← Ana sayfaya dön
HadisNikâhSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Merits of the Helpers in Madinah (Ansaar) — Hadis No: 3896

حَدَّثَنِي عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ تُوُفِّيَتْ خَدِيجَةُ قَبْلَ مَخْرَجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْمَدِينَةِ بِثَلاَثِ سِنِينَ، فَلَبِثَ سَنَتَيْنِ أَوْ قَرِيبًا مِنْ ذَلِكَ، وَنَكَحَ عَائِشَةَ وَهْىَ بِنْتُ سِتِّ سِنِينَ، ثُمَّ بَنَى بِهَا وَهْىَ بِنْتُ تِسْعِ سِنِينَ‏.‏

Tercüme

Hişam, babasından dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye (gitmek üzere) çıkmadan üç sene önce Hatice vefat etmişti. İki sene ya da ona yakın bir süre geçtikten sonra Aişe'yi o henüz altı yaşında iken nikahladı. Sonra dokuz yaşında iken onunla zifafa girdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Aişe'nin Medine'ye" hicret edip "gelmesi" "Onunla" Medine'de "gerdeğe girmesi" Nebi efendimizin yanına Aişe'nin getirilmesi hicretin birinci yılı -ikinci yılı da denilmiştir- Şewal ayında olmuştur. "Ve (saçım) arttı." İfadede şu takdirde hazfedilmiş sözler vardır: Daha sonra o hastalıktan iyileştim. Saçım da beslenip çoğaldı ve bir perçemim oldu. "Kısmetin hayırlı olsun" yani kısmetin, nasibin hayır olsun. "Beni korkutacak bir şeyolmadı." Yani onun yanıma girişi dışında korkmamı gerektiren bir şeyle karşılaşmadım. O bununla durumu bilmeyen bir kimsenin yanına aniden girişini kinayeli olarak kastetmiş olmaktadır. Çünkü çoğunlukla böyle bir ani giriş, insanı korkutur. Sureti kendisine "bir bez parçası üzerinde" gös.teriliyordu."Onun sen olduğunu gördüm." Yüce Allah'ın izniyle ileride Nikah bölümünde (5125. hadiste) buna dair açıklamalar gelecektir. Ahmed ve Taberani hasen bir senedie Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Hatice vefat ettiğinde Osman b. Maz'un'un hanımı Hakım kızı Havle dedi ki: Ey Allah'ın Resulü evlenmez misin? O da Olur, bildiğin bir kimse var mı diye sordu. Havle, evet, biri bakire, biri de duL. Bakire Allah'ın yarattıkları arasında en sevdiğin kişinin kızı olan Aişe'dir. Dul ise Zem'a kızı Sevde'dir. Allah Resulü, git, onların yanında benden söz et dedi. O da Ebu Bekir'in yanına gitti, bunun üzerine, o kardeşinin kızıdır, dedi. Allah Resulü ona, sen de ona sen benim İslam kardeşimsin, senin kızın da bana olur de, dedi. Bunun üzerine Ebu Bekir onun yanına gelerek ona Aişe'yi nik&hladı. Sonra Sevde'nin yanına gitti. Ona: Babana haber ver dedi. Babasına bunu anlatınca, babası da Sevde'yi Nebi ile evlendirdi." Bunu Taberatii de bir başka yoldan Aişe'den diye rivayet etmiştir. Aişe dedi ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve selle m ve Ebu Bekir hicret ettiklerinde biz Mekke'de kalmıştık. (Alah Resulü) Medine'de yerIeştikten sonra Zeyd b. Harise ile Ebu Rafi'i• gönderdi. Ebu Bekir de Abdullah b. Ureykıt'ı gönderdi. Abdullah b. Ebi Bekre de beraberinde Ümmü ROman'ı, Ebu Bekir'in annesini, beni ve kızkardeşim Esma'yı bineklerine bindirerek getirmesine dair mektup yazdı. O da bizi alıp yola koyuldu. Zeyd ile Ebu Rafi' de Fatıma'yı, Üm mü Gülsum'u ve Zem'a kızı Sevde'yi götürdü. Zeyd hanımı Üm mü Eymen'i, iki çocuğu Eymen ile Usame'yi de aldı. Birlikte yol arkadaşlığı ettik ve nihayet Medine'ye geldik. Ben Ebu Bekir'in ailesi ile birlikte kaldım, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ailesi de onun yanında konakladılar. O gün kendisi mescidi ve mescidin etrafındaki odaları bina ediyordu. Zem'a kızı Sevde'yi bu odalardan birisine yerleştirdi. O sırada da onun yanında kalırdı. Ebu Bekir ona, hanımın ile gerdeğe girmeni engelleyen nedir diye sordu. Bunun üzerine benimle gerdeğe girdL" el-Maverdi der ki: Fukaha Aişe ile Sevde'den önce evlenmiştir. Muhaddisler ise Sevde ile Aişe'den önce evlenmiştir derler. Bu iki görüş şöylece telif edilebilir. O Aişe'yi nikahlamış olmakla birlikte onunla gerdeğe girmemişhAakat ondan önce Sevde ile gerdeğe girmişti. Derim ki: Taberani'den naklettiğim rivayet bu husustaki problemi ortadan kaldırmakta ve sözü geçen bu telifin uygun olduğunu ortaya koymaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 63/121 (No: 3896)

https://sunnah.com/bukhari/63/121

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →