← Ana sayfaya dön
HadisNamazSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — To make the Heart Tender (Ar-Riqaq) — Hadis No: 6540

قَالَ الأَعْمَشُ حَدَّثَنِي عَمْرٌو، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اتَّقُوا النَّارَ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ أَعْرَضَ وَأَشَاحَ، ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اتَّقُوا النَّارَ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ أَعْرَضَ وَأَشَاحَ ثَلاَثًا، حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ يَنْظُرُ إِلَيْهَا، ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ، فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَبِكَلِمَةٍ طَيِّبَةٍ ‏"‏‏.‏

Tercüme

Adiy b. Hatim'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ateşten kendinizi koruyunuz!" buyurdu. Sonra yüzünü döndürüp çekti. Sonra "Ateşten korununuz!" buyurdu. Sonra yüzünü bulunduğUyıerrden çevirip çekti. Bunu üç defa yaptı. Hatta biz kendisini ateşe bakıyor zannettik. Sonra yine "Bir hurma yarısıyla bile olsa ateşten korununuz. Bunu da bulamayan, güzel bir sözle kendini ateşten korusun!" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "İnceden İnceye Hesaba Çekilene Azab Edileceği." Başlıktaki "nukişe", "en-nakş" kökünden türemedir. Manası dikeni battığı yerden çıkarmak demektir. Bunun açıklaması daha önce Cihad Bölümünde geçmişti. Burada "münakaşa" kelimesinden maksat, inceden inceye hesaba çekilmek, az ve çok ne varsa tümünün hesabını sormak ve müsamahaya hiç yer vermemek demektir. "İntakaştu minhu hakki" yani ondan hakkımı milimine kadar istedim demektir. "Allahu Teala 'Kolay bir hesapla hesaba çekilecek' buyurmuyar mu?" dedim. Ahmed b. Hanbel'in bir başka isnadla nakline göre Aişe şöyle demiştir: Nebi s.a.v.'in namazıarından birinde "Allahümme hasibnf hisa ben yesfra = Ya Rabbi beni kolay bir hesapla hesaba çek!" diye dua ettiğini duydum. Namazını bitirince "Ya Resulallah' Kolay hesap nedir?" diye sordum. Şöyle cevap verdi: "Allah'ın kulunun amel defterine bakması ue bunların hesabını sormamasıdır. Ya Aişe' Kim o gün inceden inceye hesaba çekilecek olursa helak olur" buyurdu (Ahmed b. Hanbel, VI, 48) "Kıyamet günü hesaba çekilen kimse muhakkak helak olur." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sonunda şöyle dedi: 'Kıyamet günü inceden inceye hesaba çekilecek kimse muhakkak azab olunur.' Bu iki cümle aynı manaya varır. Çünkü "muhasebe"den maksat, hesabı yazmak demektir. Bu da münakaşayı gerektirir. Kim azab olunursa helak olur. Kurtubi el-Müfhim'de şöyle der: Hadisteki "husibe = hesaba çekilirse" yani inceden inceye hesaba çekilirse, "uzzibe = azab olunur" yani hesaba çekilmesinin ortaya çıkardığı kötülüklerinin karşılığı olarak ateşte aza b olunur, "heleke = helak olur" yani ateşte azabla helak olur demektir. Kurtubi şöyle der: Aişe r.anha "el-hisab" sözcüğünün zahiri manasını almıştır. Çünkü bu az ve çok her şeyin hesabının sorulması anlamına gelir. "Bu ancak bir arzdır." Kurtubi "bu ancak bir arzdır" cümlesinin manasını şöyleaçıklamıştır: Ayettesözü edilen hesap, -en-necva'daki İbn Ömer hadisinde ifade edildiği üzere- müminin amellerinin kendisine arz edilmesidir. Böylece Allahu Teala'ın onları kendisine dünyada iken örtme si ve ahirette affetmesi suretiyle onun lütfunu ve ihsanını anlaması hedeflenmiştir. Kadı lyaz şöyle der: "Uzzib = azab olunur" kelimesinin iki manası vardır. Birincisi inceden inceye hesaba çekilme, günahların arz edilmesi, geçmişte işlenen çirkin fiilleri bildirme anlamınadır. Azarlama aza b etmek demektir. İkinci manası ise bunun azabı hak etmeye yol açmasıdır. Çünkü kulun Allah katından olmayan hiçbir hasenesi yoktur. Çünkü o güzel fiili işlemeye kendisini Allah muktedir kılmış, o amel sayesinde kendisine lütufta bulunmuş ve onları kendisine göstermiştir. Zira Allah rızası için yapılan amel azdır. Bu ikinci manayı bir başka rivayetteki "heleke = helak oldu" fiili teyit etmektedir. Nevev! şöyle der: Yukarıdaki iki açıklamadan ikincisi doğrudur. Çünkü ihmal ve kusur etmek insanlarda yaygın bir niteliktir. Her kim inceden inceye hesaba çekilir ve müsamaha ile muamele görmezse helak olur. Bir başkası şöyle