← Ana sayfaya dön
HadisNamazSahîh-i Müslim

Sahîh-i Müslim — The Book of Menstruation — Hadis No: 763

وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ مُعَاذَةَ، قَالَتْ سَأَلْتُ عَائِشَةَ فَقُلْتُ مَا بَالُ الْحَائِضِ تَقْضِي الصَّوْمَ وَلاَ تَقْضِي الصَّلاَةَ فَقَالَتْ أَحَرُورِيَّةٌ أَنْتِ قُلْتُ لَسْتُ بِحَرُورِيَّةٍ وَلَكِنِّي أَسْأَلُ ‏.‏ قَالَتْ كَانَ يُصِيبُنَا ذَلِكَ فَنُؤْمَرُ بِقَضَاءِ الصَّوْمِ وَلاَ نُؤْمَرُ بِقَضَاءِ الصَّلاَةِ ‏.‏

Tercüme

Bize Abd bin Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzak haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Asım'dan, o da Muaze'den naklen haber verdi demişki: Aişe'ye sorup: Ay hali kadın neden orucu kaza ettiği halde namazın kazasını yapmıyor, dedim. O: Haruri misin, dedi. Ben: Hayır Haruri değilim ama (öğrenmek maksadıyla) soruyorum, dedim. Aişe: Biz de ay hali olurduk ama bize orucu kaza etmemiz emredilir, namazı kaza etmemiz emredilmezdi, dedi. DAVUDOĞLU ŞERHİ AŞAĞIDA NEVEVİ ŞERHİ (759 - 761): (761) "Orucu kaza etmemiz emredilir, namazı kaza etmemiz emredilmezdi." İşte bu ittifakla kabul edilmiş bir hükümdür. Müslümanların icma'ı ile ay hali kadına da, loğusa kadına da o halde ne namaz kılmaları, ne de oruç tutmaları farzdır. Yine icma' ile kabul ettiklerine göre bu durumdaki kadınların bu halde kılamadıkları namazlarını kılmaları icap etmez. Orucu kaza etmelerinin vacip olduğu üzerinde de icma etmişlerdir. İlim adamları der ki: ikisi arasındaki fark şudur: Namaz çokça tekrarlanan bir ibadet olduğundan orucun aksine onu kaza etmek meşakkatlidir. Oruç yılda bir defa farzdır. Bazen bir ya da iki günü adet haline rastlar. Mezhep alimlerimiz der ki: Ay hali iken geçen hiçbir namaz kaza edilmez, tavaf sonrası kılınması gereken iki rekat müstesnadır. Gerek mezhebimize mensup alimlerin, gerek diğer mezhep alimlerinin çoğunluğunun (cumhurun) kanaatine göre ay hali olan kadın adet döneminde oruç tutmak emrine muhatap değildir. Ona orucunu kaza etmesi yeni (farklı) bir emir ile vaciptir. Mezhep alimlerimizden kimisi başka bir görüşü sözkonusu ederek, adet halinde oruç tutmak emrine muhataptır ama onu ertelemesi emrolunur tıpkı namazda iken abdesti bozulan kimsenin durumu gibi. Her ne kadar abdestsiz halinde namaz kılması sahih değilse de (sonra kılmakla emrolunmuştur); fakat bu açıklamanın hiçbir değeri yoktur. Kendisinin ortadan kaldırabilme gücü bulunmadığı bir hali sebebiyle oruç tutmak, adet olan bir kadına nasıl aynı zamanda hem farz, hem haram olabilir? Onun bu durumu abdesti bozulan ın durumundan farklıdır çünkü o abdestsizlik halini ortadan kaldırabilir. (759) "Ebu Kılabe" adı Abdullah b. Zeyd olup, daha önce ona dair açıklama geçmişti. "Yezid er-Rişk" adı Yezid b. Ebi Yezid ed-Dubai'dir. Basralı olup, Ebu'l-Ezhert künyelidir, Dubaalıların mevlasıdır. ilim adamları ona "er-Rişk" lakabının veriliş sebebi hususunda farklı kanaatlere sahiptir. Farsça'da bunun Kasım (paylaştırıcı) anlamında olduğu söylendiği gibi çok gayretli olduğu, gür sakallı olduğu da söylenmiştir. Farsça akreb'in adıdır diye de söylenmiştir. Yezid'e er-Rişk lakabının verilmesinin sebebi ise şudur: Akrep onun sakalının içine girmiş, üç gün içinde kaldığı halde o bunun farkına varmamıştı. Buna sebep ise sakalının oldukça uzun ve büyük oluşu idi. Bu farklı görüşleri Metali' sahibi ve başkaları nakletmiş olduğu gibi, Ebu Ali el-Gassanide bunları nakletmiş ve bu son görüşü senedi ile birlikte zikretmiştir. Allah en iyi bilendir. Aişe (r.anha)'nın "sen Haruri misin" sorusuna gelince, Haruri "Harura"ya nispettir. Kufe yakınlarında bir kasaba'nın adıdır. es-Sem'ani'nin dediğine göre burası Kufe'den iki mil uzaklıkta bir yer olup, Hariciler ilk olarak burada toplanmıştı. Herevi dedi ki: Hariciler bu kasabada birbirleriyle ahitleştiklerinden ötürü oraya nispet edilmişlerdir. Buna göre Aişe (r.anha)'nın sözünün anlamı Haricilerden bir kesim ay hali olan kadına adet döneminde geçen namazlarını kaza etmesinin vacip olduğu kanaatindedirler, demektir. Bu ise Müslümanların icmaına aykırıdır. Aişe (r.anha}'nın bu şekilde soru sorması inkar (reddetmek) anlamındadır. Yani böyle bir yol Harurilerin (Haricilerin) yoludur ve bu çok kötü bir yoldur. "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) döneminde birimiz ay hali olurdu da sonra ona namazını kaza etmesi emredilmezdi." Yani Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona, onun ay hali olduğunu ve bu dönem zarfında namazı kılmadığını bilmekle birlikte namazı kaza etmesini emretmezdi. Namazını kaza etmesi vacip (farz) olsaydı kesinlikle ona namazını kaza etmesini emrederdi. (760) "Onlara karşılık vermelerini emretti mi?" (4/27) Bu sözü Muhammed b. Cafer kitapta (hadisin sonunda) kaza etmeleri anlamında olduğunu söyleyerek açıklamıştır ve bu doğru bir açıklamadır. Nitekim karşılık vermek anlamını ihtiva eden (ceza) fiili kaza etti (ödedi) anlamındadır. Nitekim yüce Allah'ın: "Hiçbir kimse bir başkasının yerine ceza (karşılık) görmez." (Bakara, 48) buyruğunu da böyle tefsir etmişlerdir. "Bu şey şunun yerine geçer" derken de bu kullanılır. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu Hadis-i bütün Kütüb-ü Sitte sahipleri muhtelif ravilerden tahric etmişlerdir. Hadisin birinci rivayetinde Hz. Aişe'ye sual soran kadının ismi zikredilmemiş. Diğer rivayetlerinde soranın bizzat Muaze olduğu bildirilmiştir. Hadisin muhtelif rivayetlerinin ifade ettiği mana kadının suali ve Hz. Aişe (R.A.)'nın cevabıdır. Kadın: «hayzlılar neden orucu kaza ediyorda, namazı kaza etmiyorlar?» diye sormuş Aişe (R.A.)'da «Sen haruriyyemisin yoksa» diye söze başlayarak Sahib-i Şeriat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'efendimizin kendilerine böyle emrettiğini anlatmıştır. Harura: Kufe'ye yakın bir köydür, Hz. Aii (R.A.) aleyhine kıyam eden hariciler ilk defa burada toplanmışlardı. Bunlar Hz. Ali 'nin, Ebu Muse'l Eş'ari ile Amr b. Âs'ı hakem tayin etmesine şiddetle itiraz ediyorlardı. Hatta kendisine «Allah'ın emrinde şekk ettinde düşmanını hakem yaptın» demişlerdi. Husumetleri gitgide artarak nihayet bir sabah kumandanları Abdullah'ın idaresi altında 8.000 nefer toplanarak Hz.. Ali aleyhine kıyam ettiler. Hz. Ali kendilerine Abdullah İbni Abbas (R.A.)'i gönderdi. İbni Abbas (R.A.a) onlarla münazarada bulundu, kendilerine nasihatlar verdi. Bunun üzerine 2.000 nefer yaptıklarına pişman olarak muhalefetten vaz geçtiler. 6.000 i inatlarında ısrar ettiler Hz. Ali (R.A.) da üzerlerine ordu göndererek onlarla harb ve kendilerini perişan eyledi. Bunlar din babında pek şiddet gösterirler. Hayzlı kadının namazları kaza edeceğine kail olurlardı. Hariciler aslen altı fırka olup hepsi Hz. Ali ile Osman (R.A.) dan telerri ederler ve onlardan uzak kalmayı her ibadete tercih eylerlerdi. Nikahlarında bile bunu şart koşarlardı. Halbuki bu yaptıkları tamamıyla dalalet ve İcma'ı Ümmete muhalefet idi. İşte Aişe (R.A.)'nın (Sen haruriyemisin) diye sorması bundandır. Yani; bu sual dalalet fırkalarından haricilerin soracağı bir sualdir. Çünkü onlar hayzlı kadının namazları kaza edeceğini kaildirler. Sende bu çirkin tarikatamı mensupsun? demek istemiş sonra, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında bütün ezvac-ı tahiratın hayz gördüklerini fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in yalnız orucu kaza etmelerini emir buyurduğunu, namazın kazasını emretmediğini, kazası lazım gelse onu da emrederdiğini anlatmıştır. Bunun üzerine kadın kendisinin Haruriye olmadığını yani haricilerle bir alakası bulunmadığını, yalnız meseleyi iyi anlamak için sorduğunu söyleyerek özür beyan etmiştir. Hayzlı kadının yalnız orucu kaza edip namazı kaza etmiyeceğine bütün müslümanların icma'ı vardır. Bu hususta nifaslılar da aynı hükümdedir. Yalnız hariciler Ehl-i Sünnetin bu icma'ına muhalefet etmişlerse de onların muhalefetinin hiçbir kıymeti yoktur. Ulema-i kiram namazla oruç arasındaki farkı şöyle izah ederler. Namazların sayısı çoktur. Çünkü onlar günde beş defa tekerrür ederler. Bu sebeple günlerce kalan namazları her hayızdan temizlendikçe kaza etmek güç olur. Oruçda ise bu güçlük yoktur. Çünkü oruç senede bir defa gelir. Hayz günleride ekseriyetle birkaç günü geçmez. Binaenaleyh orucun kazasında hiçbir güçlük yoktur. İşte orucun kaza edilip, namazın edilmemesi bu hikmete mebnidir. Selefi Salihinden bazıları namaz vakti geldikçe hayzlı kadına abdest almasını ve kıbleye karşı oturarak Allah'ı zikretmesini emrederlermiş. Bu kavil Ukbetübnü Âmir (R.A.) ile Mekhul'den rivayet olunmuştur. Ata'; «Ben böyle bir şey duymadım ama bu pek güzel bir iştir» demiştir. Ebu Ömer ise; «Bu emir fukaha indinde metruktür. Hatta onu mekruh görürler diyor.» Ebu Kılabe dahi; «Bu meseleyi soruşturduk fakat aslı olduğunu Öğrenemedik.» demiştir. Said b. Abdilaziz; «Biz bunu bilmiyoruz ve mekruh görüyoruz» mütelaasında bulunmuştur. Hanefilerin «Münyetül - Müfti» nam eserinde hayzlı kadının her namaz vakti abdest alarak evinin mescidinde bir namaz miktarı oturması, tesbih ve tehlilde bulunması müstehabdır.» denildiği gibi «Ed-Diraye» nam kitapda da; «Böyle yapan kadına kıldığı en güzel namazın sevabı yazılır» denilmektedir. Hayzlı kadın oruçla muhatap değildir; orucun kazası ona ayrı bir emirle lazım gelir. Bazıları onunda oruçla muhatap olduğunu fakat hayz halinde onu terketmesi emredildiğini söylerler. Bunlar «Abdestsiz bir kimsede namazla muhatabdır. Ama Abdestsiz olarak namazını kılamaz» derlersede bu doğru değildir. Çünkü kadına hayz halinde iken oruç tutmak haramdır. Bir kimsenin haramı işlemekle muhatap olması caiz değildir. Bu Mes'ele Abdestle kıyas edilemez, zira Abdestsiz bir kimsenin abdest alarak namazı kılması mümkündür. Lakin hayzlı bir kimsenin Abdest dahi alsa namaz kılması, caiz değildir

