← Ana sayfaya dön
HadisHac & UmreSahîh-i Müslim

Sahîh-i Müslim — The Book of Purification — Hadis No: 627

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ فَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ ثُمَّ مَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ ‏.‏

Tercüme

Bunu bize Muhammed b. el-Müsenna da tahdis etti. Bize Abdulvehhab tahdis edip dedi ki: Ben Yahya b. Said'i bu isnad ile rivayet ederken dinledim ve: Yüzünü ve ellerini yıkayıp, başına mesh etti (3/66) Sonra mestler üzerine mesh etti dedi. NEVEVİ ŞERHİ: "Bize Leys, Yahya b. Sa'd'dan haber verdi ... Babası el-Muğire'den" (3/167) Bu senette biri diğerinden rivayet nakleden tabiinden dört zat bulunmaktadır. Bunlar Yahya b. Said el-Ensari, Sa'd, Nafi' ve Urve'dir. Muğire'nin mim harfinin ötreli (Muğire) ve kesreli (Miğire) şeklinde okunduğu daha önceden geçmişti. Allah en iyi bilendir. "Urve b. el-Muğire'den, o babası Muğıre b. Şu'be'den ... Bir rivayette ise "hıyne" kelimesinin yerine "hatta" kullandı." "Muğire ... arkasından gitti" ifadesi Urve'nin babasından naklettiği bir rivayettir. Bu gibi rivayetler hadis-i şerifte çokça görülür, ravi gaib kip ile kendisinin adına kullanacağı bir lafzı rivayet naklettiği kişi hakkında aktarır. İdave (inatara), testi, matara ve mıdae denilen ibrik anlam itibariyle birbirine yakın lafızlardır. Abdest almak için kullanılan kap demektir. "İhtiyacını bitirince üzerine su döktü." İhtiyacını gördüğü yerden ayrılıp, bir başka yere geçince üzerine abdest için su döktü demektir. "Bitirinceye kadar" rivayetine gelince, muhtemelen de bunun anlamı abdest alırken abdestini bitirinceye kadar üzerine su döktü, demektir. Bu durumda ihtiyaçtan maksat abdest almak olur. Zaten diğer rivayette ona su dökmesinin ihtiyacını görüp, dönmesinden sonra olduğu beyan edilmiştir. Allah en iyi bilendir. Bu hadiste abdest alırken başkasından yardım almanın caiz oluşuna delil bulunmaktadır. Yine bu husus Üsame b. Zeyd (r.a.)'ın rivayet ettiği hadiste de sabittir. Onun rivayetine göre o Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Arafat'tan döndüğü sırada abdest alırken eline su dökmüştür. Bununla birlikte abdest alırken yardım almanın yasaklandığı sabit olmayan çeşitli hadislerde gelmiş bulunmaktadır. Mezhep alimlerimiz der ki: Yardım almak üç türlüdür: 1 - Suyun hazır edilmesinde başkasından yardım almak.Bunda bir mekruhluk, bir eksiklik yoktur. (3/168) 2- Abdest azalarını yıkarken başkasından yardım istemesi ve bu başkasının abdest azalarını bizzat yıkaması. Bu ihtiyaç duyulması hali dışında mekruhtur. 3- Başkasının ona su dökmesi.Bunun da terk edilmesi evladır. Peki, buna mekruh denilebilir mi bu hususta iki görüş vardır. Mezhep alimlerimiz ve başkalarının dediğine göre kişi abdest alana su dökecek olursa abdest alan kimsenin sol tarafında durur. Allah en iyi bilendir .. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bezzar, bu hadisi Hz. Muğîre'den altmış zatın rivayet ettiğini söyler. Kıssa Tebuk Gazasında cereyan etmiştir. Abdest ayeti ise; Mureysî Gazasında inmişti. Tebuk Gazası-Müreysî'den muhakkak sonradır. Şu halde Cerir (R.A.)'in Hadisi gibi Hz. Mugire hadisi dahi mest üzerine mesih hükmünün ayetle neshedilmediğini gösterir. «Mugira içinde su bulunan bir kapla onu takib etmiş» sözü Mugira'nın Oğlu Urve'nindir. Bu gibi ibarelere hadislerde çok tesadüf edilir. Ravî kendini ben diyerek göstermezden gaib sığası ile ifade eder. Burada da Urve: «Babam onu takib etmiş» diyecekken Muhaddislerin adetine uyarak Mugira onu takip etmiş demiştir. İdave: İbrik ve desti gibi küçük kaptır. Hadiste'nde anlaşıldığı vecihle Hz. Mugire Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e abdest alırken su dökmüştür. Hadisin bir rivayetinde «suyu hacetini bitirinceye kadar döktü» denilmiştir. Bundan ResuIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e istinca esnasında su döktü manası anlaşılmamalıdır. Zira her iki rivayette de hacetten murad abdesttir. Nitekim bundan sonraki rivayette su dökme işinin kaza-i hacetten dönüp geldikten sonra abdest alırken vaki olduğu tasrih edilmiştir. Hadis-i Şerif abdest almak için başkasından yardım istemenin caiz olduğuna delildir. Nevevî diyorki: «Usametü'bnü Zeyd (R.A.)'in ResuIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Arafattan dönüşünde abdest alırken su döktüğü dahi sabit olmuştur. Subut bulmayan bazı hadislerde yardım istemenin nehiy edildiği görülmektedir. Ulemamız abdest almak için, yardım istemenin üç kısım olduğunu beyan ediyor. Bunlardan. Birincisi: Başkasından kendisine abdest suyu getirmesini istemektir. Bunda hiç bir kerahet ve noksanlık yoktur. İkincisi: Abdest uzuvlarını başkasına yıkatmaktır. İhtiyaç olmadıkça bunu yapmak mekruhtur. Üçüncüsü: Abdest alırken suyu başkasına döktürmektir. Bunu yapmamak evladır. Mekruh olup olmaması hususunda iki kavil vardır. Ulemamıza ve sair ulemaya göre abdest alırken su döken kimse abdest alanın soluna duracaktır

Kaynak

Sahîh-i Müslim, 2/94 (No: 627)

https://sunnah.com/muslim/2/94

Sahîh-i Müslim — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Müslim — The Book of I'tikaf — Hadis No: 2790

Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَصُمِ الْعَشْرَ ‏.‏

Bana Ebû Bekir b. Nâfi' El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe (Radiyallahû anfıa)'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı), Zi*l-Hîece'nin ilk on gününde oruç tutmamış

Oruç
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Faith — Hadis No: 143

Hadis
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ كُنْتُ رِدْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ إِلاَّ مُؤْخِرَةُ الرَّحْلِ فَقَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ حَقَّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ أَنْ يَعْبُدُوهُ وَلاَ يُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ الْعِبَادِ عَلَى اللَّهِ إِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْ لاَ يُعَذِّبَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Heddab b. Halid el-Ezdi tahdis etti. (Dedi ki): Bize Hemmam rivayet etti. (Dediki): Bize Katade rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Malik, Muaz b. Cebel'den şöyle dediğini tahdis etti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bineğinin arkasına binmiştim. Benimle onun arkasında semerin arka kaşından başka hiçbir şey yoktu. Allah Resulü: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim sonra bir süre daha yürüdü sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim. Bir süre daha yürüdükten sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı nedir bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Resulü daha iyi bilir, dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı ona ibadet etmeleri ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır" buyurdu. Sonra bir süre daha yol aldı. Arkasından: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Rasulullah ve sadeyk dedim. O: "Peki, kulları bunu yapacak olurlarsa onların Allah üzerindeki haklarının ne olduğunu bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Rasulü en iyi bilir, dedim. O: "Kendilerini azaplandırmamasıdır" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, 5967, 6267, 6500; Tuhfetu'l-Eşraf

Genel
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Mosques and Places of Prayer — Hadis No: 1555

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْنُتُ فِي الصُّبْحِ وَالْمَغْرِبِ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Murra'dan rivayet etti. Demişki: Ben İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bize Berâ' b. Âzib rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaparmış

Namaz
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Prayers — Hadis No: 837

Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، مَوْلَى ابْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ الْمُسْلِمُونَ حِينَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ يَجْتَمِعُونَ فَيَتَحَيَّنُونَ الصَّلَوَاتِ وَلَيْسَ يُنَادِي بِهَا أَحَدٌ فَتَكَلَّمُوا يَوْمًا فِي ذَلِكَ فَقَالَ بَعْضُهُمُ اتَّخِذُوا نَاقُوسًا مِثْلَ نَاقُوسِ النَّصَارَى وَقَالَ بَعْضُهُمْ قَرْنًا مِثْلَ قَرْنِ الْيَهُودِ فَقَالَ عُمَرُ أَوَلاَ تَبْعَثُونَ رَجُلاً يُنَادِي بِالصَّلاَةِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا بِلاَلُ قُمْ فَنَادِ بِالصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî rivayet etti (Dediki); Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi'de rivayet etti (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. Bunların ikiside; Bize İbni Cüreyc haber verdi, dediler. H. Bana Hârun b. Abdillâh dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. Dediki, İbni Cüreyc bana İbni Ömer'in azadlısı Nâfi', Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi, dedi. İbni Ömer şöyle demiş: Müslümanlar Medine'ye geldikleri zaman toplanırlar da namazların vakitlerini tayin ederlerdi. Namaz için hiçbir kimse ezan okumazdı. Derken bir gün bu hususta konuştular. Bâzıları hıristiyanların çan'ı gibi bir çan ittihaz edin! diğer bâzıları, yahudilerin borusu gibi bir boru olsun, dediler. Bunun üzerine Ömer: Namaza çağıran bir adam gönderseniz ya, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Bilâl kalk da namaza çağır» buyurdular. İzah için buraya tıklayın

Hac & Umre
Detay →