← Ana sayfaya dön
HadisNamazSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Invocations — Hadis No: 6406

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ كَلِمَتَانِ خَفِيفَتَانِ عَلَى اللِّسَانِ، ثَقِيلَتَانِ فِي الْمِيزَانِ، حَبِيبَتَانِ إِلَى الرَّحْمَنِ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ، سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ ‏"‏‏.‏

Tercüme

Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Söylenmesi kolay olan ama mizanda ağırlığı fazla olacak iki söz şöyledir: Azim olan Allah'ı tesbih ederim. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih edip ona hamd ederim". Fethu'l-Bari Açıklaması: Tesbih "sübhEmallah" demektir. AlIah'l her türlü noksanlıklardan tenzih etmek anlamına gelir. Yani onun ortağı, arkadaşı ve çocuğu olmadığını ikrar edip onu her türlü kusurdan beri görmektir. Tesbih kelimesi mutlak olarak kullanıldığında bütün zikirler ile nafile namazlar anlamına da gelmektedir. Tesbih namazına bu ismin verilmesi içinde çokça tesbih getirilmesi sebebiyledir. Kadı İyaz şöyle demiştir: Tehlilin fazileti ile ilgili rivayette "yüz hatası silinir" denilirken burada "deniz köpüğü kadar bile olsa günahları silinir" denilmesi tesbihin daha faziletli olduğunu göstermektedir. Zira denizin köpükleri yüzden çok çok fazladır. Bununla birlikte tehlil hakkında "bunu kendisinden daha fazla söyleyen olmadığı müddetçe o herkesten üstün kabul edilir" ifadesi yer almaktadır. Bu iki hadisin arasında görÜlen çelişki şöyle giderilebilir: Tehlil daha faziletlidir. Tehlil getiren pek çok dereceler elde etmekte ve sevap hanesine iyilikler yazılmaktadır. Ayrıca köle azad etme sevabı elde etmektedir. Böylece tesbihten ve bütün günahların bağışlanmasından daha faziletli bir amel olmaktadır. Nitekim bir hadiste de şöyle buyurulmaktadır: "Kim köle azad ederse kölenin her organma karşılık kendisinin bir azasını cehennemden azad eder". Böylece köle azadı bütün günahların silineceği şeklinde yüz derecelik bir yükselişle birlikte umumi bir mükafat olmaktadır. Yine "En fazil1i zikir tehlildir" hadisi de bunu desteklemektedir. Çünkü o kelime-yi tevhid ve ihlastır. Bütün Nebiler de aynı şeyi söylemişlerdir. Hatta onun Allah'ın ism-i azamı olduğuifade edilmiştir. Kurtubi ise iki rivayet arasındaki çelişkiyi özetle şöyle gidermeye çalışmıştır: Bu zikirlerden herhangi biri hakkında en faziletli ya da Allah'a en sevimli gibi ifadeler kullanıldığında diğer zikirlerle birlikte böyledir anlamı kastedilmektedir .. Bunun delili Semüre'den nakledilen şu hadistir: "Allah'a en sevimli gelen sözler dört tanedir. Hangisiyle istersen başlayabilirsin. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür". Bu sözlerden bir kısmının söylenmesiyle de murad hasıl olur. Çünkü bunların özü ta'zim ve tenzihtir. Allah'ı tenzih ta'zim, ta'zim tenzihi karşılar. Nevevi de şöyle der: Burada insanoğlunun anlayışı ve dili sebebiyle bir üstünlük nitelemesi yapılmıştır. Yoksa Kur'an en faziletli zikirdir. İbn Battal bazı alimlerden şu yorumu nakletmiştir. Bu bab ve benzeri konulardaki hadislerde yer alan zikirlerin faziletiyle ilgili ifadeler büyük günahlardan uzak dindar kimselere yöneliktir. Yoksa nefsine aldanmış günahkarlar dindar müslümanlarla aynı derecede değerlendirilmeyecektir. "Yoksa o kötülükleri işleyip duranlar, iman edip güzel ve makbul işler gerçekleştirenlere yaptığımız muameleyi, kendilerine de göstereceğimizi, hayatlarında ve ölümlerinde onları bir tutacağımızı mı sanıyorlar? Ne kötü, ne yanlış bir muhakeme!" ayeti de bunu göstermektedir. Babda yer alan ikinci hadiste söz konusu zikrin sürekli tekrarlanması isteği zımnen yer almaktadır. Çünkü dinin talepleri nefse ağır gelmesine rağmen söz konusu zikri söylemek oldukça basittir. Bununla birlikte bu zikir mizanda aynen zor ibadetler gibi ağır basacaktır. Dolayısıyla ihmal edilmemesi gereken bir zikirdir. Bu zikri tekrarlayanların Allah katında sevilecekleri de hadiste ifade edilmektedir. Allah'ın kulunu sevmesi ise ona nimet bahşetmesi ve iyilikler ihsan etmek istemesi anlamına gelir

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 80/101 (No: 6406)

https://sunnah.com/bukhari/80/101

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →