← Ana sayfaya dön
HadisNamazSahîh-i Müslim

Sahîh-i Müslim — The Book of Menstruation — Hadis No: 717

وَحَدَّثَنِيهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ سَلاَّمٍ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ كُنْتُ قَاعِدًا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ زَائِدَةُ كَبِدِ النُّونِ ‏.‏ وَقَالَ أَذْكَرَ وَآنَثَ ‏.‏ وَلَمْ يَقُلْ أَذْكَرَا وَآنَثَا ‏.‏

Tercüme

Bunu bana Abdullah b. Abdurrahman ed-Darimi de tahdis etti, bize Yahya b. Hassan haber verdi, bize Muaviye b. Sellam bu isnadta aynısını tahdis etti. Ancak o(nun rivayetinde Sevban): Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Selleml'in yanında oturuyordum, dedi. Ayrıca o rivayetinde "balığın ciğerinin fazlalığı" derken (ziyade lafzı yerine zaide lafzını) söyledi,yine onun erkek ve kız çocuğu olur dediği halde ikisinin erkek ve kız çocuğu olur demedi. Yalnız Müslim rivayet etmiştir DAVUDOĞLU ŞERHİ AŞAĞIDA NEVEVİ ŞERHİ: Bu babta Sevban (r.a.)'ın Yahudi hahamının kıssası ile ilgili rivayet ettiği hadis yer almaktadır. Bundan önceki babta ise meninin nitelikleri açıklanmıştı. Habr (haham) kelimesi habr ve hibr olarak söylenir ve bunlar iki meşhur söyleyiştir, alim kişi demektir. "Ebu Esma er-Rahabı"nin adı Amr b. Mersed eş-Şam i ed-Dımeşki'dir. Ebu Süleyman b. Zeyd dedi ki: Ebu Esma er-Rahabı Dımaşk Rahabesinden idi. Burası da Dımaşk'ın kasabalarından bir kasaba olup, onunla Dımaşk arasında bir millik mesafe vardır. Ben onun bayındır bir kasaba olduğunu gördüm. Allah en iyi bilendir. "Resuluilah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir değnek ile düşünceli olarak bir şeyler çizdi." (3/226) Yani elindeki değnek ile yere izleri belli bazı çizgiler çizdi. Böyle bir işi düşünen bir kişi yapar. Bu da benzeri bir iş yapmanın caiz olduğuna ve bunun insanın mürüwetini ihlal etmediğine delildir. Allah en iyi bilendir. "Köprüden berideki bir karanlık içinde" Köprü kelimesi "cisr" ve "cesr" olarak telaffuz edilir, bunlar meşhur iki söyleyiştir. Burada köprüden kasıt da Sırattır. "Onlara ne ikram edilecektir." Tuhfe, kişiye sunulan hediye özelolarak verilen ve onunla taltif olunan şeye (ikrama) denilir. İbrahim el-HalEbi dedi ki: Bu meyvenin bir yanı demektir. Allah en iyi bilendir. "Balığın ciğerinin ziyadesi (fazla k/smı)dır." (Hadisteki lafzıyla) nun balık demektir, çoğulu "nınan" diye gelir. Diğer rivayette ise "balığın ciğerinin zaidesi" denilmektedir. Ziyade ve zaide aynı şeydir, bu da ciğerin kenan demek olup, onun en lezzetli ve hoş kısmıdır. "Gıdalan" iki şekilde rivayet edilmiştir. Birisi kesreli gayn ve zel ile diğeri ise fethalı gayn ve dal "gada"olarak. Kadı İyaz der ki: Bu ikinci rivayet sahih olandır, çoğunluğun rivayeti de budur. Birincisinin bir değeri yoktur. Derim ki: Ama onun açıklanabilir bir tarafı vardır. O zamanda gıdaları ne olacaktır takdirindedir. Yoksa maksat her zaman için onların gıdalarının ne olacağını sormak değildir. Allah en iyi bilendir. "Orada selsebil diye adlandırılan bir pınardan" buyruğu ile ilgili olarak dilbilgini ve müfessirlerden bir topluluğun dediğine göre, Selsebil pınarın adıdır. Mücahid ve başkaları ise selsebil hızlıca akmak demektir. Yumuşak ve rahat akan anlamında olduğu da söylenmiştir .. '1illah'ın izniyle erkek çocukları olur, Allah'ın izniyle kız çocukları olur" ibarelerinde birincisinin anlamı çocuk erkek olur, ikincisinin anlamı da çocuk kız olur şeklindedir. (3/227) "Kız çocukları olur" anlamındaki lafız hemzesi uzatılıp, nun harfi şeddesiz olarak "fınesa" diye okunmakla birlikte hemzesi uzatılmadan ve nun harfi şeddeli olarak "ennesa" şeklinde de rivayet edilmiştir. Allah en iyi bilendir . DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Yahudi aliminin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmesi ya onun doğruluğunu deneyerek îman etmek için yahut sırf imtihan maksadı