← Ana sayfaya dön
HadisHelal & HaramSahîh-i Müslim

Sahîh-i Müslim — The Book of Purification — Hadis No: 657

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَبُلْ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ الَّذِي لاَ يَجْرِي ثُمَّ تَغْتَسِلُ مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏

Tercüme

Bize Muhammed b. Rafi'de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrezzak rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmam b. Miinebbih'ten rivayet etti. dedi ki: Bu Ebu Hureyre'nin Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Muhammed'den bize tahdis ettikleridir deyip, çeşitli hadisler zikretti. Bunlardan birisi de şudur: Ayrıca (Ebu Hureyre) dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): '~kmayan durgun suda küçük abdest bozma, sonra kalkar ondan yıkanırsm" buyurdu. Diğer tahric: Tirmizi, 68; Tuhfetu'l-Eşraf, 14722 DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Hadîsin bazı rivayetlerinde durgun suya bevl etmek te'kid edatı ile bazılarında te'kitsiz olarak zikir edilmiştir. Keza bazı rivayetlerde durgun su bazılarında onun yerine daim su denilmiş ve bundan murad akmayan durgun su olduğu nefs-i rivayette tefsir buyurulmuştur. NEVEVİ ŞERHİ (653-655): Bu babta (654) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Sizden herhangi bir kimse durgun suda küçük abdest bozmasm sonra ondan kalkar yıkanır. " Diğer (655) rivayette: '~kmayan durgun suda küçük abdest bozmasm ... " Öbür (653) rivayette: "Durgun suda küçük abdest bozulmasını yasakladı" buyurulmaktadır. "Sonra kalkıp ondan yıkanır" buyruğundaki "yıkanır" rivayetinde mı merfudur; yani orada küçük abdestini bozma, sonra kalkıp ondan yıkanırsın demektir. Üstadımız Ebu Abdullah b. Malik (r.a.)'ın zikrettiğine göre bunun "küçük abdest bozmasm" anlamındaki fiilin mahalline atfen cezm ile okunmasının da caiz olduğunu söylemiştir. Ayrıca "en" edatı takdir ederek nasp ile de okunabilir. "Sonra" edatına ise atıf vav'ı hükmü ile değerlendirilir. Cezm ile okunması açıkça anlaşılır, nasb ile okunması ise caiz değildir. Çünkü yasak olanın bunlardan birisi değil, her ikisini birlikte yapmanın yasaklanmış olmasını gerektirmektedir. Bunu ise kimse söylemiş değildir. Aksine durgun suda küçük abdest bozmak içinde yahut ondan alınan su ile yıkanmak istesin ya da istemesin fark etmez. Allah en iyi bilendir. "Daim: durgun" suyu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: '~kmayan" ibaresi tefsir etmekte, anlamını açıklamaktadır. Böyle'likle havuz ve buna benzer kısmen akmayan durgun suyu dışarıda tutmak istemiş olma ihtimali de vardır. Buradaki yasak bazı sular hakkında haramlığı, bazıları hakkında da mekruh olmayı ifade eder. Bu da meselenin hükmünden çıkartılır. Eğer su çok miktarda ve akan bir su ise hadisin mefhumu dolayısıyla içinde küçük abdest bozmak haram olmaz ama daha uygunu ondan sakınmaktır. Şayet az miktarda akan bir su ise ashabımızdan bir topluluk mekruhtur demiştir. Tercih edilen ise haram olduğudur. Çünkü Şafil'nin ve başkalarının mezhebi olarak meşhur olan görüşe göre böyle bir iş onu kirletir ve necis eder. Başkasının da aldanmasına sebep olarak necis olmakla birlikte kullanmasına sebep olur. Şayet su durgun ve çok miktarda ise mezhep alimlerimiz mekruhtur, haram olmaz demişlerdir. Haram olduğu söylenmesi de uzak bir ihtimal değildir. (3/178) Çünkü nehy (yasaklama) muhakkiklere ve usul alimlerinin çoğunluğuna göre tercih edilen kanaate göre haram olmayı gerektirir. Ayrıca bu yasaklamadan onu kirlettiği anlaşılır, bazen de bu değişikliğe uğrayacağından icma ile necis olması sonucuna kadar götürür, yahut bir tarafının hareket ettirilmesi ile diğer tarafı da hareket eden su birikintisine bir necaset düşmesi sebebiyle necis olur, şeklindeki Ebu Hanife'nin ve ona muvafakat edenlerin kanaatine göre de necis olması sonucunu verir. Az miktardaki durgun su ile ilgili olarak mezhep alimlerimizden bir topluluk onun mutlak olarak mekruh olacağını söylemişlerse de doğru ve tercih olunan onda küçük abdest bozmanın haram olduğudur. Çünkü bundan dolayı necis olur ve malolma özelliği telef olur, onu kullanması sebebiyle başkasını da aldatmış olur. Allah en iyi bilendir. Mezhep alimlerimiz ve diğer ilim adamları ise suda büyük abdest bozmanın da küçük abdest bozmak gibi hatta daha çirkin olduğunu söylemişlerdir. Aynı şekilde bir kaba küçük abdestini bozup sonra onu suya dökmesinin hükmü de böyledir. Nehrin yakınında sidiği ona akacak şekilde küçük abdest bozması halinde de hüküm budur, bunların hepsi zem edilmiş, çirkin ve belirtilen açıklamalar çerçevesinde yasaklanmış bir iştir. Bu konuda ilim adamlarından herhangi bir kimse muhalefet etmiş değildir. Bundan tek istisna Davud b. Ali ez-Zahiri' den nakledilen burada yasak bizzat insanın küçük abdest bozması hakkında özeldir, büyük abdest de küçük abdest gibi değildir diye nakledilen kanaatidir. Aynı şekilde (ona göre) bir kaba küçük abdestini bozup sonra suya dökse yahut suyun yakınında küçük abdestini bozsa da hüküm böyledir; fakat Davud ez-Zahiri' nin benimsediği bu kanaat ilim adamlarının iemaına aykırıdır. Onun zahir ifadeden anlaşılan çerçevesinde donuklaşıp, kalmasına dair nakledilen en çirkin görüşlerindende birisidir. Allah en iyi bilendir. İlim adamları der ki: Suya varmayacak olsa dahi suyun yakınlarında küçük ve büyük abdest bozmak mekruhtur. Sebep ise Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in genelolarak suya gidip gelinen yerlerde abdest bozmayı yasaklamış olması ve bundan dolayı suya gidip gelenlerin rahatsız edilmesi ve bunun suya ulaşmasından korkulmasıdır. Allah en iyi bilendir. İstinca yapmayan bir kimsenin suyun içinde istinca yapmak üzere suya gömülmesine gelince, su içine necaset düşmesiyle necis olacak kadar az ise bu haramdır; çünkü ona bulaşmış bir necaset vardır ve su da necis edilir. Şayet içine necaset düşmesi sebebiyle necis olmayacak kadar çok ise eğer su akarsu ise bunda bir sakınca yoktur, durgun ise haram değildir, mekruh olduğu da açıkça görülmemektedir. Çünkü böyle bir iş küçük abdest demek değildir, ona yakın da sayılmaz ama bir kimsenin bundan sakınması da elbette ki daha güzeldir. Allah en iyi bilendir

Kaynak

Sahîh-i Müslim, 2/123 (No: 657)

https://sunnah.com/muslim/2/123

Sahîh-i Müslim — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Müslim — The Book of I'tikaf — Hadis No: 2790

Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَصُمِ الْعَشْرَ ‏.‏

Bana Ebû Bekir b. Nâfi' El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe (Radiyallahû anfıa)'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı), Zi*l-Hîece'nin ilk on gününde oruç tutmamış

Oruç
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Faith — Hadis No: 143

Hadis
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ كُنْتُ رِدْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ إِلاَّ مُؤْخِرَةُ الرَّحْلِ فَقَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ حَقَّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ أَنْ يَعْبُدُوهُ وَلاَ يُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ الْعِبَادِ عَلَى اللَّهِ إِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْ لاَ يُعَذِّبَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Heddab b. Halid el-Ezdi tahdis etti. (Dedi ki): Bize Hemmam rivayet etti. (Dediki): Bize Katade rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Malik, Muaz b. Cebel'den şöyle dediğini tahdis etti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bineğinin arkasına binmiştim. Benimle onun arkasında semerin arka kaşından başka hiçbir şey yoktu. Allah Resulü: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim sonra bir süre daha yürüdü sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim. Bir süre daha yürüdükten sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı nedir bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Resulü daha iyi bilir, dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı ona ibadet etmeleri ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır" buyurdu. Sonra bir süre daha yol aldı. Arkasından: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Rasulullah ve sadeyk dedim. O: "Peki, kulları bunu yapacak olurlarsa onların Allah üzerindeki haklarının ne olduğunu bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Rasulü en iyi bilir, dedim. O: "Kendilerini azaplandırmamasıdır" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, 5967, 6267, 6500; Tuhfetu'l-Eşraf

Genel
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Mosques and Places of Prayer — Hadis No: 1555

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْنُتُ فِي الصُّبْحِ وَالْمَغْرِبِ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Murra'dan rivayet etti. Demişki: Ben İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bize Berâ' b. Âzib rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaparmış

Namaz
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Prayers — Hadis No: 837

Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، مَوْلَى ابْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ الْمُسْلِمُونَ حِينَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ يَجْتَمِعُونَ فَيَتَحَيَّنُونَ الصَّلَوَاتِ وَلَيْسَ يُنَادِي بِهَا أَحَدٌ فَتَكَلَّمُوا يَوْمًا فِي ذَلِكَ فَقَالَ بَعْضُهُمُ اتَّخِذُوا نَاقُوسًا مِثْلَ نَاقُوسِ النَّصَارَى وَقَالَ بَعْضُهُمْ قَرْنًا مِثْلَ قَرْنِ الْيَهُودِ فَقَالَ عُمَرُ أَوَلاَ تَبْعَثُونَ رَجُلاً يُنَادِي بِالصَّلاَةِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا بِلاَلُ قُمْ فَنَادِ بِالصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî rivayet etti (Dediki); Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi'de rivayet etti (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. Bunların ikiside; Bize İbni Cüreyc haber verdi, dediler. H. Bana Hârun b. Abdillâh dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. Dediki, İbni Cüreyc bana İbni Ömer'in azadlısı Nâfi', Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi, dedi. İbni Ömer şöyle demiş: Müslümanlar Medine'ye geldikleri zaman toplanırlar da namazların vakitlerini tayin ederlerdi. Namaz için hiçbir kimse ezan okumazdı. Derken bir gün bu hususta konuştular. Bâzıları hıristiyanların çan'ı gibi bir çan ittihaz edin! diğer bâzıları, yahudilerin borusu gibi bir boru olsun, dediler. Bunun üzerine Ömer: Namaza çağıran bir adam gönderseniz ya, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Bilâl kalk da namaza çağır» buyurdular. İzah için buraya tıklayın

Hac & Umre
Detay →