← Ana sayfaya dön
HadisAileSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Oaths and Vows — Hadis No: 6626

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ يَعْنِي ابْنَ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنِ اسْتَلَجَّ فِي أَهْلِهِ بِيَمِينٍ فَهْوَ أَعْظَمُ إِثْمًا، لِيَبَرَّ ‏"‏‏.‏ يَعْنِي الْكَفَّارَةَ‏.‏

Tercüme

Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ailesi hakkındaki yemininde ısrar etmek daha büyük günahtır. Salih amel işlesin ve kefaret versin" Fethu'l-Bari Açıklaması: Lağv: Ragıp şöyle demiştir: Lağv kelimesinin asıl anlamı, sözde haddi aşmamaktır. Yeminler söz konusu olunca istemeden söylenen anlamındadır. Arapçada kuş sesi •. Wl i olarak adlandırılır. Bu itibarla istemeden söylenen söz için de aynı kökten gelen y.U\ kelimesi kullanılmıştır. Bağlanmış olduğunuz yeminler: Müfessir Ata, 'bağlanmış olan yemin' ifadesinin 'kesin bir dille söylenen yemin' anlamına geldiğini belirtmiştir. Allah yemin kefareti hakkında ayet indirene değin, Hz. EbU Bekir asla yemininden dönmezdi: Ebu Bekir'in bu sözü akrabası Mistah'la bağını koparmaya veya ona infak etmemeye yemin etmesi ve akabinde "Sizden fazilet ve imkan sahipleri yakınlara, fakirlere ve Allah yolunda hicret edenlere infak etmemeye yemin etmesinler, affetsinler ve görmezlikten gelsinler"(Nur, 22) ayetinin na,zil olması üzerine söylediği nakledilmiştir. Bu ayet nazil olduktan sonra Ebu Bekir yeniden Mistah'a infak etmeye başladı. Bu olay Nur Süresi tefsirinde İfk hadisesi anlatılırken açıklanmıştı. (475 numaralı hadis) Ey Abdurrahman İbn Semüre, idareciliği isteme: Yöneticiliği isteme, anlamındadır. Bu rivayet Kitabu'l-ahkam'da şerh edilecektir.(7147 numaralı hadis) Yemininde ısrar etmek: ....... kayıtsız şartsız ısrar anlamındadır. Bile bile hatalı davranışı sürdürmektir. Günahkardır: Daha büyük günah işlemiş olur. Allah'ın gerekli gördüğü kefareti vermek yerine: Nevevi şöyle demiştir: Yemininden dönmemesi halinde ailesine zarar verecek bir durum ortaya çıkacaksa, kişinin yemininden dönmesi ve yemin kefareti vermesi gereklidir. Eğer, yeminden dönme günahını işlemekten kaçınarak yemininden dönmeyeceğini söylerse bu sözüyle günah işlemiş olur. Yeminden dönmeyerek ailesine zarar vermeye devam ederse kazanacağı günah yeminden dönme günahından daha büyüktür. Kuşkusuz bu ayet yeminden dönmenin bir masiyet içermediği durumlarda geçerlidir. Günahkardır, ifadesinin daha günahkardır anlamında ism-i tafdil sıgasıyla gelmesi yemin eden kişinin zan ve evhamının dikkate alınmasından ötürüdür. Bu kimse yeminden dönmekle günah kazanacağını zannetmektedir. Oysa yeminden dönerek günah kazanmamaktadır. Bu nedenle ona ısrar etmek, yeminden dönmekten daha buyük günahtır, denilmektedir. Salih am e/ iş/esin ve kefaret versin: Hadiste "salih amel işlesin/salihlerden olsun" anlaı;nında yer alan ..r.:1 kelimesi fo kökünden gelmektedir. Yeminini tutmakta ısrar etmeyi bırakarak salih amel işlemiş olsun anlamındadır. fo kefaret anlamında da tefsir edilmiştir. Böylece yemin ettiği hususta ısrar etmeyi bırakarak yemininden dönsün, yemin kefareti ödemesi sebebiyle salih amel işlemiş olsun 11],anasl kastedilmiş olmaktadır. Hadiste bir maslahata dayanıyorsa yeminden dönmenin, yemini sürdürmekten daha faziletli olduğu belirtilmektedir. Bu durum yemin edilen meselenin hükmüne göre değişiklik arz eder. Bir vacibi işlemeye ya da bir haramdan kaçınmaya yemin etmişse bu yemin Allah'a itaattir ve böyle bir yemini sürdürmek vaciptir, bu yeminden dönmek masiyettir. Aksi de aynı şekildedir. Nafile bir ibadet için yemin etmişse de bu yemin itaattir, yemini sürdıirmek müstehap, yeminden dönmek mekruhtur. Bir mendubu terk etmeye yemin etmişse bu da bir önceki durumun tersidir. Güzel yemek yememek ve güzel giyinmemek gibi mübah bir şeyi yapmaya yemin etmişse, bu fiili işlemek ya da terk etmenin hangisinin maslahata uygun olduğu konusunda kararsız kalmışsa, bu meselenin hükmü hakkında Şafiler arasında ihtilaf bulunmaktadır. İbnu's-Sabbağ şöyle demiştir: Bunun hükmü duruma göre değişir. İki durum da masıahat bakımından eşitse doğru olan yemini sürdürmektir. Müteahhirun alimleri de İbnu's-Sabbağ'ın bu fikrini doğru kabul etmişlerdir. Allah en doğrusunu bilir. Hadis her ne kadar edilen yeminin ailenin maslahatı ile ilgili olmasını vurgulamışsa da bu, çoğunlukla gerçekleşen bir durum olması nedeniyledir. Oysa aile ile ilgili olmayan meselelerde de yeminden dönmeyi gerektirecek bir sebep olduğu sürece aynı hüküm geçerlidir

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 83/6 (No: 6626)

https://sunnah.com/bukhari/83/6

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →