← Ana sayfaya dön
HadisNamazSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — The Book of Purification and its Sunnah — Hadis No: 349

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ شَيْبَانَ، حَدَّثَنِي بَحْرُ بْنُ مَرَّارٍ، عَنْ جَدِّهِ أَبِي بَكْرَةَ، قَالَ مَرَّ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِقَبْرَيْنِ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهُمَا لَيُعَذَّبَانِ وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرٍ أَمَّا أَحَدُهُمَا فَيُعَذَّبُ فِي الْبَوْلِ وَأَمَّا الآخَرُ فَيُعَذَّبُ فِي الْغِيبَةِ ‏"‏ ‏.‏

Tercüme

Ebu Bekre r.a.’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki kabrin yanından geçti ve: '' Gerçekten bunlar azab edilmektedir. Azabları da büyük bir şeyden dolayı değildir. Bunların birisi sidik(ten sakınmadığı) için tazib ediliyor. Diğerine ise ğıybet (ettiği) için azab edilmektedir. '' Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir; Buhari'nin rivayetinde (gıybet yerine) koğuculuk ifadesi var. Toberi el-At'raf'da bu hadisi Yahya aracılığı ile Abdurrahman bin Bekre'den, o da Ebu Bekre'den rivayet etmiştir, doğrusu da oradaki rivayettir. 347 348 349 İÇİN AÇIKLAMA: İbn-i Abbas'tan rivayet edilen (347 nolu) hadis Buhari ve Müslim'de daha uzun metinle rivayet edilmiştir. Müslim'in «Babu Necaseti'I-Bevl. .. » bölümünde rivayet olunan bu hadisin açıklamasını yapan Nevevi ezcümle şöyle söyler: 'Hadisin ........= «Ve bu iki kabir sahibinin azabı büyük bir şeyden dolayı değildir.» fıkrasına gelince, Buhari'nin Edeb kitabının En-Nemime babındaki rivayeti şöyledir: ....- « Ve bu iki kabir sahibinin azabı büyük bir şeyden dolayı değildir. Halbuki o şey aslında büyük (günah)tır ... » Buhari'nin Vudu kitabındaki rivayetinde de fıkra şöyledir: .......= «Ve bu iki kabir sahibinin azabı büyük bir şeyden dolayı değildir. Bilakis o şey şüphesiz büyük (günah)tır ... » Anılan kabir sahiplerinin azab edilmesine sebep olan suçun büyük olduğu, Buhari'nin bu iki rivayetindeki; ......... cümlesi ile sabittir. Bu duruma göre hadisin .......= ",Ve bu iki kabir sahibinin azabı büyük bir şeyden dolayı değildir ...'' fıkrasının te'vili gerekir. Alimler bu hususta iki tevil zikretmişlerdir : Birinci tevil: Kabir sahibIeri bu suçun büyük olmadıgını sanmışlardı. İkinci tevil: Bu suçtan sakınmak kabir sahibIeri ıçin büyük bir sorun değildi. Rahatlıkla bu suçtan uzak kalabilirlerdi. Merhum Kadi iyad şu üçüncü tevili de nakletmiştir: Azablanna sebep olan suç büyük günahların en büyüğü değil idi. Bu son tevil'e derim ki; Resul-i Ekrem s.a.v.'in bu söz ile maksadı halkı sakındırmaktır. Yani kimse sanmasın ki tazib ancak en büyük günahlardan dolayıdır. Çünkü tazib başka günahlar yüzünden de olabilir. Nitekim işte oldu. Bu iki suçun büyük günahlardan olduğunun sebebine gelince, sidikten sakınmamak, namazın bozulmasını gerektirir. Kılınan namaz kılınmamış sayılır. Bu nedenle sidikten kaçınmamak büyük günahtır. Koğuculuk ve fesatlık ise en çirkin şeylerdendir. Bilhassa bunu itiyad haline getirmek çok kötü bir şeydir. Kabit sahibinin bu çirkin şeyi defalarca işlediği hadisin: 'Koguculuk ederdi' tabirinden anlaşılır. Buhari ve Müsliın'in rivayetinde hadis metninin devamında ravi İbn-i Abbas r.a. şöyle buyurur: ''... Sonra Resulullah s.a.v. taze bir hurma dalını istedi. Getirilen dalı ikiye bölerek bu iki kabir üzerine birer parça dikti. Bunun hikmeti sorulunca da Resulullah s.a.v.: «Bu dallar yaş kaldığı müddetçe azablarının hafif kılınacağı umulur» diye cevap verdi. '' Kabir üzerine yaş hurma dallarının bırakılmasının hikmetine gelince alimler şöyle yorumlamışlar: Resulullah s.a.v. kabir sahipleri için şefaat dilemiş ve bırakılan dallar kuruyuncaya kadar azablarının hafif kılınması kabul edilmiştir. Konan dallar kuruyuncaya kadar Nebi s.a.v.'in kabir sahibIerine dua etmesi muhtemel olup bu nedenle azablarının bu sürece hafifletilmesi umulmuştur, diya.Yorum yapılmıştır. Bazı alimler de dallar yaş durdukça tesbih ederler, kuru dal ise tesbih etmez, diye yorumda bulunmuşlardır. Nitekim, '' ... Ve hiç bir varlık yoktur ki O'nu hamd ile tesbih etmesin ...'' buyurulmuştur. (İsra 44) Müfessirlerin çoğu böyle yorumlayarak demişler ki: Ayette geçen şeyden maksad yaşıyan şeydir. Her şeyin yaşaması kendisine özgü bir tarzdadır. Ağaç kurumadıkça, taş kesilmedikçe yaşarlar. Fakat muhakkik olan müfessir ve başka alimler ayetteki Şey kelimesine yaşama kaydını koşmamışlardır. Buna göre yaş, kuru her şey Allah'ı tesbih eder. Her şeyin Allah'ı tesbih ediş tarzı hususunda iki görüş vardır. Bir görüşe göre her şey bir eser olup sanii (yapıcısı) na delalet eder. Hal lisanı ile Allah'ı tesbih ve tenzih eder. Yani her türlü eksiklerden pak ve nezih olduğuna delalet eder. Muhakkik alimlerce desteklenen diğer görüşe göre yaş ve kuru her şey hakikaten Allah'ı tesbih eder. Allah Teala taş hakkında: .. ve şüphesiz taşlardan öylesi bulunur ki, Allah korkusundan aşağıya düşüverir •.... [Bakara. 74] buyurmuştur. Cansızların duygu sahibi kılınması aklen mahal degildir. Bu durum nass ile bildirilince ona dönüıür. Alimler bu hadise dayanarak kabir yanında Kur'an-ı Kerim'i okumayı müstahap sayarak demişler ki: Yaş hurma dalının tesbihi ile azabın hafifletilmesi umulurken Kur'an tilavetı ile azabın tahfifi daha çok umulmaya değer. Buhari'nin beyanına göre Ashab'dan Büreyde bin El-Hasib El-Eslemi r.a.. kabrine yaş olan iki hurma dalının konmasını vasiyet etmiştir. HADisTEN ÇıKARıLAN şER'i HÜKÜMLER 1. Kabir azabının varlığı isbat ediliyor. Hak ehlinin mezhebi de budur. Mutezililer buna inanmazlar. 2. Sidik damlaları necis (= pis) tir. 3. Koğuculuk ağır günahlardandır. Nevevl rahimehullah'ın verdiği izah burada bitti. [-Müslim'in şerhi Nevevi cild 3, sah. 122•]

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 1/83 (No: 349)

https://sunnah.com/ibnmajah/1/83

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — Chapters on Food — Hadis No: 3313

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ كُنَّا نَرْفَعُ الْكُرَاعَ فَيَأْكُلُهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ مِنَ الأَضَاحِيِّ ‏.‏

Âişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: And olsun ki biz sığır ve davarın ayaklarını (yâni diz kapağı ile topuk arasında kalan kısmı) kaldırırdık. Kurban bayramı günlerinde kesilen kurbanların kesiminden on beş gün sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu ayaklan yerdi

Hac & Umre
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book of the Sunnah — Hadis No: 156

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي حَرْبِ بْنِ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَا أَقَلَّتِ الْغَبْرَاءُ وَلاَ أَظَلَّتِ الْخَضْرَاءُ مِنْ رَجُلٍ أَصْدَقَ لَهْجَةً مِنْ أَبِي ذَرٍّ ‏"‏ ‏.‏

Abdurrahman bin Amr bin el-As r.a.’dan rivayet edildiğine göre: < Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyurduğunu işittim> demiştir : '' Ebu Zer’den daha doğru ve düzgün sözlü bir adamı yer (küre) taşımamış ve gök (yüzü) gölgelememiştir

Genel
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 1268

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، وَالْحَسَنُ بْنُ أَبِي الرَّبِيعِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ النُّعْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمًا يَسْتَسْقِي فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ بِلاَ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ ثُمَّ خَطَبَنَا وَدَعَا اللَّهَ وَحَوَّلَ وَجْهَهُ نَحْوَ الْقِبْلَةِ رَافِعًا يَدَيْهِ ثُمَّ قَلَبَ رِدَاءَهُ فَجَعَلَ الأَيْمَنَ عَلَى الأَيْسَرِ وَالأَيْسَرَ عَلَى الأَيْمَنِ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı. Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Ellerini kaldırarak ve yüzünü Kıbleye döndürerek Allah'a dua etti. Ridasını çevirdi, sağ yanı sol cepkeni ve sol yanı sağ cepkeni üzerine aldı. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 3928

Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «La ilahe illallah» deyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar "Lâ ilahe illallah'' deyince Tevhîd kelimesinin hakkı (olan cezalar) müstesna, kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. (îmânda samimî olup olmadıklarının) hesabı da Allah'a aittir.» Bu ve önceki hadis Müslimin aynı babında yer alıyor. Aşağıdaki link 3927’deki linkin aynıdır. MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Genel
Detay →