← Ana sayfaya dön
HadisNamazSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4133

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى بِإِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ، وَالطَّائِفَةُ الأُخْرَى مُوَاجِهَةُ الْعَدُوِّ، ثُمَّ انْصَرَفُوا، فَقَامُوا فِي مَقَامِ أَصْحَابِهِمْ، فَجَاءَ أُولَئِكَ فَصَلَّى بِهِمْ رَكْعَةً، ثُمَّ سَلَّمَ عَلَيْهِمْ، ثُمَّ قَامَ هَؤُلاَءِ فَقَضَوْا رَكْعَتَهُمْ، وَقَامَ هَؤُلاَءِ فَقَضَوْا رَكْعَتَهُمْ‏.‏

Tercüme

Salim b. Abdullah b. Ömer, babasından rivayetle "Resfılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki kesimden birisine namaz kıldırırken diğer kesim düşmana karşı durmuştu. Daha sonra arkasında namaz kılanlar gidip diğer arkadaşlarının yerinde durdular. Öbürleri gelince onlara da bir rekat kıldırdı, sonra onlar arkasında iken selam verdi. Onlar ayağa kalkıp geri kalan rekatlerini kaza ettiler (kıldılar). Öbürleri de kalkıp diğer rekatlerinin kazasını yaptılar." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi sallallahu aleyhi ve sellern ile birlikte Nahl denilen mevkide idik deyip, korku namazını nakletti." Buhari bu hadisi muhtasar ve muallak olarak zikretmiş bulunmaktadır. Çünkü onun bundan maksadı Cabir yoluyla gelen rivayetlerin ittfakla korku namazının kılındığı gazvenin Zatu'r-Rikal gazvesi olduğunu belirtmektir. Ancak böyle bir iddia su götürür. Zira Hişam'ın Ebfı'z-Zfıbeyr yoluyla gelen bu rivayeti bir başka hadisin bir başka gazvede (korku namazının kılındığını) göstermektedir. Bunu şöyle açıklayabiliriz: Bu hadisin Tayalisi ve başka kaynaklardaki rivayetlerinde "müşrikler şöyle demişlerdi: Onları bırakın. Onların kendi öz çocuklarından daha çok sevdikleri bir namazıarı vardır. (Cabir) dedi ki: Bunun üzerine Cibril inip ona (durumu) haber verdi. O da ashabına ikindi namazını kıldırdı ve onları iki saf halinde dizdi" diyerek korku namazının nasıl kılınacağını nakletti. Bu olay ise Usfan gazvesinde cereyan etmiştir. Bu hadisi de Müslim rivayet etmiş bulunmaktadır. "Bu benim korku namazına dair duyduklarım ın en hasenidir." Bu ifade Maliklin korku namazının nasıl kılınacağına dair değişik şekiller ihtiva eden rivayetler duymuş olmasını gerektirmektedir. Durum da böyledir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellern'den korku namazının nasıl kılınacağına dair çeşitli şekilleri ihtiva eden rivayetler gelmiş bulunmaktadır. Bazı ilim adamları bu farklı şekilleri durumların farklılığı ile açıklamışlardır. Diğerleri ise bu hususta genişliğin bulunduğu ve herhangi bir şekli alıp ona göre kılmakta muhayyer olduğu şeklinde açıklamışlardır. Bundan önce "korku namazı" bahsinde bu hususa işaret edilmiş bulunmaktadır. Şafiı, Ahmed ve Davfıd da bu keyfiyeti tercih hususunda İmam Malik'e muvafakat etmişlerdir. Çünkü bu keyfiyete dair rivayete çokça muhalif rivayet bulunmamaktadır. Ayrıca savaş hali için de daha ihtiyatlı bir şekildir. Bununla birlikte İbn Ömer hadisinde zikredilen keyfiyeti de caiz kabul etmektedirler. İbn Ömer yoluyla gelen hadiste sözü edilen keyfiyetin neshedildiğine dair bir görüş Şafil'den nakledilmiş ise de böyle bir kanaati belirttiği sabit olarak ondan gelmemiştir. Malikilerin ifadelerinin zahirinden anlaşıldığına göre İbn Ömer'in rivayet ettiği hadiste sözkonusu edilen keyfiyet caiz kabul edilmemiştir. "İbn Ömer r.a. dedi ki: Resulullah s.a.v. ile birlikte Necid taraflarına yaptığı bir gazada bulundum. Düşman ile karşı karşıya geldik." Onlarla savaştık demektir

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 64/177 (No: 4133)

https://sunnah.com/bukhari/64/177

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →