← Ana sayfaya dön
HadisAhlâkSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — To make the Heart Tender (Ar-Riqaq) — Hadis No: 6495

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا الْمَاجِشُونُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ خَيْرُ مَالِ الرَّجُلِ الْمُسْلِمِ الْغَنَمُ، يَتْبَعُ بِهَا شَعَفَ الْجِبَالِ وَمَوَاقِعَ الْقَطْرِ، يَفِرُّ بِدِينِهِ مِنَ الْفِتَنِ ‏"‏‏.‏

Tercüme

Ebu Said el-Hudri'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "İnsanların üzerine öyle (sıkıntılı) bir zaman gelir ki, o günlerde Müslüman kişinin hayırlı malı koyun sürüsüdür. Müslüman o koyun sürüsünü dağ başlarına ve yağmur düşen vadilere götürür. Böylece dini yüzünden olacak fitnelerden kaçar kurtulur!" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yalnız Yaşamanın Kötülerle Birlikte Bulunmaya Göre Rahatlık Olduğu." İbnü'I-Mübarek'in Rakaik'ta nakline göre Hz. Ömer "Uzletten nasibinizi alınız" demiştir. Cüneyd'in -Allah bereketinden bizleri de nasip etsin- şu sözü ne kadar güzeldir: "İnzivaya katlanmak insanların içine karışıp, onların suyuna gitmekten daha kolaydır." Hattabi şöyle demiştir: İnzivaya çekilmekte sadece gıybetten ve ortadan kaldıramadığı münkeri görmekten selamette kalmak olsaydı bu bile büyük bir hayır olurdu. imam Buhariinin attığı başlık ile aynı manada Hakim Ebu Zerr'den şöyle bir hadis nakleder: "Bir başına olmak kötü bir kişiyle birlikte olmaktan daha hayırlıdır. "(Hakim, Müstedrek, III, 387) Bu hadisin isnadı hasendir. Yukarıdaki hadiste geçen "eş-şilb" dağ yolu veya dağda bir yer, vadi demektir. "Şalaf" ise dağ başı demektir. Hattabı Kitabu'l-Uzlelde şöyle der: Uzlete çekilmek ve insanların arasına karışmak bağlantılarına göre farklı hüküm içerir. insanlarla birlikte olmayı teşvik eden hadisler, imamlara itaat ve dini durumlarla ilgilidir şeklinde yorumlanmıştır. Bunun aksi olan deliller de aksi durumlar için sözkonusudur. Bedenen insanlarla birlikte bulunmak ve onlardan ayrılmak meselesine gelince; kişi geçimini sağlama ve dinini yaşama açısından kendi nefsiyle yetinebileceğini biliyorsa onun için en uygun olarıı insanlarla bir arada bulunmaktan kaçınmaktır. Ancak bu kişinin cemaate devam etmesi, selam vermesi, verilen selamı alması ve Müslümanların kendi üzerindeki hasta ziyareti, cenazede bulunmak ve benzeri haklarını ifa etmesi şartıyladır. Burada matlub olan bunun dışında fazladan birlikte bulunmayı terk etmektir. Çünkü bu insanın kafasını meşgul eder ve önemli şeyleri ele alacak vakit bırakmaz. insanlarla bir arada bulunma öğlen ve akşam yemeğine ihtiyaç duymaya benzer. Dolayısıyla kişi vazgeçemeyeceği şeyleri yapmakla kısıtlıdır. Bu, beden ve kalp için daha rahatlık vericidir. Doğruyu en iyi Allahu Teala bilir. Kuşeyrı Risalesinde şöyle der: inzivaya çekilmeyi tercih edenlerin düşünce tarzı kişinin insanların kendi kötülüğünden selamette kalmalarına inanmasıdır, bunun aksi değildir. Çünkü birinci anlayışı doğuran kişinin kendi nefsini küçük görmesidir. Bu da mütevazi olan bir kimsenin niteliğidir. ikincisi ise kişinin kendi nefsinde başkalarına göre bir meziyet görmesidir ki bu da böbürlenen ve kibirlenen kimsenin vasfıdır

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 81/84 (No: 6495)

https://sunnah.com/bukhari/81/84

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →