← Ana sayfaya dön
HadisNamazSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 881

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَقْرَمَ الْخُزَاعِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنْتُ مَعَ أَبِي بِالْقَاعِ مِنْ نَمِرَةَ فَمَرَّ بِنَا رَكْبٌ فَأَنَاخُوا بِنَاحِيَةِ الطَّرِيقِ فَقَالَ لِي أَبِي كُنْ فِي بَهْمِكَ حَتَّى آتِيَ هَؤُلاَءِ الْقَوْمَ فَأُسَائِلَهُمْ ‏.‏ قَالَ فَخَرَجَ وَجِئْتُ - يَعْنِي دَنَوْتُ - فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَحَضَرْتُ الصَّلاَةَ فَصَلَّيْتُ مَعَهُمْ فَكُنْتُ أَنْظُرُ إِلَى عُفْرَتَىْ إِبْطَىْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كُلَّمَا سَجَدَ‏.‏ ‏ قَالَ ابْنُ مَاجَهْ النَّاسُ يَقُولُونَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ يَقُولُ النَّاسُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ‏‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، وَصَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، وَأَبُو دَاوُدَ قَالُوا حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ قَيْسٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَقْرَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ‏.‏

Tercüme

Abdullah bin Ubeydillah bin Akranı el-Huzai'nin babası Ubeydullah bin Akram el-Huzai (r.a.)den şöyle demiştir: Ben, Nemire'nin dağlardan ve tepelerden oldukça uzak bir düzlüğünde babamın beraberindeydim. Yakınımızdan bir süvari kafilesi geçti ve yolun kenarında (develerini) çökerttiler. Bunun üzerine babam (Akram) bana: Sen hayvanların yanında kal. Ta ki ben şu topluluğun yanına vararak onlarla görüşüp durumlarını sorayım, dedi. Ve çıkıp gitti. Ben de vardım. Yani yaklaştım. Baktım ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ordadır. (Namaza durdular.) Ben de namazda hazır bulunarak onlarla beraber namaz kıldım. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in her secde edişinde ben O'nun koltuk altlarının beyazlıklarına bakardım. İbn-i Macete demiştir ki: Halk, Ubeydillah bin Abdullah der. Ravi Ebü Bekir bin Ebi Şeybe de dedi ki: Halk Abdullah bin Ubeydilah der. Bize Muhammed bin Beşşar tahdis etti. (O da dedi ki:) Bize Abdurrahman bin Mehdi, Safvan bin İsa ve Ebu Davud tahdis ederek dediler ki: Bize, Davud bin Kays, UbeydiUah bin Abdillah bin Akram'dan; O da babasından, O da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bunun mislini tahdis etti. SENEDLER'E DAİR İZAH: Müellif (İbn-i Mce), bu hadisi iki senedIe rivayet etmiş. Her iki senedin ricali, yukarıdaki arapça metinde ismen geçmektedir. Müellife tahdiste bulunan ilk seneddeki ravi Ebu Bekir bin Ebi Şeybe'dir. Onun zikrettiği senedde, sahabi Akram el-Huzai'nin oğlu ve ravisinin adı UbeyduIIah'tır. Ubeydullah'ın ravisi olan oğlunun adı ise Abdullah'tır, Müellife tahdiste bulunan ikinci seneddeki ravi ise, Muhammed bin Beşşar'dır, Bu senede göre sahabi Akram'ın ravisi oğlunun adı Abdullah'tır. Abdullah'ın ravisi ve oğlunun adı ise Ubeydullah'tır, Müellif demiştir ki : Halk bu zatları Ubeydullah bin Abdullah olarak söyler. Fakat Ebu Bekir bin Ebi Şeybe demiştir ki: Halk bu zatları AbduIIah bin Ubeydullah olarak söylerler. Müellifin, Ubeydullah bin Abdillah deyişinin taraftarı olduğu, ifade tarzından anlaşılıyor. Tirmizi'de rivayet olunan bu hadisin senedinde de mezkur zatlar Ubeydillah bin Abdullah bin Akram el-Huzai olarak geçmektedirler. Hulasa'da da Abdullah, Akram'ın oğlu olarak ve Ubeydullah da Abdullah'ın oğlu olarak tanıtılmıştır. İki hadiste geçen bazı kelimeler: Behme: Kuzunun erkek ve dişisine denilir. Behm: Kuzular demektir. İkinci hadiste geçen ve hayvanlar diye terceme ettiğimiz Behm'den maksad, kuzular olabilir. Kaa': Dağlardan ve tepelerden biraz uzak olan ova ve düzlük araziye denilir. Bunun çoğulu Kıy', Kıy'a, Kıy'an ve Akva' gelir. Veret: Parlak olmayan beyazlık demektir. Mezkur iki hadis, secde halinde kolları açmanın meşruluğuna delalet eder. Elleri yanlardan uzaklaştırmak, erkeklere mahsustur. Kadınların kollarını yanlarına yapıştırmaları matlubtur. Bu hususta Ebu Davud'un el-Merasil'de Yezid bin Ebi Habib'ten rivayet ettiği hadis vardır. Meymune (r.a.)'nın hadisini Müslim, Ebu Davud, Nesai, el-Hakim ve Taberani de rivayet etmişlerdir

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 5/79 (No: 881)

https://sunnah.com/ibnmajah/5/79

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — Chapters on Food — Hadis No: 3313

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ كُنَّا نَرْفَعُ الْكُرَاعَ فَيَأْكُلُهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ مِنَ الأَضَاحِيِّ ‏.‏

Âişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: And olsun ki biz sığır ve davarın ayaklarını (yâni diz kapağı ile topuk arasında kalan kısmı) kaldırırdık. Kurban bayramı günlerinde kesilen kurbanların kesiminden on beş gün sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu ayaklan yerdi

Hac & Umre
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book of the Sunnah — Hadis No: 156

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي حَرْبِ بْنِ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَا أَقَلَّتِ الْغَبْرَاءُ وَلاَ أَظَلَّتِ الْخَضْرَاءُ مِنْ رَجُلٍ أَصْدَقَ لَهْجَةً مِنْ أَبِي ذَرٍّ ‏"‏ ‏.‏

Abdurrahman bin Amr bin el-As r.a.’dan rivayet edildiğine göre: < Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyurduğunu işittim> demiştir : '' Ebu Zer’den daha doğru ve düzgün sözlü bir adamı yer (küre) taşımamış ve gök (yüzü) gölgelememiştir

Genel
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 1268

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، وَالْحَسَنُ بْنُ أَبِي الرَّبِيعِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ النُّعْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمًا يَسْتَسْقِي فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ بِلاَ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ ثُمَّ خَطَبَنَا وَدَعَا اللَّهَ وَحَوَّلَ وَجْهَهُ نَحْوَ الْقِبْلَةِ رَافِعًا يَدَيْهِ ثُمَّ قَلَبَ رِدَاءَهُ فَجَعَلَ الأَيْمَنَ عَلَى الأَيْسَرِ وَالأَيْسَرَ عَلَى الأَيْمَنِ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı. Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Ellerini kaldırarak ve yüzünü Kıbleye döndürerek Allah'a dua etti. Ridasını çevirdi, sağ yanı sol cepkeni ve sol yanı sağ cepkeni üzerine aldı. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 3928

Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «La ilahe illallah» deyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar "Lâ ilahe illallah'' deyince Tevhîd kelimesinin hakkı (olan cezalar) müstesna, kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. (îmânda samimî olup olmadıklarının) hesabı da Allah'a aittir.» Bu ve önceki hadis Müslimin aynı babında yer alıyor. Aşağıdaki link 3927’deki linkin aynıdır. MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Genel
Detay →