← Ana sayfaya dön
HadisNamazSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — The Book of Purification and its Sunnah — Hadis No: 285

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنِي شَقِيقُ بْنُ سَلَمَةَ، حَدَّثَنِي حُمْرَانُ، مَوْلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ قَالَ رَأَيْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ قَاعِدًا فِي الْمَقَاعِدِ فَدَعَا بِوَضُوءٍ فَتَوَضَّأَ ثُمَّ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي مَقْعَدِي هَذَا تَوَضَّأَ مِثْلَ وُضُوئِي هَذَا ثُمَّ قَالَ ‏"‏ مَنْ تَوَضَّأَ مِثْلَ وُضُوئِي هَذَا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ وَلاَ تَغْتَرُّوا ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي يَحْيَى، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنِي عِيسَى بْنُ طَلْحَةَ، حَدَّثَنِي حُمْرَانُ، عَنْ عُثْمَانَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏

Tercüme

Osman bin Affan’ın azadlısı Hurman r.a.’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Osman bin Affan’ı Makaid’e otururken gördüm. Kendisi abdest suyunu istedi ve abdest aldıktan sonra: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i şu oturduğum yerde, bu abdestim gibi abdest alırken gördüm. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdest aldıktan sonra şöyle buyurdu: ‘‘ Kim benim bu abdestim gibi abdest alırsa geçmiş günahı örtülür.’’ Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şunu da buyurdu: ‘‘Ve sakın mağrur olmayınız.’’ demiştir. Müellif diyor ki: Bize, Hişam b. Ammar, Abdülhamid bin Habib, Evzai, Yahya, Muhammed bin İbrahim, İsa bin Talha, Humran ve Osman yolu ile de bu hadis rivayet edilmiştir. Not: Zevaid'de: Hadis Müslim'de de vardır. Yalnız ولا تغتروا cUmlesi yoktur, denilmiştir. AÇIKLAMA Hadiste geçen 'Makaid' kelimesi, bazılarına göre, Hz. Osman r.a.'ın evinin yanında bulunan dükkanıarın adıdır. Bazıları da: Bu kelime Mescid'in yakınında Hz.0sman'ın hazırladıgı ve içinde oturup bazı işler gördüğü ve abdest aldığı yerin. adıdır, demişlerdir. ........= «Mağrur almayınız» cümlesinden başka hadis metninin Müslim'de rivayet edildiği, Zevaid'de belirtilmiştir. Sindi de: Hadisin: "Benim bu abdestim gibi. .. " fıkrası, Buhari, Müslim ve diğer kitablarda tafsilatlı olarak geçmektedir. Eğer musannif tafsilatlı olan bir rivayeti zikretseydi daha iyi olurdu. Çünkü o zaman Resul-i Ekrem'in almış olduğu ve günahların mağfiretine sebep olduğunu bildirdiği abdest sureti bildirilerek ona riayet edilmesi imkanı sağlanmış olurdu, demiştir. Buhari ve Müslim'in Hz. Osman r.a.'den rivayet ettikleri bu hadisin tafsilatlı olan metninin tercemesini buraya alalım ki Resul-i Ekrem'in almış olduğu abdest şekli de anlatılmış olsun: " ... Osman b. Afffın'ın azatlısı Humran r.a.'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Hz. Osman (bir kere) bİr kab (su) istedi. Bu kabdan ellerine üç defa su dökerek ellerini yıkadı. Sonra sağ eli ile kab'dan su alarak mazmaza ve istinşak etti. Sonra yüzünü, ondan sonra da her iki elini dirsekleri ile beraber Üçer defa yıkadı. Bundan sonra başını meshetti. Sonra iki ayağını topukları ile beraber üç defa yıkadı ve sonunda, ResuluIlah s.a.v. 'in: «Her kim benim bu abdestim gibi abdest alıp iki rek'at namaz kılar ve bu iki rek'at namaz içinde hiç bir şey hatırına getirmezse geçmiş günahı örtülür", buyurduğunu söyledi:' Bu hadisi Ebu Davud ile Nesai de Taharet kitabında zikretmişlerdir. Hadis, abdestin şeklini beyan eden büyük bir temeldir. Mazmaza: Ağıza su alıp çalkalamak ve dökmektir. Oruçlu olmayana mazmazada mübalağa yani gargara yapmak da sünnettir. İstinşak: Burnuna su çekmek ve nefesle dışarı atmaktır. Müslim ve Buhari'nin rivayetinde "İstinsar'' da geçiyor. İstinsar: Burundan suyu dışarı atmaktır. Bu hal, suyu burnuna çektikten sonra gerçekleşebildiği için istinşakı da gerektirir. Bazı rive\yetlerde istinşak geçmiyor. Yalnız istinsar bulunuyor. Netice değişmez. İstinşakta mübalağa yine oruçlu olmayan kimse için sünnettir. Mübalağa genize kadar su çekmekle hasıl olur. Hadiste mazmaza ve istinşak'ın kaçar defa yapıldığı belirtilmemiş ise de bunların da üçer defa yapılmasının sünnet oluşu diğer rivayetlerle sabittir. Abdestin hadiste bildirilen sıraya göre alınmasına fıkıhta tertip adı verilmiştir. Tertip Hanefi alimlerince farz görülmemiş ise de Şafii alimlerince abdestin bir farzı olarak sayılmıştır. Abdest almaya başlanırken önce suyun avuçlanması, sonra ağıza alınması, daha sonra da buruna çekilmesi sebebini bazı alimler şöyle açıklamışlardır. Abdest suyunun renk, tat ve koku vasıfları bakımından temiz olması gerekir. Suyun avuçlanması ile rengi, ağıza alınması ile tadı ve buruna çekilmesi ile kokusu tesbit edilmiş olur. Hadisin: " ... Namaz esnasında hiç bir şeyi hatırına getirmezse ... '' şartı ile neyin kasdedilmiş olduğu hususu alimler tarafından tetkik ve tahkik edilmiştir. Kadi iyad'a göre maksad, düşünerek ve istiyerek bir şeyler hatırlamamaktır. Kendiliğinden ve istemiyerek hatıra gelen şeyler murad değildir. Bu itibarla kendiliğinden ve arzu dışında hatıra gelen bir şey namazın kemaline bir halel getirmez. Buhari'nin Şarihi Ayni de: Hatırdan geçen şeyler iki kısımdır. Bir kısmı istemiyerek hatıra gelir. Bunları getirmernek mümkün değildir. Yapılacak şey, hatıra gelen bu tür şeyleri hatırdan çıkarmaya çalışmaktır. Hadis bu çalışmayı ön görüyor. Bir de istiyerek bir şeyleri hatıra getirmemeyi istiyor. Fakat kendiliğinden hatıra gelen şeyleri hiç hatıra getirmernek elde olmadığı için kişi bununla mükellef tutulmamıştır. Bahis konusu şart ile ihlas kasdedilmiş olabilir. Buna göre mana şudur: "Sonra riya, gösteriş, böbürlenme ve benzeri şeyleri düşünmeden ihlaslı olarak iki rek'at namaz ... " Şunu da belirtelim: Namazda hatıra gelen şeyler dünyaya ait olabildiği gibi ahiretle .de ilgili olabilir. Hadis yalnız dünya ile alakalı şeylere yorumhmmıştır. Çünkü Tirmizi'nin rivayetinde: '....... Kıldığı iki rek'at namazda dünyaya ait bir şey düşünınezse» buyurulmuştu' . Sonra, namazda ahirete ait bir şeyi düşünmek namazın huzur ve huşuuna aykırı değildir. Bilakis namazda okunan Kur'an ayetlerinin manasını düşünmek matluptur. Okunan parça neye ait ise haliyle o şey hatıra gelecektir. Dünya ve ahiret ahvaline ait olup mendup bir şeyi hatırlamak namazın faziletini zedeler mi? Hatta Hz. Ömer r.a. 'in: "Ben ordumu namazda iken hazırlarım.'' dediği rivayet edilmiştir. "Geçmiş günahları.. .'' Bundan maksad küçük günahlardır. Evvelce de belirttiğim gibi büyük günahlar tevbe ile veya Allah'ın sırf rahmeti ile afv edilir. Kul hakkı ise ancak helallaşmakla ve tevbe ile afvı beklenebilir. Hadisin sonundaki: "Sakın mağrur olmayınız,'' Cümlesinden maksad şudur: «Abdestin fazileti bu derece büyük ve sevabı bu kadar çok olduğuna göre başka hayrat için çalışmaya lüzum yoktur veya bunca sevab alındıktan sonra günah işlense dahi pek tehlikesi yoktur diye aldanmayınız.'' Çünkü günahları gideren ve sevapları kazandıran abdest ve namaz,. Allah katında makbul olanıdır. Hangisinin makbul olduğunu bilmek ise hiç kimse için mümkün değildir. O halde mağrur olmak tamamen yersızdır

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 1/19 (No: 285)

https://sunnah.com/ibnmajah/1/19

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — Chapters on Food — Hadis No: 3313

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ كُنَّا نَرْفَعُ الْكُرَاعَ فَيَأْكُلُهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ مِنَ الأَضَاحِيِّ ‏.‏

Âişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: And olsun ki biz sığır ve davarın ayaklarını (yâni diz kapağı ile topuk arasında kalan kısmı) kaldırırdık. Kurban bayramı günlerinde kesilen kurbanların kesiminden on beş gün sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu ayaklan yerdi

Hac & Umre
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book of the Sunnah — Hadis No: 156

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي حَرْبِ بْنِ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَا أَقَلَّتِ الْغَبْرَاءُ وَلاَ أَظَلَّتِ الْخَضْرَاءُ مِنْ رَجُلٍ أَصْدَقَ لَهْجَةً مِنْ أَبِي ذَرٍّ ‏"‏ ‏.‏

Abdurrahman bin Amr bin el-As r.a.’dan rivayet edildiğine göre: < Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyurduğunu işittim> demiştir : '' Ebu Zer’den daha doğru ve düzgün sözlü bir adamı yer (küre) taşımamış ve gök (yüzü) gölgelememiştir

Genel
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 1268

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، وَالْحَسَنُ بْنُ أَبِي الرَّبِيعِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ النُّعْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمًا يَسْتَسْقِي فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ بِلاَ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ ثُمَّ خَطَبَنَا وَدَعَا اللَّهَ وَحَوَّلَ وَجْهَهُ نَحْوَ الْقِبْلَةِ رَافِعًا يَدَيْهِ ثُمَّ قَلَبَ رِدَاءَهُ فَجَعَلَ الأَيْمَنَ عَلَى الأَيْسَرِ وَالأَيْسَرَ عَلَى الأَيْمَنِ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı. Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Ellerini kaldırarak ve yüzünü Kıbleye döndürerek Allah'a dua etti. Ridasını çevirdi, sağ yanı sol cepkeni ve sol yanı sağ cepkeni üzerine aldı. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 3928

Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «La ilahe illallah» deyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar "Lâ ilahe illallah'' deyince Tevhîd kelimesinin hakkı (olan cezalar) müstesna, kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. (îmânda samimî olup olmadıklarının) hesabı da Allah'a aittir.» Bu ve önceki hadis Müslimin aynı babında yer alıyor. Aşağıdaki link 3927’deki linkin aynıdır. MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Genel
Detay →