Kaynak

Sahîh-i Müslim, 3/85 (No: 763)

https://sunnah.com/muslim/3/85

Sahîh-i Müslim — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Müslim — The Book of I'tikaf — Hadis No: 2790

Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَصُمِ الْعَشْرَ ‏.‏

Bana Ebû Bekir b. Nâfi' El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe (Radiyallahû anfıa)'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı), Zi*l-Hîece'nin ilk on gününde oruç tutmamış

Oruç
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Faith — Hadis No: 143

Hadis
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ كُنْتُ رِدْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ إِلاَّ مُؤْخِرَةُ الرَّحْلِ فَقَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ حَقَّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ أَنْ يَعْبُدُوهُ وَلاَ يُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ الْعِبَادِ عَلَى اللَّهِ إِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْ لاَ يُعَذِّبَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Heddab b. Halid el-Ezdi tahdis etti. (Dedi ki): Bize Hemmam rivayet etti. (Dediki): Bize Katade rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Malik, Muaz b. Cebel'den şöyle dediğini tahdis etti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bineğinin arkasına binmiştim. Benimle onun arkasında semerin arka kaşından başka hiçbir şey yoktu. Allah Resulü: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim sonra bir süre daha yürüdü sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim. Bir süre daha yürüdükten sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı nedir bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Resulü daha iyi bilir, dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı ona ibadet etmeleri ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır" buyurdu. Sonra bir süre daha yol aldı. Arkasından: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Rasulullah ve sadeyk dedim. O: "Peki, kulları bunu yapacak olurlarsa onların Allah üzerindeki haklarının ne olduğunu bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Rasulü en iyi bilir, dedim. O: "Kendilerini azaplandırmamasıdır" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, 5967, 6267, 6500; Tuhfetu'l-Eşraf

Genel
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Mosques and Places of Prayer — Hadis No: 1555

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْنُتُ فِي الصُّبْحِ وَالْمَغْرِبِ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Murra'dan rivayet etti. Demişki: Ben İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bize Berâ' b. Âzib rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaparmış

Namaz
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Prayers — Hadis No: 837

Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، مَوْلَى ابْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ الْمُسْلِمُونَ حِينَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ يَجْتَمِعُونَ فَيَتَحَيَّنُونَ الصَّلَوَاتِ وَلَيْسَ يُنَادِي بِهَا أَحَدٌ فَتَكَلَّمُوا يَوْمًا فِي ذَلِكَ فَقَالَ بَعْضُهُمُ اتَّخِذُوا نَاقُوسًا مِثْلَ نَاقُوسِ النَّصَارَى وَقَالَ بَعْضُهُمْ قَرْنًا مِثْلَ قَرْنِ الْيَهُودِ فَقَالَ عُمَرُ أَوَلاَ تَبْعَثُونَ رَجُلاً يُنَادِي بِالصَّلاَةِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا بِلاَلُ قُمْ فَنَادِ بِالصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî rivayet etti (Dediki); Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi'de rivayet etti (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. Bunların ikiside; Bize İbni Cüreyc haber verdi, dediler. H. Bana Hârun b. Abdillâh dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. Dediki, İbni Cüreyc bana İbni Ömer'in azadlısı Nâfi', Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi, dedi. İbni Ömer şöyle demiş: Müslümanlar Medine'ye geldikleri zaman toplanırlar da namazların vakitlerini tayin ederlerdi. Namaz için hiçbir kimse ezan okumazdı. Derken bir gün bu hususta konuştular. Bâzıları hıristiyanların çan'ı gibi bir çan ittihaz edin! diğer bâzıları, yahudilerin borusu gibi bir boru olsun, dediler. Bunun üzerine Ömer: Namaza çağıran bir adam gönderseniz ya, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Bilâl kalk da namaza çağır» buyurdular. İzah için buraya tıklayın

Hac & Umre
Detay →