iledir. Zahire bakılırsa cevaplarını tastik ettiği halde iman etmeden oradan ayrılmıştır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) selam vermesi ve Hz. Sevban (R.A.) kendisini ittiği halde ona unf-u şiddetle cevap vermemesi ilminin kendisine kazandırdığı edep ve terbiyeye delalet eder: Biz onu ancak ailesinin verdiği ismiyle çağırırız» demesi de alime yakışan bir cevaptır. Halbuki Kureyş Hudeybiye musalehasmda; «Senin hakikaten Resulullah olduğunu bilsek seninle harb etmezdik» demişlerdi. Maamafih Yahudi aliminin nezaket göstermesi o anda başka bir şey elinden gelmediği için de olabilir; «Kulaklarımla dinlerim» demesi: «Senin söylediklerini dinler doğrumu dcgilmi düşünürüm» manasınadır. Yoksa bununla senin sözlerin bir kulağımdan girer bir kulağımdan çıkar manasını kastedmemiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in elindeki değnekle yeri kazması öteden beri arap büyüklerinin adeti olan,bir iştir. Onlar mühim bir mesele karşısında düşünceye daldıkları zaman böyle yaparlardı. Yahudi aliminin, ilk Suali kıyamete dair olmuştur. Gerek onun sualinden gerekse Fahr-i kainat (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'efendimizin verdiği cevaptan anlaşilıyorki kıyamet gününde yer yüzünün yalnız sıfatı değil bizzat kendisi değişecektir. Çünkü yeryüzünün yalnız sıfatı değişse mesela dağlar vadiler dümdüz edilmek sureti ile yeryüzü bugünkünden başka bir hal alsa yahudî alimine bunu anlamak müşkil gelmezdi. Aynı suali Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Aişe (R.A.)'nın dahi sorduğu rivayet olunur. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in: «Onlar köprünün yanında karanlıkta olacaklardır.» buyurmasıda bu değişmenin zat itibarı ile olacağına delildir. Köprüden murad sırattır. Nitekim Âişe (R.A.)'a. verilen cevapda tasrih edilmiştir. Değişen yerin dümdüz beyaz olacağı gizlenecek hiçbir yeri bulunmayacağı Hz. Sehl (R.A.)'ın rivayet ettiği bir hadiste beyan buyurulmuştur. Bunun keyfiyetini Allah bilir. Yahudinin: «Sıratı ilk defa kimler geçecek?» sualine Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «fakır muhacirler.» cevabını vermiştir. Bu sözün umumu fakir muhacirlerin zenginlerden efdal olmasını iktiza edersede Hz. Osman ve Abdurrahman b. Avf {R.A.) gibi zenginlerin Ebu Hureyre ve Ebu Zerr (R.A.) gibi fakirlerden efdal olduğuna icma'ı ümmet vardır. Bazan bir zat kendisine hass bir meziyetten dolayı üstünlük vasfı . ile zikrolunabilir. Bu onun mutlak surette başkalarından üstün olduğuna delalet etmez. Bu sebepledir ki böyle hadislerle fakirliğin zenginlikten daha makbul olduğuna istidlal edilemez. Ashab-ı kiramın kendi aralarında fakirlikmi daha makbul dür, Zenginlik mi? meselesini münakaşa ettikleri ve neticede zenginliği daha makbul buldukları rivayet olunur. Çünkü zenginlerin malları ile kazandıkları dereceleri fakirler kazanamaz. Fakirle zenginin ibadet ve taat hususunda müsavi olduklarını kabul edersek zengin mali ibadetleri sayesinde fakiri geçer. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in zikrettiği fakirler kendi zamanındaki fakirlerdir. Yoksa sırattan önce geçmek için muhacirlerin aleddevam fakir kalmaları şart değildir. Yahudinin üçüncü suali cennete girerken ehl-i cennete ne gibi izzet-ü ikramda bulunulacağı meselesidir. Tuhfe: ikram için bir kimseye verilen hediyedir. Bu suale cevaben Resul-i Zîşan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir rivayette «Balık ciğerinin ziyadesi.» diğer bir rivayette «Balık ciğerinin zaidesi.» buyurmuştur. Bu iki kelime manaca birdir. Ve ciğerin kenarındaki çıkıntı demektir ki; ciğerin en güzel yeri de orasıdır. Cennete girer girmez yiyecekleri şey evvelce kendileri için tahsis edilip cennet bahçelerinde otlamakta olan öküzün eti, içecekleri de selsebil ismindeki kaynağın suyu olacaktır. Bunların hakikatlarını Allah bilir

Kaynak

Sahîh-i Müslim, 3/39 (No: 717)

https://sunnah.com/muslim/3/39

Sahîh-i Müslim — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Müslim — The Book of I'tikaf — Hadis No: 2790

Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَصُمِ الْعَشْرَ ‏.‏

Bana Ebû Bekir b. Nâfi' El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe (Radiyallahû anfıa)'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı), Zi*l-Hîece'nin ilk on gününde oruç tutmamış

Oruç
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Faith — Hadis No: 143

Hadis
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ كُنْتُ رِدْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ إِلاَّ مُؤْخِرَةُ الرَّحْلِ فَقَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ حَقَّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ أَنْ يَعْبُدُوهُ وَلاَ يُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ الْعِبَادِ عَلَى اللَّهِ إِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْ لاَ يُعَذِّبَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Heddab b. Halid el-Ezdi tahdis etti. (Dedi ki): Bize Hemmam rivayet etti. (Dediki): Bize Katade rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Malik, Muaz b. Cebel'den şöyle dediğini tahdis etti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bineğinin arkasına binmiştim. Benimle onun arkasında semerin arka kaşından başka hiçbir şey yoktu. Allah Resulü: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim sonra bir süre daha yürüdü sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim. Bir süre daha yürüdükten sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı nedir bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Resulü daha iyi bilir, dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı ona ibadet etmeleri ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır" buyurdu. Sonra bir süre daha yol aldı. Arkasından: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Rasulullah ve sadeyk dedim. O: "Peki, kulları bunu yapacak olurlarsa onların Allah üzerindeki haklarının ne olduğunu bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Rasulü en iyi bilir, dedim. O: "Kendilerini azaplandırmamasıdır" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, 5967, 6267, 6500; Tuhfetu'l-Eşraf

Genel
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Mosques and Places of Prayer — Hadis No: 1555

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْنُتُ فِي الصُّبْحِ وَالْمَغْرِبِ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Murra'dan rivayet etti. Demişki: Ben İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bize Berâ' b. Âzib rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaparmış

Namaz
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Prayers — Hadis No: 837

Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، مَوْلَى ابْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ الْمُسْلِمُونَ حِينَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ يَجْتَمِعُونَ فَيَتَحَيَّنُونَ الصَّلَوَاتِ وَلَيْسَ يُنَادِي بِهَا أَحَدٌ فَتَكَلَّمُوا يَوْمًا فِي ذَلِكَ فَقَالَ بَعْضُهُمُ اتَّخِذُوا نَاقُوسًا مِثْلَ نَاقُوسِ النَّصَارَى وَقَالَ بَعْضُهُمْ قَرْنًا مِثْلَ قَرْنِ الْيَهُودِ فَقَالَ عُمَرُ أَوَلاَ تَبْعَثُونَ رَجُلاً يُنَادِي بِالصَّلاَةِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا بِلاَلُ قُمْ فَنَادِ بِالصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî rivayet etti (Dediki); Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi'de rivayet etti (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. Bunların ikiside; Bize İbni Cüreyc haber verdi, dediler. H. Bana Hârun b. Abdillâh dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. Dediki, İbni Cüreyc bana İbni Ömer'in azadlısı Nâfi', Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi, dedi. İbni Ömer şöyle demiş: Müslümanlar Medine'ye geldikleri zaman toplanırlar da namazların vakitlerini tayin ederlerdi. Namaz için hiçbir kimse ezan okumazdı. Derken bir gün bu hususta konuştular. Bâzıları hıristiyanların çan'ı gibi bir çan ittihaz edin! diğer bâzıları, yahudilerin borusu gibi bir boru olsun, dediler. Bunun üzerine Ömer: Namaza çağıran bir adam gönderseniz ya, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Bilâl kalk da namaza çağır» buyurdular. İzah için buraya tıklayın

Hac & Umre
Detay →