← Ana sayfaya dön
HadisGenelSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Oneness, Uniqueness of Allah (Tawheed) — Hadis No: 7521

حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ اجْتَمَعَ عِنْدَ الْبَيْتِ ثَقَفِيَّانِ وَقُرَشِيٌّ، أَوْ قُرَشِيَّانِ وَثَقَفِيٌّ، كَثِيرَةٌ شَحْمُ بُطُونِهِمْ قَلِيلَةٌ فِقْهُ قُلُوبِهِمْ فَقَالَ أَحَدُهُمْ أَتَرَوْنَ أَنَّ اللَّهَ يَسْمَعُ مَا نَقُولُ قَالَ الآخَرُ يَسْمَعُ إِنْ جَهَرْنَا وَلاَ يَسْمَعُ إِنْ أَخْفَيْنَا وَقَالَ الآخَرُ إِنْ كَانَ يَسْمَعُ إِذَا جَهَرْنَا فَإِنَّهُ يَسْمَعُ إِذَا أَخْفَيْنَا‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَنْ يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلاَ أَبْصَارُكُمْ وَلاَ جُلُودُكُمْ‏}‏ الآيَةَ‏.‏

Tercüme

Abdullah b. Mes'ud şöyle demiştir: Beytin yanında Sakif kabilesine mensup iki kişi ile bir Kureyşli veya iki Kureyşli bir Sakifli biraraya geldi. Bunlar karınlarının yağı çok, kalplerinin anlayışı az olan kimselerdi. Bunlardan biri diğerlerine "Allah'ın bizim söylediklerimizi işittiği kanaatinde misiniz?" diye sordu. Diğer biri "Eğer açıktan söylersek işitir, gizli söylersek işitmez" dedi. Diğeri de "Eğer açıktan söylediğimizi işitiyorsa o takdirde gizlediğimiz zaman da işitir" dedi. Bunun üzerine Allah "Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhine şahitIik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz" ayetini indirdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: Yukarıdaki hadisin isnadında yer alan Abdullah, Abdullah b. Mesud'dur. Bu hadisin açıklaması Fussilet Suresinin Tefsirinde geçmişti. (Pek geniş değil ancak istiyorsanız). buraya tıklayın İbn Battal şöyle der: İmam Buharl'nin böyle bir başlık açmasından maksadı, Yüce Allah'ın işittiğini ortaya koymaktır. O bu konudaki açıklamasını uzatmıştır. Tevhid Bölümünün baş taraflarında "Allah işitici ve görücüdür" şeklinde bir başlık geçmişti. Onun bu bölümden maksadı, Allah'ın dilediği zaman konuştuğu şeklindeki kanaatini ispat etmektir. İbn Battal şöyle demiştir: Bu hadis sahih olan kıyası ispat ederken fasid olanı çürütmektedir. Çünkü "Allah açıktan söylersek işitir, gizli söylersek işitmez" diyen, fasid bir kıyas yapmıştır. Çünkü o Allah'ın işitmesini açıktan söyleneni işiten, gizli söyleneni işitmeyen insanların işitmesine benzetmiştir. "Eğer açıktan söylediğimizi işitiyorsa, o takdirde gizlediğimizi de işitir" diyen, kıyasında isabetli davranmıştır. Çünkü o Allah'ı yaratıklarına benzetmemiş, onlara benzemekten tenzih etmiştir. Bunların tümü, fıkıh ve anlayış yetenekleri az olarak nitelenmiştir. Zira isabetli söyleyen bile söylediğinin gerçekliğine inanmamaktadır. Çünkü o "Eğer işitiyorsa" şeklinde şüpheli bir ifade kullanmıştır

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 97/146 (No: 7521)

https://sunnah.com/bukhari/97/146

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prayers (Salat) — Hadis No: 442

Hadis
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ رَأَيْتُ سَبْعِينَ مِنْ أَصْحَابِ الصُّفَّةِ، مَا مِنْهُمْ رَجُلٌ عَلَيْهِ رِدَاءٌ، إِمَّا إِزَارٌ وَإِمَّا كِسَاءٌ، قَدْ رَبَطُوا فِي أَعْنَاقِهِمْ، فَمِنْهَا مَا يَبْلُغُ نِصْفَ السَّاقَيْنِ، وَمِنْهَا مَا يَبْلُغُ الْكَعْبَيْنِ، فَيَجْمَعُهُ بِيَدِهِ، كَرَاهِيَةَ أَنْ تُرَى عَوْرَتُهُ‏.‏

Ebu Hureyre'den şöyle nakledilmiştir: "Ehl-i Suffe'den yetmiş kişi gördüm. Hiçbirinin ridası yoktu. Ya İzarları ya da boyunlarına bağlayıp aşağı doğru saldıkları örtüleri vardı. Bunların da bazısı, diz kapakları ile topuklarının arasına, bazısı ise topuklarına kadar uzanırdı. (Namazda iken) Avret mahallinin görüneceğinden korktukları için elleriyle onu toplarlardı

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Prayers (Salat) — Hadis No: 443

Hadis
حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَارِبُ بْنُ دِثَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ فِي الْمَسْجِدِ ـ قَالَ مِسْعَرٌ أُرَاهُ قَالَ ضُحًى ـ فَقَالَ ‏ "‏ صَلِّ رَكْعَتَيْنِ ‏"‏‏.‏ وَكَانَ لِي عَلَيْهِ دَيْنٌ فَقَضَانِي وَزَادَنِي‏.‏

(Hallâd İbn Yahya, Mis'ar ve Muharib İbn Disâr kanalıyla) Câbir İbn Abdillah'tan şöyle nakledilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mescidde olduğu bir sırada onun yanına vardım. (Ravilerden Mis'ar, 'zannımca Muharib, Câbir'in kuşluk vakti geldiğini belirtti' demiştir.) Bana: 'iki rekat namaz kıl' diye emretti. Ondan alacağım vardı. Borcunu ödedi, bir miktar da fazla verdi. Tekrar:

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Prayers (Salat) — Hadis No: 445

Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْمَلاَئِكَةُ تُصَلِّي عَلَى أَحَدِكُمْ مَا دَامَ فِي مُصَلاَّهُ الَّذِي صَلَّى فِيهِ، مَا لَمْ يُحْدِثْ، تَقُولُ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ اللَّهُمَّ ارْحَمْهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "İçinizden biri abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde durduğu sürece melekler onun için bağışlanma diler: Allah'ım onu bağışla! Allah'ım ona merhamet et! derler

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Prayers (Salat) — Hadis No: 448

Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلٍ، قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى امْرَأَةٍ أَنْ مُرِي غُلاَمَكِ النَّجَّارَ يَعْمَلْ لِي أَعْوَادًا أَجْلِسُ عَلَيْهِنَّ‏.‏

Sehl'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kadın'a haber gönderip 'Marangoz kölene emret de benim için üzerine oturacağım bir minber yapsın' buyurdu

Genel
Detay →