← Ana sayfaya dön
HadisNikâhSahîh-i Müslim

Sahîh-i Müslim — The Book of Menstruation — Hadis No: 697

وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ أَرْسَلْنَا الْمِقْدَادَ بْنَ الأَسْوَدِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ عَنِ الْمَذْىِ يَخْرُجُ مِنَ الإِنْسَانِ كَيْفَ يَفْعَلُ بِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَوَضَّأْ وَانْضَحْ فَرْجَكَ ‏"‏ ‏.‏

Tercüme

Bana Harun b. Said el-Eyll ve Ahmed b. İsa da tahdis edip dediler ki: Bize İbn Vehb tahdis etti. Bana Mahreme b. Bukeyr babasından haber verdi. O Süleyman b. Yesar'dan, o İbn Abbas'tan şöyle dediğini nakletti: Ali b. Ebi Talib (r.a.) dedi ki: Mikdad b. Esved'i Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gönderdik. O da O'na insandan çıkan mezi hakkında, bundan dolayı nasıl yapmalıdır, diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de: ''Abdest al ve fercini yıka" buyurdu. Diğer tahric: Nesai, 434, 435, 437, 438 NEVEVİ ŞERHİ AŞAĞIDA DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buharî Taharet ve İlim bahislerinde Nesaî Taharet bahsinde Ebu Davud ile Tirmizî'de ayni bahiste tahrîc etmişlerdir. Müslim'in Harun'dan tahriç ettiği ikinci rivayetin senedindeki Mahreme hakkında söz edilmiş ve babasından işitmediği söylenmişsede hadisin metni sahihtir. Nitekim diğer rivayetleride bunu gösterir. Hadîsin rivayetleri muhteliftir. Nesai'nin rivayetinde Hz. Ali (R.A.)'ın: «Ben çok mezî gören bir adam idim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in kızı da nikahım altında idi. Bu sebeple sormaya utandım da yanı başımda oturan bir zat'a: Şunu sor dedim. O da sordu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mezide abdest vardır.» buyurdular» dediği; Tîrmizî'nin. rivayetinde meseleyi bizzat kendi sorduğu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in cevaben: «Meziden abdest, menidense gusul lazım gelir.» buyurduğu; Ebu Davud'un rivayetinde Ali (R.A.) in: «Ben çok mezi gören bir adamdım. Bu sebeple her mezi gördükçe yıkamaya başladım. Hatta sırtım çatladı. Nihayet bunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söyledim. Yahut söylendi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunu yapma, mezî gördüğün zaman zekerini yıkayı ver ve abdestini al.» buyurdular.» dediği; İmam-ı Ahmet Taberanî ve Nesaî'nin bir rivayetinde soran zat'ın Ammar olduğu bildirilmektedir. Görülüyor ki bazı rivayetlerde Resulullah'a soranın Mikdad b. Esved, bazılarında Ammar (R.A.) bir rivayettede bizzat Ali (R.A.) olduğu zikredilmektedir. İbni Hibban bu rivayetlerin arasını te'lif ederek: « Hz. Ali (R.A.) Mikdad'a sormasını emretmiş fakat sonra kendisi sormuştur. Yahut sorduğu için mecazen kendisi sordu denilmiştir.» diyor. Hz. Ali (R.A.)'ın hem Mikdad'a hem Ammar'a sordurmuş olmasıda mümkündür. Mezi: Ekseriya zevcesi ile oynaşırken gelen berrak sudur. Kadınlarda erkeklerden daha çok görülür. Bu kelime mezy ve meziy şekillerinde de okunabilir. Hatta bazıları şedde ile meziyy şeklinde okunmasını daha fasih görünürler. Vedy: Bevlden sonra gelen sudur. Bunu da şedde ile vediyye şeklinde okuyanlar vardır. Hz. Ali (R.A.)'ın buradaki arkadaşlarına emri vücüb ifade eden emir değildir. Buna ilmi tabiri ile İltimas denilir: Hadiste zikri geçen fercten murad zekerdir. Lafzın mutlak zikredilmesi bütün zekerin yıkanmasını İcab edersede burada murad küllü zikir cüz'ü irade kabilinden yalnız pisliğin çıktığı yerdir. Maamafih bütün zekeri yıkamak lazımdır diyenlerde olmuştur. NEVEVİ ŞERHİ: Bu babta (693) "Muhammed b. el-Hanefiyye, Ali (r.a.)'dan ... zekerini yıkar ve abdest alır buyurdu" Diğer rivayette (694) ''ondan dolayı abdest alınır"; Diğer rivayette (695) ise: "abdest al ve fereini yıka" buyurulmaktadır. (3/212) "Mezi" kelimesinin çeşitli söyleyişleri sözkonusudur: Mezy şeklinde mim fethalı, zel sakin, meziyy şeklinde zel kesreli, ye şeddeli, bir de mezı şeklinde zel kesreli, ye şeddesiz söyleyişleridir. İlk iki söyleyiş meşhur ve ikisinin de birincisi daha fasih ve daha meşhur olanlarıdır, üçüncü söyleyişi Ebu Amr ez-Zahid, İbnu'l-A'rabl'den nakletmiştir. Mezi yapışkan, beyaz ve ince bir su olup, şehvet halinde ama şiddetle, şehvetle akmaksızın ve akabinde bir durgunluk sözkonusu olmaksızın çıkar. Bazen çıktığının farkına dahi varılmayabilir. Erkek ve kadından gelmesi sözkonusudur. Kadınlarda erkeklerden daha çok görülür. Allah en iyi bilendir. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in (695) ''Jereini yıka" buyruğunda geçen emrin kökü olan "nadh" hem yıkamak, hem su serpmek anlamındadır. Diğer rivayette (693) zekerini yıkaması emredildiğinden ötürü bu durumda nadhın yalnızca o anlamda alınması gerekmektedir. Mezinin çıkmasının hükmüne gelince, ilim adamlarının icmaı ile mezinin çıkması gusletmeyi gerektirmez. Ebu Hanife, Şafii, Ahmed ve büyük çoğunluk bu hadis dolayısıyla abdest almayı gerektirir, demişlerdir. Hadisten Anlaşılan Diğer Hükümlere Gelince: 1 - Mezi gusletmeyi gerektirmez ama abdest almayı gerektirir. 2- Mezi necistir. Bu sebeple Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) erkeklik organını yıkamayı gerekli kılmıştır. şam ve büyük çoğunluğa göre bundan maksat ise erkeklik organının tamamını yıkamak değil, mezinin isabet ettiği yerleri yıkamaktır. Malik ve Ahmed' den gelen bir rivayete göre erkeklik organının tamamını yıkamayı vacip gördükleri nakl~dilmiştir. 3- Taşla istinca yapılabilir ve alışılmış necasetler olan küçük abdest ve büyük abdestte yalnızca taşla yetinmek caizdir ama kan, mezi ve buna benzer nadiren görülen necasetler için su kullanmak zorunludur. Mezhebimizdeki iki görüşten daha sahih olanı budur. Mutat olan necaset türlerine kıyasen mezi için de taşla yetinmenin caiz olduğunu kabul eden diğer görüş sahiplerinin bu hadise buradaki hüküm çoğunlukla su ile istinca yapan bir beldede yaşayanlar hakkındadır yahut bu müstehaplık ifade eder diye yorumlayıp, cevap vermeleri mümkündür. 4- Fetva sormak için başkasını görevlendirmek caizdir ve kesin bir bilgi elde edebilecek durumda olmakla birlikte doğru olması zannedilen bir habere dayanmak caizdir. Çünkü Ali (r.a.) bizzat Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e soru sorma imkanına sahip olmakla birlikte Mikdad'ın ona soru sorması ile yetinmiştir. Ancak bu husus tartışma konusu edilerek şöyle denilebilir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' e soru sorulduğu zaman Ali (r.a.)'