← Ana sayfaya dön
HadisGenelSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Holding Fast to the Qur'an and Sunnah — Hadis No: 7272

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَتَبَ إِلَى عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَرْوَانَ يُبَايِعُهُ، وَأُقِرُّ لَكَ بِالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ عَلَى سُنَّةِ اللَّهِ وَسُنَّةِ رَسُولِهِ، فِيمَا اسْتَطَعْتُ‏.‏

Tercüme

Abdullah b. Dinar'ın nakline göre Abdullah b. Ömer, Abdulmelik b. Mervan'a mektup yazarak bey'atta bulunmuş ve şöyle demiştir: "Gücümün yettiği kadar Allah'ın sünneti ve Resulünün sünneti üzere sana boyun eğip, itaat etmeye söz veriyorum." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kitaba ve Sünnete Sarılma." Başlıkta yer alan "el-i'tisam", "el-ısme" kökünden türemiş iftial babından bir kelimedir. Bundan maksat Yüce Allah'ın "Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışın" (AI-i İmran 103) emrine yapışma ve sarılma anlamındadır. Kirmanı şöyle demiştir: Bu başlık Yüce Allah'ın "Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışzn"(AI-i İmran 103) ayet-i kerimesinden alınmıştır. Zira "el-habl" kelimesinden maksat, istiare yoluyla Kitap ve Sünnettir. Bunların ikisinin ortak noktası, hedefe ulaştıran araç olmalarıdır. Hedef sevap ve azaptan kurtuluştur. Ayrıca "elhabl=ip" sulama ve başka amaçları elde etmeye de sebeptir. "el-Kitab" kelimesinden maksat, okunarak ibadet edilen Kur'an'dır, "sünnet" kelimesi ile kastedilen ise Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sözleri, fiilleri, takriri ve yapmaya önem verdiği şeylerdir. "Sünnet" Arapçada "yol" anlamına gelir. UsOVmetodoloji bilginleri ile muhaddisierin teriminde ne anlama geldiği geçmişti. Bazı fıkıh bilginleri bunu müstehapla eş anla!TIlı olarak kullanmışlardır. İbn Battal şöyle demiştir: Allah'ın kitabı veya Nebiinin sünneti ya da bu iki kaynaktaki bir nitelik üzerine alimlerin icmaı olmaksızın hiç kimse için korunmuşluk yoktur. Bundan sonra İbn Battal Nebiden nakledilen (söz, fiil ve takrir) itibarıyla sünnetten söz etmiştir. Yüce Allah'ın "Bugün size dininizi ikmal ettim" ifadesinin zahiri, dinle ilgili şeylerin bu ayetle birlikte kemale erdiğini göstermektedir. Bu ayet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatından yaklaşık seksen gün önce inmişti. Buna göre bu ayetten sonra ahkamla ilgili olarak hiçbir şey inmemiştir. Ancak bu düşünce tartışılır. Bir grup bilgin ayette geçen "ikmal" kelimesinden maksadın hükümlerin dayanağı olan ana esaslarla ilgili olduğunu, yoksa bunlardan kaynaklanan detay (fürO) hükümler olmadığını söylemişlerdir. Buradan hareketle ayette kıyası inkar edenlere destek olacak herhangi bir durum yoktur. Onların delillerini birinci görüşü kabul ederek reddetmek de mümkündür. Şöyle ki olayların hükme bağlanmasında kullanılan kıyas, Allah'ın kitabından alınmıştır. Ortada hiçbir şey olmasa ve sadece "Nebi size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının"(Haşr 7) ayetinin genelliği olsa bu bile yeterdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kıyası emrettiği ve kabul ettiği haberlerde yer almaktadır. Dolayısıyla kıyas "ikmal" niteliğinin genelliği kapsamına girmiş olur. "Enes b. Malik Müslümanların Ebu Bekir' e bey'at1arının ertesi güne Ömer' in Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in minberine çıkarak şöyle dediğini işitti." Bunun açıklaması Ahkam Bölümünün sonlarında el-İstihlaf başlığı altında geçmişti. Haberin devamı orada daha mükemmel ve tamdır. İmam Buhari bu rivayette "Allah, Resulü için kendi katındaki sevap ve şerefi, sizin katınızdaki makam ve mansıblara tercih etmiştir" ifadesine yer vermiştir. Bu şu demektir: Allah, Resulü için kendi katındaki sevap ve onuru, sizin katınızdaki makamlara tercih etmiştir. Üçüncü hadis olan İbn Abbas hadisinin açıklaması İlim Bölümünde geçmişti

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 96/5 (No: 7272)

https://sunnah.com/bukhari/96/5

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →