← Ana sayfaya dön
HadisNamazSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Oneness, Uniqueness of Allah (Tawheed) — Hadis No: 7382

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَقْبِضُ اللَّهُ الأَرْضَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَيَطْوِي السَّمَاءَ بِيَمِينِهِ ثُمَّ يَقُولُ أَنَا الْمَلِكُ أَيْنَ مُلُوكُ الأَرْضِ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ شُعَيْبٌ وَالزُّبَيْدِيُّ وَابْنُ مُسَافِرٍ وَإِسْحَاقُ بْنُ يَحْيَى عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ‏.‏

Tercüme

Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah kıyamet günü yeryüzünü tutar, gökleri de sağ eli içine dürer, büker. Sonra: 'İşte melik benim! Hani yeryüzünün melikleri nerede' diye hitap eder." Fethu'l-Bari Açıklaması: Beyhaki şöyle demiştir: "el-Melik" ve "el-malik" mülkü özelolan demektir. Bu kelimenin Allah açısından anlamı "yoktan var etmeye kadir olan" demektir. Bu, Allah'ın zatı itibariyle layık olduğu sıfattır. Rağıb şöyle demiştir: O, emir ve yasaklama ile vasıflı meliktir. Bu, konuşup akledenlere mahsustur. Bundan dolayı Yüce Allah "insanların meliki" ifadesini kullanmış, "melikü'leşya=eşyanın meliki" dememiştir. Beyhaki şöyle devam eder: Yüce Allah'ın "meliku yevmiddin=ceza gününün malikidir"(Fatiha 4) ifadesi, "Bugün hükümranlık kimindir?"(Mu'min 16) ayetinden dolayı ceza günü hükümran ve malik demektir. İbn Battal şöyle demiştir: "Melikünnas=insanların meliki" ifadesi, "ettahıyyatu lillahi" manasına dahildir. Buna göre mana "Mülk Allah'ındır" demek olur. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara sanki Rabbinin "İnsanların Rabbine, insanların melikine sığınınm"(Nas 2,3) ayetindeki emre sarılmış olarak "et-tahıyyatu lillahi" demelerini emretmiştir. Yüce Allah'ın kendisini "melikünnas" şeklinde nitelemesinde iki ihtimal söz konusu olabilir: Birincisi, bunun kudret manasında olmasıdır ki o zaman zati sıfatı olur ya da bu kahr ve istedikleri şeylerden onları çevirmek manasınadır ki bu takdirde fiil sıfatı olur. İbn Battal şöyle devam eder: Hadiste "el-yemin=sağ el" kelimesinin zati sıfatlarından biri olarak Allah'ın sıfatı olduğu belirtilmektedir. Bu mücessimenin görüşünün aksine organ anlamındaki el değildir

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 97/12 (No: 7382)

https://sunnah.com/bukhari/97/12

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophets — Hadis No: 3477

Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي شَقِيقٌ، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَحْكِي نَبِيًّا مِنَ الأَنْبِيَاءِ ضَرَبَهُ قَوْمُهُ فَأَدْمَوْهُ، وَهْوَ يَمْسَحُ الدَّمَ عَنْ وَجْهِهِ، وَيَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِقَوْمِي فَإِنَّهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ ‏"‏‏.‏

Abdullah dedi ki: "Sanki ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i Nebilerden birisinin durumunu anlatırken görür gibiyim. Kavmi ona vurmuş ve onu kanatmışlardı. O ise yüzünden kanı silerken: Allah'ım, kavmime mağfiret buyur. Çünkü onlar bilmiyorlar, diyordu." Hadis 6929 numara ile gelecektir

Genel
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Prophets — Hadis No: 3479

Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، قَالَ قَالَ عُقْبَةُ لِحُذَيْفَةَ أَلاَ تُحَدِّثُنَا مَا سَمِعْتَ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ قَالَ سَمِعْتُهُ يَقُولُ ‏"‏ إِنَّ رَجُلاً حَضَرَهُ الْمَوْتُ، لَمَّا أَيِسَ مِنَ الْحَيَاةِ، أَوْصَى أَهْلَهُ إِذَا مُتُّ فَاجْمَعُوا لِي حَطَبًا كَثِيرًا، ثُمَّ أَوْرُوا نَارًا حَتَّى إِذَا أَكَلَتْ لَحْمِي، وَخَلَصَتْ إِلَى عَظْمِي، فَخُذُوهَا فَاطْحَنُوهَا، فَذَرُّونِي فِي الْيَمِّ فِي يَوْمٍ حَارٍّ أَوْ رَاحٍ‏.‏ فَجَمَعَهُ اللَّهُ، فَقَالَ لِمَ فَعَلْتَ قَالَ خَشْيَتَكَ‏.‏ فَغَفَرَ لَهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ عُقْبَةُ وَأَنَا سَمِعْتُهُ يَقُولُ‏.‏ حَدَّثَنَا مُوسَى حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ وَقَالَ ‏"‏ فِي يَوْمٍ رَاحٍ ‏"‏‏.‏

Ukbe, Huzeyfe'ye: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den dinlediğin bir hadisi bize nakletmez misin? dedi. Huzeyfe dedi ki: "Ben onu şöyle buyururken dinledim: Bir adamın ölüm vakti yaklaşmıştı. Hayattan ümidini kesince, ailesine şu vasiyeti yaptı: Öldüğü m takdirde benim için çok miktarda odun toplayın. Sonra bir ateş yakın. Ateş etimi yiyip kemiklerime ulaşınca kemiklerim; alın, öğütün. Beni sıcak -ya da rüzgarlı- bir günde savurun. Allah onu bir araya getirip, topladı. Niye yaptın, diye sordu. O: Senden haşyetim dolayısıyla deyince, ona mağfiret etti

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Prophets — Hadis No: 3482

Hadis
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَسْمَاءَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ بْنُ أَسْمَاءَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ عُذِّبَتِ امْرَأَةٌ فِي هِرَّةٍ سَجَنَتْهَا حَتَّى مَاتَتْ، فَدَخَلَتْ فِيهَا النَّارَ، لاَ هِيَ أَطْعَمَتْهَا وَلاَ سَقَتْهَا إِذْ حَبَسَتْهَا، وَلاَ هِيَ تَرَكَتْهَا تَأْكُلُ مِنْ خَشَاشِ الأَرْضِ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir kadın ölünceye kadar bağladığı bir kedi sebebiyle azaba uğratıldı ve o kediden dolayı cehennem ateşine girdi. Kediyi hapsettiği halde ona yiyecek de vermedi, içecek bir şey de vermedi. Yerin haşeratından yiyebilsin diye de onu salmadı

Genel
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Prophets — Hadis No: 3484

Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، قَالَ سَمِعْتُ رِبْعِيَّ بْنَ حِرَاشٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ مِمَّا أَدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ إِذَا لَمْ تَسْتَحِي فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ ‏"‏‏.‏

(Bize Ebû Mes'ûd Ukbe ibn Amr tahdîs edip şöyle dedi: aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Vaktiyle gelip geçen peygamberlerin sözlerinden, bütün peygamberlerin üzerinde ittifak ettikleri nevi'den insanlığın eriştiği yüksek bir düstûr: Utanmazsan dilediğini işle! sözüdür

Genel
Detay →