ın da mecliste bulunmuş olma ihtimali vardır. (3/213) Ancak o bizzat kendisi soru sormaktan haya etmiştir. 5- Kadınlarla güzel bir şekilde geçinmek müstehaptır. 6- Kocanın karısının babası, kardeşi, oğlu ve buna benzer yakınlarının huzurunda kadınlarla cima ve onlardan istifade etmek ile ilgili hususları sözkonusu etmemesi müstehaptır. İşte bundan dolayı Ali (r.a.): Kızının durumu dolayısıyla Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bizzat soru sormaktan haya ediyordum, demiştir. Yani mezi çoğunlukla kişinin zevcesiyle oynaşması, öpmesi ve buna benzer çeşitli şekillerde yararlanması halinde sözkonusu olur. Allah en iyi bilendir. (695) Müslim'in başlıktaki son hadisin isnadında "ve bana Harun b. Said el-Eyl! ile Ahmed b. İsa da tahdis etti ... " şeklindeki isnad Darakutni'nin tenkitlerde bulunduğu isnadlardan birisidir. Darakutni şöyle diyor: Hammad b. Halid dedi ki: Mahreme'ye: Babandan hadis dinledin mi, diye sordum. O, hayır dedi. Ayrıca bu hadiste Leys, Bukeyr' den diye naklettiği rivayetinde ona muhalefet ederek senedinde İbn Abbas'ı zikretmemiş, Malik, Ebu'n-Nadr'dan rivayetinde ona mutabaatta bulunmuştur. Darakutni'nin ifadeleri bunlardır. Aynı şekilde Nesai de Süneninde şöyle diyor: Mahreme babasından hiçbir şey işitmemiştir. Nesai bu hadisi çeşitli yollardan rivayet etmiş olup, bunların birisi Müslim'in burada zikredilen rivayet yolu ile aynıdır. Bazılarında ise Leys b. Sa'd, Bukeyr'den, o Süleyman b. Yesar'dan şöyle dedi: Ali, Mikdad'ı gönderdi. Bu şekilde hadisi mürselolarak rivayet etmektedir. İlim adamları Mahreme'nin babasından hadis dinleyip dinlemediği hususunda ihtilaf etmişlerdir. Malik (r.a.) dedi ki: Mahreme'ye senin babandan diye naklettiğin hadisleri bizzat ondan dinledin mi, dedim. O, Allah adına andolsun ki ben onu dinledim, diye yemin etti. Malik dedi ki: Mahreme salih bir adamdı. Aynı şekilde Ma'n b. İsa da: Mahreme babasından hadis dinlemiş olmakla birlikte pek çok topluluk ondan hadis dinlemediği kanaatindedir. Ahmed b. Hanbel dedi ki: Mahreme babasından hiçbir şey dinlememiştir. Ama o babasının kitabından rivayet nakleder. Yahya b. Main ile İbn Ebu Hayseme dedi ki: Denildiğine göre babasının kitabı onun eline geçmiş olup, babasından hadis dinlememiştir. Musa b. Seleme dedi ki: Mahreme'ye baban sana hadis nakletti mi dedim. O: Ben babama yetişmedim ama bunlar onun kitaplarıdır, dedi. Ebu Hatim dedi ki: Mahreme eğer babasından hadis dinlemiş ise hadisi salih (uygun) birisidir demiştir. Ali b. el-Medini de: Mahreme'nin babasından Süleyman b. Yesar'ın kitabını dinlemiş olduğunu zannetmiyorum. Bununla birlikte o kitaptan çok az bir şey dinlemiş de olabilir. Ben Medine' de Mahreme'nin rivayet ettiği herhangi bir hadiste babamı dinledim diye dediğini haber veren hiçbir kimse bulmadım. Allah en iyi bilendir. İşte bunlar bu teknik alanın önder imamlarının sözleridir. Durum ne olursa olsun hadisin metni Müslim'in bu yoldan önce zikretmiş olduğu diğer rivayet yollarından ve Müslim' den başkalarının zikrettiği yoldan sahih olarak sabittir. (3/214) Allah en iyi bilendir

