← Ana sayfaya dön
HadisNikâhSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Limits and Punishments set by Allah (Hudood) — Hadis No: 6833

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى فِيمَنْ زَنَى وَلَمْ يُحْصَنْ بِنَفْىِ عَامٍ بِإِقَامَةِ الْحَدِّ عَلَيْهِ‏.‏

Tercüme

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem evlenmemiş olarak zina eden muhsan olmayan kimseler hakkında had cezasıyla birlikte (yüz sapa) bir yıl sürgüne gönderme hükmünü vermiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: Muhammed b.Nasr, Kitabu'l-İcma isimli eserinde zina eden erkeğin sürgüne gönderileceği konusunda -Kufeli bilginler hariç- görüş birliği olduğunu nakletmiştir. Aralarında İbn Ebi Leyla ve Ebu Yusuf olmak üzere onlardan bazı bilginler, çoğunluğa katılmışlardır. Tahavi bu hükmün mensuh olduğunu iddia etmiştir. Biz bunu Cariyeye Sürgün Cezası Uygulanmayacağı başlığı altında ele alacağız. Zina eden bekarın sürgüne gönderilmesi gerektiği hükmünü veren bilginler, kendi aralarında ihtilaf etmişlerdir. İmam Şafii, Sevri, Davud, Taberi bu hükmün genelolduğunu söylemişlerdir. İmam Şafii' den nakledilen bir başka görüşe göre köle olup, zina eden be karlar sürgüne gönderilmez. Evzai sürgün cezasının erkeklere mahsus olduğunu ifade etmiştir. İmam Malik'in görüşü de bu doğrultudadır. O sürgün cezasını hürriyetle kayıtlamıştır. İshak'ın görüşü de bu yöndedir. Ahmed b. Hanbel'den bu konuda iki görüş rivayet edilmiştir. Sürgüne gönderilecek kişinin hür olması şartını getiren bilginlerin bakış açısı şudur: Köleyi sürgüne göndermek onun sahibini cezalandırmak anlamına gelir. Zira bu durumda efendi kölesi sürgünde olduğu müddetçe ondan yararlanamamış olur. Şeriatın tutumu, suçludan başkasını cezalandırmamayı gerektirmektedir. Bu prensipten hareketle köleden hac ve cihad farizası düşmüştür. İbnü'lMünzir şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ev sahibinin eşiyle zina eden ücretli alayında Allah'ınkitabına göre hükmedeceğine dair yemin etmiş ve sonra "Oğluna da yüz değnek vurulacak ve bir yıl sürgüne gönderilecek" demiştir. Gerçekten Kur'an'da açıklanan hüküm de budur. Hz. Ömer bunu herkesin huzurunda yaptığı konuşmada dile getirmiş, Raşid Halifeler buna göre amel et• mişlerdir. Hiç kimse Hz. Ömer' e karşı tepki koymamıştır. Dolayısıyla bu, icma haline gelmiştir. Bilginler sürgüne gönderilecek kölenin ne kadaruzak mesafeye gönderileceği konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bazı bilginler bu, devlet başkanının (yetkili makamın) görüşüne bırakılmıştır derken, bazıları namazı kısa kılma mesafesi kadar göndermek şarttır demişlerdir. Bazı bilginler ise üç günlük mesafeye gönderilmesi gerekir demişlerdir. Malikiler kölenin sürgün olduğu yerde hapse konulmasının şart olduğunu söylemişlerdir. "Zina eden kadın ve zina eden erkekten herbirine yüz sapa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız tutmasın." Bu ayete yer verilmesinden maksat, sapa cezasının Allah'ın kitabıyla sabit olduğunu vurgulamaktır. Görüşüne itimat edilen bilginler sapa cezasının bekar olup, muhsan olmayanlara mahsus olduğunda görüş birliği etmişlerdir. Bilginler sapa cezasının nasıl uygulanacağı konusunda da ihtilaf etmişlerdir. İmam Malik'ten gelen bir görüşe göre bu ceza sadece sırta vurulmak suretiyle yerine getirilir. Çünkü liandan söz eden hadiste "Delil getireceksin. Aksi takdirde sırtına sapa vurulur" denilmektedir. Başka bilginler ise şöyle demişlerdir: Sapa organlara dağıtılır. Bu ceza uygulanırken yüze ve başa vurulmaz. Zina, içki içme ve tazir cezalarında kişi elbisesinden soyunmuş olarak sapa cezasıyla ayakta cezalandırılırken, kadın oturduğu yerden cezalandırılır. İHete iftirada ise kişi giyin ik olarak sapa cezasını alır. Ahmed b. Hanbel, İshak, Ebu Sevr had cezaları uygulanırken hiç kimse elbisesinden soyundurulmaz demişlerdir

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 86/58 (No: 6833)

https://sunnah.com/bukhari/86/58

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →