← Ana sayfaya dön
HadisNamazSünen-i İbn Mâce

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 939

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ الْمُهَلَّبِيُّ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ نَوْفَلٍ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، أَمَرَ الْمُؤَذِّنَ أَنْ يُؤَذِّنَ، يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَذَلِكَ يَوْمٌ مَطِيرٌ فَقَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ نَادِ فِي النَّاسِ فَلْيُصَلُّوا فِي بُيُوتِهِمْ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ النَّاسُ مَا هَذَا الَّذِي صَنَعْتَ قَالَ قَدْ فَعَلَ هَذَا مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي تَأْمُرُنِي أَنْ أُخْرِجَ النَّاسَ مِنْ بُيُوتِهِمْ فَيَأْتُونِي يَدُوسُونَ الطِّينَ إِلَى رُكَبِهِمْ ‏.‏

Tercüme

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre : Kendisi, yağışlı bir Cum'a günü müezzine ezan okumasını emretti. Müezzin de Allahu ekber, Allahu ekber, eşhedü en la ilahe illallah, eşhedü enne Muhammede'r-Resulullah..., diyerek ezan okumaya başladı. Müezzin Eşhedü enne Muhammede'r-Resulullah dedikten sonra İbn-i Abbas (r.a.), müezzine: (Hayye ale's-Salah yerine) halka çağrıda bulun. Evlerinde namaz kılsınlar, dedi. Bunun üzerine halk İbn-i Abbas (r.a.)'e: Nedir şu senin yaptığın?, dediler. Kendisi: "Benden (çok) hayırlı olan bir zat şüphesiz bunu yaptı. -Bununla Nebi Efendimizi kasdetmiştir.- Sen halkı evlerinden çıkartıp dizlerine kadar çamura batmış olarak yanıma gelmelerini bana emrediyorsun" dedi. TAHRİC ve AÇIKLAMA: Bu Hadis'i Buhari ve Ebu Davud da az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayeti mealen şöyledir; " İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Kendisi, çamurlu bir günde halka (Cuma) hutbe (sini) okuyacağı sırada müezzin, Hayye ales-Salah'a gelince: ''Namaz evlerde (kılınacaktır) diye çağrıda bulunmasını müezzine emretmiş bunun üzerine halk (bu sözden) hoşlanmamış gibi birbirlerine bakmışlar. İbn-i Abbas (r.a.) demiş ki: ''Galiba siz bunu tasvib etmediniz. Şüphesiz bunu benden (çok) hayırlı olan bir zat yapmıştır. - Bununla Nebi Efendimizi kasdetmiştir' - Şüphesiz Cuma namazı farz olan bir şeydir. Ben ise sizleri (yerlerinizden) çıkarmak istemedim.'' Ebu Davud'un rivayetine göre İbn-i Abbas (r.a.), müezzine 'Hayye ale's-Salah' cümlesini okumamasını ve onun yerine 'Evlerinizde namaz kılınız' manasını ifade eden; صَلُّوا فِي بُيُوتِكُمْ cümlesini okumasını emretmiştir. Sünenimizde bu hususta bir sarahat yoktur. Buhari'nin İbn-i Ömer (r.a.)'den olan rivayetinde Nebi (s.a.v.)'in ezan bittikten sonra: ''Bulunduğunuz yerlerde namaz kılınız'' çağrısında bulunmayı müezzine emrettiği açıklanmıştır. Sindi, Sünenimizdeki İbn-i Abbas (r.a.)'ın rivayetini Ebu Davud'daki rivayeti gibi yorumlamıştır. Yani 'Hayye ale's-Salah' cümlesi yerine mezkur cümlenin okunması emredilmiştir, diye yorumlamıştır. El-Menhel yazarı şöyle der: ''Her ezanda 'Hayye ale's-Salah ve Hayye ale'l-Felah' cümlelerinin bulunduğu hususunda alimler müttefiktirler. Buhari ve Ebu Davud'un İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet ettikleri hadiste ezandan bu cümlenin okunmasının Nebi (s.a.v.) tarafından emredildiği açıkça bildirilmiştir. Kuvvetli olanı da budur. Şu halde İbn-i Abbas (r.a.)'ın 'Hayye ale's-Salah' yerine mezkur cümleyi okutması onun bir ictihadı olsa gerektir. Kendisinin: "Benden (çok) hayırlı olan bir zat bunu yapmıştır...'' derken 'Hayye ale's-SalAh' cümlesi yerine mezkur cümleyi okuma hususunu kasdetmemiş, yağışlı günde halkın Cuma namazına gitmemeleri ve evlerinde namaz kılmaları için çağrıda bulunmayı kasdetmiştir. Nevevi: 'Evlerinizde namaz kılınız: cümlesi, namazın içinde söylenir. İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisine göre namazdan sonra söylenir. Şafii'nin açıkÇa belirttiği gibi iki şekil de caizdir. LAkin ezan düzeninin korunması bakımından bu cümlenin ezandan sonra okunması daha güzeldir, demiştir.' El-Ayni. Buhari üzerindeki şerhinde Nevevi'nin sözünü naklettikten sonra: 'Ben derim ki: İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi ezan yoluyla değildir. Görüldügü gibi İbn-i Abbas müezzine: Hayye ale's-Salah deme; ''Evlerinizde namaz kılınız" söyle, demiştir. İbn-i Abbas (r.a.)'ın maksadı yağış mazereti sebebiyle kolaylık sağlandığının halka bildirilmesidir. Çünkü İbn-i Ömer (r.a.)'in Buhari'deki rivayeti ve Ebu Hureyre'nin İbn-i Adiyy el-Kamil'inde tahric ettiği hadislerinde müezzinin 'Sallu el-buyutikum" veya 'Sallu el rihalikum' sözünün ezan bittikten sonra söyleneceği belirtilmiştir,' demiştir. Bu babta rivayet edilen hadisler soğuk rüzgar ve yağışın Cuma na,mazına ve vakit namazının cemaatına gitmemek için meşru mazeret olduklarına delalet ederler. Bu hususta alimler arasında ihtilaf (görüş farklılığı) vardır, şöyle ki: 1- Hanefi mezhebine göre çok yağmur, fazla çamur ve şiddetli soğuk Cuma ve cemaata gitmemek için meşru mazeretlerdir. Şiddetli karanlık da böyledir. Fakat rüzgar mazeret değildir Ancak şiddetli rüzgar geceleyin mazeret sayılır. 2- Şafiiler'e göre şiddetli yağmur veya şiddetli soğuk gece olsun, gündüz olsun cemaata gitmemek için meşru mazerettir. Sahih kavle göre çamur da böyledir. Elbiseyi ıslatacak durumdaki kar da mazerettir. Şiddetli sıcaklık da böyledir. Rüzgar mazeret değildir. Ancak geceleyin esen soğuk rüzgar da mazeret sayılır. Cemaata gitmemek için mazeret sayılan şeyler Cuma namazı için de mazeret sayılır. 3- Malikiler'e göre şiddetli yağmur ve fazla çamur Cuma ve cemaata gitmemek için mazerettir. 4- Hanbeliler'e göre karanlık gecede esen soğuk rüzgar şiddetli olmasa bile cemaata gitmemek için mazerettir. Keza yağmur veya çamur kişiye eziyet veriyorsa Cuma ve cemaata gitmemek için mazeret sayılır

Kaynak

Sünen-i İbn Mâce, 5/137 (No: 939)

https://sunnah.com/ibnmajah/5/137

Sünen-i İbn Mâce — hocanın diğer içerikleri

Sünen-i İbn Mâce — Chapters on Food — Hadis No: 3313

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ كُنَّا نَرْفَعُ الْكُرَاعَ فَيَأْكُلُهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ مِنَ الأَضَاحِيِّ ‏.‏

Âişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: And olsun ki biz sığır ve davarın ayaklarını (yâni diz kapağı ile topuk arasında kalan kısmı) kaldırırdık. Kurban bayramı günlerinde kesilen kurbanların kesiminden on beş gün sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu ayaklan yerdi

Hac & Umre
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — The Book of the Sunnah — Hadis No: 156

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي حَرْبِ بْنِ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَا أَقَلَّتِ الْغَبْرَاءُ وَلاَ أَظَلَّتِ الْخَضْرَاءُ مِنْ رَجُلٍ أَصْدَقَ لَهْجَةً مِنْ أَبِي ذَرٍّ ‏"‏ ‏.‏

Abdurrahman bin Amr bin el-As r.a.’dan rivayet edildiğine göre: < Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyurduğunu işittim> demiştir : '' Ebu Zer’den daha doğru ve düzgün sözlü bir adamı yer (küre) taşımamış ve gök (yüzü) gölgelememiştir

Genel
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them — Hadis No: 1268

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، وَالْحَسَنُ بْنُ أَبِي الرَّبِيعِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ النُّعْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمًا يَسْتَسْقِي فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ بِلاَ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ ثُمَّ خَطَبَنَا وَدَعَا اللَّهَ وَحَوَّلَ وَجْهَهُ نَحْوَ الْقِبْلَةِ رَافِعًا يَدَيْهِ ثُمَّ قَلَبَ رِدَاءَهُ فَجَعَلَ الأَيْمَنَ عَلَى الأَيْسَرِ وَالأَيْسَرَ عَلَى الأَيْمَنِ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı. Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Ellerini kaldırarak ve yüzünü Kıbleye döndürerek Allah'a dua etti. Ridasını çevirdi, sağ yanı sol cepkeni ve sol yanı sağ cepkeni üzerine aldı. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir

Namaz
Detay →

Sünen-i İbn Mâce — Tribulations — Hadis No: 3928

Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «La ilahe illallah» deyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar "Lâ ilahe illallah'' deyince Tevhîd kelimesinin hakkı (olan cezalar) müstesna, kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. (îmânda samimî olup olmadıklarının) hesabı da Allah'a aittir.» Bu ve önceki hadis Müslimin aynı babında yer alıyor. Aşağıdaki link 3927’deki linkin aynıdır. MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Genel
Detay →