Kaynak

Sahîh-i Müslim, 3/19 (No: 697)

https://sunnah.com/muslim/3/19

Sahîh-i Müslim — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Müslim — The Book of I'tikaf — Hadis No: 2790

Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَصُمِ الْعَشْرَ ‏.‏

Bana Ebû Bekir b. Nâfi' El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe (Radiyallahû anfıa)'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı), Zi*l-Hîece'nin ilk on gününde oruç tutmamış

Oruç
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Faith — Hadis No: 143

Hadis
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ كُنْتُ رِدْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ إِلاَّ مُؤْخِرَةُ الرَّحْلِ فَقَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ حَقَّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ أَنْ يَعْبُدُوهُ وَلاَ يُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ الْعِبَادِ عَلَى اللَّهِ إِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْ لاَ يُعَذِّبَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Heddab b. Halid el-Ezdi tahdis etti. (Dedi ki): Bize Hemmam rivayet etti. (Dediki): Bize Katade rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Malik, Muaz b. Cebel'den şöyle dediğini tahdis etti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bineğinin arkasına binmiştim. Benimle onun arkasında semerin arka kaşından başka hiçbir şey yoktu. Allah Resulü: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim sonra bir süre daha yürüdü sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk, dedim. Bir süre daha yürüdükten sonra: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Resulullah ve sadeyk dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı nedir bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Resulü daha iyi bilir, dedim. O: ''Allah'ın kulları üzerindeki hakkı ona ibadet etmeleri ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır" buyurdu. Sonra bir süre daha yol aldı. Arkasından: "Ey Muaz b. Cebel" buyurdu. Ben: Lebbeyk ya Rasulullah ve sadeyk dedim. O: "Peki, kulları bunu yapacak olurlarsa onların Allah üzerindeki haklarının ne olduğunu bilir misin" buyurdu. Ben: Allah ve Rasulü en iyi bilir, dedim. O: "Kendilerini azaplandırmamasıdır" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, 5967, 6267, 6500; Tuhfetu'l-Eşraf

Genel
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Mosques and Places of Prayer — Hadis No: 1555

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْنُتُ فِي الصُّبْحِ وَالْمَغْرِبِ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Murra'dan rivayet etti. Demişki: Ben İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bize Berâ' b. Âzib rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaparmış

Namaz
Detay →

Sahîh-i Müslim — The Book of Prayers — Hadis No: 837

Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، مَوْلَى ابْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ الْمُسْلِمُونَ حِينَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ يَجْتَمِعُونَ فَيَتَحَيَّنُونَ الصَّلَوَاتِ وَلَيْسَ يُنَادِي بِهَا أَحَدٌ فَتَكَلَّمُوا يَوْمًا فِي ذَلِكَ فَقَالَ بَعْضُهُمُ اتَّخِذُوا نَاقُوسًا مِثْلَ نَاقُوسِ النَّصَارَى وَقَالَ بَعْضُهُمْ قَرْنًا مِثْلَ قَرْنِ الْيَهُودِ فَقَالَ عُمَرُ أَوَلاَ تَبْعَثُونَ رَجُلاً يُنَادِي بِالصَّلاَةِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا بِلاَلُ قُمْ فَنَادِ بِالصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî rivayet etti (Dediki); Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi'de rivayet etti (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. Bunların ikiside; Bize İbni Cüreyc haber verdi, dediler. H. Bana Hârun b. Abdillâh dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. Dediki, İbni Cüreyc bana İbni Ömer'in azadlısı Nâfi', Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi, dedi. İbni Ömer şöyle demiş: Müslümanlar Medine'ye geldikleri zaman toplanırlar da namazların vakitlerini tayin ederlerdi. Namaz için hiçbir kimse ezan okumazdı. Derken bir gün bu hususta konuştular. Bâzıları hıristiyanların çan'ı gibi bir çan ittihaz edin! diğer bâzıları, yahudilerin borusu gibi bir boru olsun, dediler. Bunun üzerine Ömer: Namaza çağıran bir adam gönderseniz ya, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Bilâl kalk da namaza çağır» buyurdular. İzah için buraya tıklayın

Hac & Umre
Detay →