← Ana sayfaya dön
HadisNamazSahîh-i Müslim

Sahîh-i Müslim — The Book of Purification — Hadis No: 588

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، جَمِيعًا عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ شُعْبَةَ ذِكْرُ الرِّبَاطِ وَفِي حَدِيثِ مَالِكٍ ثِنْتَيْنِ ‏ "‏ فَذَلِكُمُ الرِّبَاطُ فَذَلِكُمُ الرِّبَاطُ ‏"‏ ‏.‏

Tercüme

Bana İshak b. Musa el-Ensari tahdis etti. Bize Ma'n tahdis etti, bize Malik tahdis etti. (H) Bize Muhammed b. el-Müsenna da tahdis etti. Bize Muhammed b. Cafer tahdis etti. Bize Şu'be tahdis etti. Hepsi birlikte Ala b. Abdurrahman'dan bu isnad ile rivayet ettiler ama Şu'be'nin hadisi rivayetinde ribattan söz edilmemektedir. Hadisin Malik tarafından rivayetinde ise bu iki defa sözkonusu edilerek: "İşte ribat budur, işte ribat budur" demiştir. Diğer tahric: Nesai, 143; Tuhfetu'l-Eşraf, 14087 NEVEVİ ŞERHİ: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Size, Allah'ın kendisi i/e günahları si/diği dereceleri yükselttiği. .. İşte ribat budur" buyruğu hakkında Kadı İyaz der ki: Günahların silinmesi, mağfiret edilip bağışlanmalarından kinayedir. Bununla birlikte, Hafaza meleklerinin yazdıkları kitaptan silinmesi anlamında olma ihtimali de vardır. Böylelikle bunların bağışlandıklarının delili olur. Derecelerin yükseltilmesi ise cennetteki mevkilerin yükseltilmesi demektir. Abdestin tam ve eksiksiz alınması (isbağ) ise mükemmel abdest almak demektir. "Hoşlanılmayan, zor haller (el-mekarih)" ise aşırı soğuk, vücudun acı çekmesi, hasta olmak ve benzeri hallerde sözkonusu olur. "Çokça adım atmak" ise evin uzaklığı ve defalarca gidilmesi ile olur. Namazdan sonra diğer namazın beklenmesi hakkında Kadı Ebu'l-Velid el-Bad de şöyle der: Bu vakitleri birbirine yakın iki namaz hakkındadır. Böyle olmayanların ise bu şekilde beklenmesi insanların uygulamalarından değildir. "İşte ribat budur. " Yani teşvik edilmiş ribat buna derler. Ribatın asıl anlamı kendisini bir şeye hapsetmektir. Burada kendisini böyle bir itaate hapsetmiş gibi olduğundan dolayı ribat denilmiştir. Ribatın en faziletlisinin o olması ihtimali vardır diye de açıklanmıştır. Nitekim, cihat nefse karşı cihattır, denildiği gibi. Ayrıca mümkün ve kolayolan ribat budur anlamında da olabilir yani bu ribat türlerinden bir türdür. Kadı İyaz'ın açıklamaları burada sona ermektedir. Hepsi güzelolmakla birlikte namazı beklemek ile ilgili el-Bad' nin sözü müstesnadır, o tartışılır. Allah en iyi bilendir. "Hadisin Malik tarafından rivayetinde bu söz iki defa tekrar edilerek" Müslim'in rivayetinde bu söz bu şekilde iki defa tekrar edilmiştir. Muvatta'daki rivayetinde ise üç defa tekrar edilerek (3/141) "işte ribat budur, işte ribat budur, işte ribat budur" denilmiştir. Bunu tekrar etmenin hikmetine gelince, buna ihtimam gösterilmesi ve konumunun büyüklüğünü anlatmak için olduğu söylendiği gibi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sözünün anlaşılması için tekrar etmek alışkanlığı üzere bunu tekrar etmiştir diye de söylenmiştir, ama birinci açıklama daha güçlüdür. Allah en iyi bilendir. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisin şerhinde Kaadî Iyad şunları söylemektedir: «Günahları mahvetmek onları affu mağfiret buyurmaktan kinayedir. Maamafih onları hafaza meleklerinin defterlerinden silmek de kasdedilmiş olabilir. Buda günahların affına cennete derecelerin yükseltilmesine delildir. Zorluklar soğuğun şiddetinden, vücudun hastalık sebebiyle elem ve kederinden ve buna benzer şeylerden neş'et eder. Mescitlere doğru adımı çok atmak evin onlara uzaklığı ve onlara çok gidip gelme sebebiyle olur.» Ebu'l Velid el-Bakî namazdan sonra namaz beklemenin birbirine yakın namazlar hakkında olduğunu sair namazlarda beklemenin adet olmadığını söylüyor. Ribat; nevbet yeri manasınadır. Esas itibari ile bir şey'e kendini hapsetmek demektir. Ribat meselesi Ebu Hureyre hadisinde bir, Malik hadisinde iki «el-Muvatta'da ise üç defa zikredilmiştir. Tekrarın hikmeti bu meselenin pek mühim, şanının pek büyük olduğunu bildirmektir, bazıları: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in adeti bir şey'i anlatırken iyi anlaşılması için onu üç defa tekrar etmektir. Buradada onun için tekrarlamıştır» derler

Kaynak

Sahîh-i Müslim, 2/55 (No: 588)

https://sunnah.com/muslim/2/55

Sahîh-i Müslim — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Müslim — The Book of I'tikaf — Hadis No: 2790

Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَصُمِ الْعَشْرَ ‏.‏

Bana Ebû Bekir b. Nâfi' El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe (Radiyallahû anfıa)'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı), Zi*l-Hîece'nin ilk on gününde oruç tutmamış

Oruç
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Faith — Hadis No: 143

Hadis
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ كُنْتُ رِدْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ إِلاَّ مُؤْخِرَةُ الرَّحْلِ فَقَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ حَقَّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ أَنْ يَعْبُدُوهُ وَلاَ يُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ الْعِبَادِ عَلَى اللَّهِ إِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْ لاَ يُعَذِّبَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Heddab b. Halid el-Ezdi tahdis etti. (Dedi ki): Bize Hemmam rivayet etti. (Dediki): Bize Katade rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Malik, Muaz b. Cebel'den şöyle dediğini tahdis etti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bineğinin arkasına binmiştim. Benimle onun arkasında semerin arka kaşından başka hiçbir şey yoktu. Allah Resulü: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim sonra bir süre daha yürüdü sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim. Bir süre daha yürüdükten sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı nedir bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Resulü daha iyi bilir, dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı ona ibadet etmeleri ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır" buyurdu. Sonra bir süre daha yol aldı. Arkasından: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Rasulullah ve sadeyk dedim. O: "Peki, kulları bunu yapacak olurlarsa onların Allah üzerindeki haklarının ne olduğunu bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Rasulü en iyi bilir, dedim. O: "Kendilerini azaplandırmamasıdır" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, 5967, 6267, 6500; Tuhfetu'l-Eşraf

Genel
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Mosques and Places of Prayer — Hadis No: 1555

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْنُتُ فِي الصُّبْحِ وَالْمَغْرِبِ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Murra'dan rivayet etti. Demişki: Ben İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bize Berâ' b. Âzib rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaparmış

Namaz
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Prayers — Hadis No: 837

Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، مَوْلَى ابْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ الْمُسْلِمُونَ حِينَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ يَجْتَمِعُونَ فَيَتَحَيَّنُونَ الصَّلَوَاتِ وَلَيْسَ يُنَادِي بِهَا أَحَدٌ فَتَكَلَّمُوا يَوْمًا فِي ذَلِكَ فَقَالَ بَعْضُهُمُ اتَّخِذُوا نَاقُوسًا مِثْلَ نَاقُوسِ النَّصَارَى وَقَالَ بَعْضُهُمْ قَرْنًا مِثْلَ قَرْنِ الْيَهُودِ فَقَالَ عُمَرُ أَوَلاَ تَبْعَثُونَ رَجُلاً يُنَادِي بِالصَّلاَةِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا بِلاَلُ قُمْ فَنَادِ بِالصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî rivayet etti (Dediki); Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi'de rivayet etti (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. Bunların ikiside; Bize İbni Cüreyc haber verdi, dediler. H. Bana Hârun b. Abdillâh dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. Dediki, İbni Cüreyc bana İbni Ömer'in azadlısı Nâfi', Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi, dedi. İbni Ömer şöyle demiş: Müslümanlar Medine'ye geldikleri zaman toplanırlar da namazların vakitlerini tayin ederlerdi. Namaz için hiçbir kimse ezan okumazdı. Derken bir gün bu hususta konuştular. Bâzıları hıristiyanların çan'ı gibi bir çan ittihaz edin! diğer bâzıları, yahudilerin borusu gibi bir boru olsun, dediler. Bunun üzerine Ömer: Namaza çağıran bir adam gönderseniz ya, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Bilâl kalk da namaza çağır» buyurdular. İzah için buraya tıklayın

Hac & Umre
Detay →