demiştir: Ayet ve hadis arasındaki çelişki şuradadır: Hadisin ifadesi inceden inceye hesaba çekilecek herkese azab edileceği noktasında geneldir. Ayet ise onların bazılarına aza b edilmeyeceğini ifade etmektedir. Bu çelişkiyi şöylece cem ve telif etmek mümkündür: Ayetteki "hisab" kelimesinden maksat arzdır. Arz, amelleri ortaya çıkarıp, izhar etmek ve onu işleyene günahlarını bildirmek ve sonra hesabını sormayıp, kendisini bağışlamaktır. "Fakat senden bundan daha kolayolan şey (yani tevhid) istenilmişW' denilir." Ebu Umran'ın rivayetine göre ona şöyle denir: "Sen Adem'in sulbünde iken bundan daha kalayını yani bana şirk koşmamanı istemiştim, fakat sen bundan yüz çevirdin ve bana şirk koştun." Sabit'in rivayetine göre ise "Senden bundan daha azını istemiştim ancak sen yapmadın denilir ve cehenneme atılması emri verilir." Kadı lyaz şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bununla Allahu Teala'ın "Rabbin Ademoğul/arından, onların bel/erinden zürriyetlerini çıkardl"(Araf 172) ayetine işaret etmektedir. Adem'in belinde iken kendilerinden alınan söz ve misak budur. Her kim dünyaya geldikten sonfa bu sözüne sadık kalırsa o mümindir. Kim de verdiği bu sözde durmazsa o da Yafirdir. Hadiste denilmek istenen şudur: Senden misakı aldığımda bunu isteq.ir.ı, ancak seni dünyaya çıkardığımda bundan vazgeçtin ve şirke düşmekten başkasını yapmadın. Burada yer alan "irade" kelimesin,dtm maksat, talep de olabilir. Buna göre mana sana emrettim ancak yapmadın' demek olur:- Çünkü; Allahu Teala'ın mülkünde ancak onun dilediği olur. Bazıları "irade" fiilinin iki şey karşılığında "irade-i 'takdir" ve "irade-i rıza" manasında olduğunu söylemişlerdir: İkincisi birincisine göre daha dar çerçevelidir. Doğruyu en iyi Allahu Teala bilir. İmam Nevev! şöyle demiştir: Bu hadisten çıkan sonçlardan birisi insanın "yekulu'lclahu = Allah söylüyor" demesinin caizliğidir. Ancak bazıları bunu mekruh görmüşler ve caiz olanın sadece "kala'I-lahu=Allah dedi ki" olduğunu söylemişlerdir. Ancak bu görüş, şaz, selef ve halef alimlerin görüşlerine muhaliftir. BirçQk hadis bizim yaklaşımımızı teyit etmektedir. Allahu Teala "Vallahu yekOlu'lhakka ve hüve yehdi's-sebf/= Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola o eriştirir"(Ahzab 4) buyurmaktadır. "Sizlerden her kim bir tek hurma yansıyla olsun ateşten korunmaya gücü yeterse bunu yapsın." Yani çok basit bir şeyle bile olsa sadaka ve iyilik ederek c.teşle aranıza koruyucu bir şey koyun. "i"I.teşten kendinizi koruyunuz' buyurdu, sonra yüzünü döndürüp. çekti." Hadis metnindeki "eşaha" ateşten kaçındığını gösterdi demektir., İbnü't-Tıyn "eşaha" yüz çevirdi "e büzüldü demektir. Bazıları ateşin kendisine gelmesinden korkan kimsenin _ -ıJtığı gibi yüzünü çevirdi demişlerdir. Bizim kanaatimize göre birinci mana daha isabetlidir. Çünkü yüzünü çevirme manası "a'rada" fiilinden anlaşılmaktadır. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- İbn Ebi Cemre şöyle demiştir: Bu hadis, az bile olsa sadakanın kabul edileceğine delildir. Hadiste sadaka "hoş kazanç" şeklinde kayıtlanmıştır. 2- Hadis, az bir sadaka veya başka iyiliği küçük görmemek gerektiğini işaret etmektedir. 3- Bu hadis, tühd ehli kimseleri destekleyen bir delildir. Çünkü onlar, yüzünü sağa ve sola çeviren helak olacaktır demişlerdir. Bu hüküm hadiste sözü edilen kişinin sağına ve soluna bakmasından anlaşılmaktadır ki hadiste geçen ifadeyle "iltifat"ın şekli budur. Bundan dolayı o kişi önüne baktığında kendisini ateş karşılamıştır. 4- Hadis, mahşerde bekleyen kimselere cehennem ateşinin yakın olduğuna delildir. İbn Hübeyre şöyle demiştir: Burada "güzel bir söz" den maksat hidayeti gösteren, aşağılık bir şeye engelolan veya iki kişi arasını düzelten ya da birbiriyle anlaşmazlık halinde olan iki kişi arasında hüküm veren ya da bir problemi çözen veya kapalı bir şıoyi açığa çıkaran ya da öfkeli bir kimseyi savuşturan veya gazaba kapılmış birisini sakinleştiren söz demektir. Doğruyu en iyi Allahu Teala bilir

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 81/129 (No: 6540)

https://sunnah.com/bukhari/81/129

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →