil, aslen bir şeyi diğer bir şeyin arasına sokmak, demektir. Burada ise sakal'ın kıllarını aralamaktır. Tuhfetü'l-Ahvezi'nin beyamna göre, İbnü'-Arabi; Tahlil, burada parmakları sakal kılları arasına sokmaktır, demiştir. Tirmizi ve Ebu Davud da sünenlerinde Tahlil için bir bab açmışlardır. Ebu Davud, bu babta yalnız Hz. Enes (r.a.)'in (431 nolu) hadisini başka bir sened ile ve başka cümlelerle nakletmiştir. Oradaki metne göre: 'Resulullah (s.a.v.) abdest aldığı zaman bir avuç su alarak mübarek çenesinin altına sokup onunla sakal-ı şerifini parmakları ile karıştırırdı ve '' Rabbim azze ve celle bana böyle yapmamı emretti.'' buyururdu.'' Tirmizi ise Hz. Ammar bin Yasir (r.a.)'ın 429 nolu hadisini buradaki senedIe ve daha uzun metinle, Hz. Osman (r.a.)'ın 430 nolu hadisini de son ravi hariç, aynı sened ile ve şu manayı ifade eden metin ile rivayet etmiştir: ''Nebi (s.a.v.), sakalını tahlil ederdi.'' Tirmizi, bu arada şöyle der: «Tahlil hakkında Aişe. Ümıü Seleme, Enes, ibn-i Ebi Evfa ve Ebu Eyyub (r.a.)'den hadisler rivayet edilmiştir. Hz. Osman'ın hadisi hasen ve sahihtir. Buhari, de: Tahlil hakkında rivayet olunan en sahih hadis, Amir bin Şakik'in Ebu Vail aracılığı ile Osman'dan rivayet ettiği hadistir. demiştir. ''Hz. Osman (r.a.)'ın hadisinin İbn-i Hibban, İbn-i Huzeyme, Darekutni ve El-Hekim tarafından da rivayet edildiği Tuhfe'de bildirilmiştir. EI-Menhel yazarı da Tahlil babında Enes (r.a.)'ın hadisini açıklarken kısaca şunları söyler: «Hadis, abdest alınırken sakalı hilallamanın meşrüluğuna delalet eder. Bu meşrüluğun değeri konusunda alimler ihtila! etmişlerdir. Maliki, Şafii ve Hanbeli imamları ile Hanefi imamlarından Ebu Yusuf, gür olan sakalı tahlil etmek sünnettir. Hafif olan sakalın içini ve dışını yıkamak vacibdir. Bir sakala karşıdan bakııdığı zaman kılların arasında deri görülmezse gür sayılır, görülürse hafif sayılır, demişlerdir. Bu imamların tahlil hakkındaki delilleri Enes (r.a.)'ın hadisi ile ona benzeyen hadislerdir. Ebu Hanife, İmam Muhammed ve bazı Malikiler tahlilin müstahab olduğunu ve bu konuda varid olan hadislerin zayıf olup tahliIin sünnet oluşuna yeterli delil sayılamayacağını söylemişlerdir. Fakat Tirnizi. El-Hakim. İbnü'l-Kattan, İbnü's-Seken ve başkaları tahlil hakkında varid olan hadislerin bir kısmını sahih görmüşlerdir. Zahiriye mezhebine mensup alimler ve İshak bin Raheveyh ile Hasan Enes (r.a.)'in hadisindeki; ''Benim Rabbim bana böyle emretti.'' fıkrasmm zahirine bakarak tahlilin vücubuna hükmetmişlerdir. Cumhur ise: parçadaki emir ve benzeri emirler mustahablık içindir. Vucup için emir hafif sakaIın tahliline mahsustur, demişlerdir

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 1/167 (No: 433)

https://sunnah.com/ibnmajah/1/167

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — Chapters on Food — Hadis No: 3313

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ كُنَّا نَرْفَعُ الْكُرَاعَ فَيَأْكُلُهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ مِنَ الأَضَاحِيِّ ‏.‏

Âişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: And olsun ki biz sığır ve davarın ayaklarını (yâni diz kapağı ile topuk arasında kalan kısmı) kaldırırdık. Kurban bayramı günlerinde kesilen kurbanların kesiminden on beş gün sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu ayaklan yerdi

Hac & Umre
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book of the Sunnah — Hadis No: 156

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي حَرْبِ بْنِ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَا أَقَلَّتِ الْغَبْرَاءُ وَلاَ أَظَلَّتِ الْخَضْرَاءُ مِنْ رَجُلٍ أَصْدَقَ لَهْجَةً مِنْ أَبِي ذَرٍّ ‏"‏ ‏.‏

Abdurrahman bin Amr bin el-As r.a.’dan rivayet edildiğine göre: < Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyurduğunu işittim> demiştir : '' Ebu Zer’den daha doğru ve düzgün sözlü bir adamı yer (küre) taşımamış ve gök (yüzü) gölgelememiştir

Genel
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 1268

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، وَالْحَسَنُ بْنُ أَبِي الرَّبِيعِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ النُّعْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمًا يَسْتَسْقِي فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ بِلاَ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ ثُمَّ خَطَبَنَا وَدَعَا اللَّهَ وَحَوَّلَ وَجْهَهُ نَحْوَ الْقِبْلَةِ رَافِعًا يَدَيْهِ ثُمَّ قَلَبَ رِدَاءَهُ فَجَعَلَ الأَيْمَنَ عَلَى الأَيْسَرِ وَالأَيْسَرَ عَلَى الأَيْمَنِ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı. Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Ellerini kaldırarak ve yüzünü Kıbleye döndürerek Allah'a dua etti. Ridasını çevirdi, sağ yanı sol cepkeni ve sol yanı sağ cepkeni üzerine aldı. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 3928

Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «La ilahe illallah» deyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar "Lâ ilahe illallah'' deyince Tevhîd kelimesinin hakkı (olan cezalar) müstesna, kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. (îmânda samimî olup olmadıklarının) hesabı da Allah'a aittir.» Bu ve önceki hadis Müslimin aynı babında yer alıyor. Aşağıdaki link 3927’deki linkin aynıdır. MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Genel
Detay →