← Ana sayfaya dön
HadisNikâhSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4787

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ هَذِهِ، الآيَةَ ‏{‏وَتُخْفِي فِي نَفْسِكَ مَا اللَّهُ مُبْدِيهِ‏}‏ نَزَلَتْ فِي شَأْنِ زَيْنَبَ ابْنَةِ جَحْشٍ وَزَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ‏.‏

Tercüme

Enes İbn Malik'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Allah'ın ortaya çıkaracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun," ayeti Zeyneb bint Cahş ile Zeyd İbn Harise hakkında indi." Hadisin geçtiği diğer yer: 7420. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu ayet in Zeyd İbn Harise ile Zeyneb bint Cahş hakkında nazil olduğu husunda rivayetler ittifak halindedir. "Allah'ın ortaya çıkaracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun," ayeti Zeyneb bint Cahş ile Zeyd İbn Harise hakkında indi. Burada İmam Buhari olayın sadece bu kısmını anlatmakla yetindi. Fakat "Kitabu't-tevhid"de başka bir kanalla, Hammad İbn Zeyd ve Sabit vasıtasıyla Enes'ten onun şöyle söylediğini nakletmiştir: "Zeyd İbn Harise Hz. Nebi'e durumunu şikayet için geldi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona 'Allah'tan kork! Eşinle eu/iliğini sürdür!' diye öğüt verdi." Enes daha sonra şöyle dedi: "Eğer Hz. Nebi Kur'an'dan bir ayeti gizleyecek olsaydı, kuşkusuz bu ayeti gizlerdi. .. Hz. Zeynep, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in diğer eşlerine karşı böbürlenirdi ... " Bu olayı Ahmed İbn Hanbel şöyle nakletmiştir: "Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyd İbn Harise'nin evine geldi. Zeyd onun yanına gelip hanımını ona şikayet etti. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Eşinle euliliğini sürdür ue Allah'tan kork!' dedi. Bu olay üzerine '[(Resulüm!) hani Allah'ın nimet uerdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut! Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde giz/iyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah'tır. Zeyd o kadından ilişiğini kesince] biz onu sana nikahladık,'(Ahzab 37) ayeti nazil oldu. Burada "onu" lafzı ile Zeyneb bint Cahş kastedilmiştir." İbn Ebi Hatim, Süddi kanalıyla daha açık ve net lafızlarla bu kıssayı şu şekilde nakletmiştir: "Belağ yoluyla bana iletildiğine göre, bu ayet, Zeyneb bint Cahş hakkında inmiştir. Zeyneb, Rasulullah'ın sallallahu aleyhi ve selle m halasının kızı Ümeyye bint Abdilmuttalib'in kızıydl. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu, evlatlık edindiği Zeyd İbn Harise ile evlendirrnek istemişti. Ne var ki Zeyneb, buna rıza göstermedi. Sonra Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptığına razı oldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onu Zeyd ile evlendirdi. Daha sonra Allah Teala, Nebii'ne Zeyneb'in, eşlerinden biri olacağını bildirdi. Ancak Hz. Nebi, Zeyd'e karısını boşamasını emretmekten utanıyordu. Bu esnada Zeyd ile Zeyneb arasında; diğer insanlar arasında görülen bir takım huzursuzluklar çıkmaya devam ediyordu. Bu durum karşısında Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyd'e hanımıyla evli kalmasını ve Allah'tan korkmasını emrediyordu. İnsanların, 'Oğlunun hanımı ile evlendi,' diyerek kendisini ayıplamalarından çekiniyordu. Zira o, Zeyd'i evlatlık edinmişti. Özetle ifade edecek olursak; Hz. Nebi'in gizlediği, Allah Teala'nın kendisine, Zeyneb'in, hanımlarından biri olacağına dair verdiği haberdir. "Oğlunun eşiyle evlendi," şeklinde ileri geri konuşmalarından çekinmesi, bu haberi gizlemesine neden olmuştur. Allah Teala Cahiliyye dönemi insanlarının uydukları evlatlık hükümlerini en güçlü şekilde ortadan kaldırmak istemişti. Bu da ancak evlat olarak kabul edilen birinin hanımı ile evlenmekle olurdu. Bu olay, insanların daha kolay kabul etmesini sağlamak için Müslümanların Önderi vasıtasıyla gerçekleşmişti. Hz. Nebi'in neden çekindiğini yorumlayanlar ihtilaf eetmişlerdir. Ahmed İbn Hanbel, Müslim ve Nesaı, Süleyman İbn Mugıra ve Sabit kanalıyla Enes'ten şöyle rivayet etmişlerdir: "Zeyneb'in iddeti bitince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyd'e 'Onu bana iste,' dedi. Olayın bundan sonrasını Zeyd şöyle anlattı: Zeyneb'in yanına gittim. Ona 'Ey Zeyneb! Gözün aydın. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni sana gönderdi. Niyeti seninle evlenmek,' dedim. O da 'Rabbim'e danışmadan bir şey yapacak değilim,' diye karşılık verdi. Sonra kalkıp secde ettiği yere gitti. Derken ayet indi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve izni olmadan onun yanına girdi." Bu, söz konusu adetin kaldırılması hakkında olabilecek en etkili yöntem di. Bu olayda Zeyneb'i Hz. Nebi'e (bizzat eski kocası) istemiştir. Böylece Hz. Nebi'in Zeyneb'le, Zeyd'in rızası olmadan, baskı yaparak evlendiği şeklinde meydana gelebilecek zanlara sed çekilmiştir. Aynı zamanda bu uygulamada, Hz. Nebi'in, Zeyd'in gönlünde Hz. Zeyneb'e karşı bir duygunun kalıp kalmadığını test etmesi de söz konusudur. Bu hadisten çıkarılan bir başka sonuç ise, kendisine talip çıkan kadının, cevap vermeden önce istihare yapmasının ve isteme sırasında dua etmesinin müstehap olduğudur. Her kim işini Allah'a havale ederse, Allah Teala dünya ve ahirette kendisi için daha yararlı ve güzel şeyleri onun için kolaylaştırır

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 65/309 (No: 4787)

https://sunnah.com/bukhari/65/309

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →