← Ana sayfaya dön
HadisAhlâkSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Good Manners and Form (Al-Adab) — Hadis No: 6221

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ عَطَسَ رَجُلاَنِ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَشَمَّتَ أَحَدَهُمَا وَلَمْ يُشَمِّتِ الآخَرَ، فَقِيلَ لَهُ فَقَالَ ‏ "‏ هَذَا حَمِدَ اللَّهَ، وَهَذَا لَمْ يَحْمَدِ اللَّهَ ‏"‏‏.‏

Tercüme

Enes İbn Malik r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda iki adam aksırdJ. Onlardan birisine yerhamukellah dediği halde, diğerine yerhamukellah demedi. Bundan dolayı ona sebebi sorulunca, o da: Bu Allah'a hamdetti, bu ise Allah'a hamdetmedi, diye cevap verdi." Bu Hadis 6225 numara ilede var Fethu'l-Bari Açıklaması: "Aksıranın elhamdulillah demesi". Yani böyle demenin meşru oluşu. Hadisin zahiri bunun vacip olmasını gerektirir. Çünkü bu hususta açık emir sabit olmuştur. Ama Nevevı bunun müstehap oluşu üzerinde ittifakın bulunduğunu nakletmiştir. Aksırdıktan sonra söylenecek lafza gelince, İbn Battal ve başkalarının, bir kesimden nakletliğine göre iki başlık sonra gelecek olan Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği hadiste belirtildiği üzere: Elhamdulillah'tan başka bir şey söylemez. Bir başka kesimden nakledilene göre ise "elhamdulillah ala külli hal: Her durum dolayısıyla Allah'a hamdolsun" der. İbn Battal devamla der ki: Ama İbn Ömer'in bunu nehyettiği ve bunun hakkında: Resulullah s.a.v. bize böylece öğretti, dediği rivayet edilmiştir. Bunu da el-Bezzar ve Taberani rivayet etmiştir. "Elhamdulillahala külli hal" demeye dair asıl delil, Tirmizi ve Taberani'de Ebu Malik el-Eş'ari'den merfu olarak zikrettikleri şu hadistir: "Sizden biriniz aksırdığı takdirde: Elhamdulillah ala külli hal, desin." Bunun bir benzeri de Ebu Davud'da -ileride dikkat çekileceği üzere- Ebu Hureyre yoluyla gelen hadis olarak rivayet edilmiştir. Nesai de Ali'den merfu olarak şu hadisi rivayet etmiştir: "Aksıran elhamdulillah ala külli hal, der." İbnu's-Sunni de Ebu Eyyub'dan bunun benzeri bir hadis rivayet etmiştir. Ahmed ve Nesai, Salim İbn Ubeyd'den merfu olarak şu hadisi rivayet ederler: "Sizden biriniz aksıracak olursa, elhamdulillah ala külli hal yahut elhamdulillahi Rabbi'l-alemin desin." Bir kesimden de "elhamdulillahi Rabbi'l-alemin, der" diye nakl edilmiştir. Derim ki: Bu da İbn Mesud'un rivayet ettiği Buhari'nin de el-Edebu'lMüfred'de ve Taberani'nin zikrettiği hadiste varid olmuştur. Nevevi, el-Ezkar adlı eserinde şunu söylemektedir: İlim adamları aksıran kimsenin aksırmasının akabinde elhamdulillah demesinin müstehap olduğunu ittifakla kabul etmişlerdir. Eğer elhamdulillahi Rabbi'l-alemin derse, şüphesiz bu daha güzelolur. Şayet elhamdulillahi ala külli hal diyecek olursa bu daha da faziletlidir. Evet, Nevevi böyle demiştir. Ama benim zikretmiş olduğum haberler bu hususta muhayyerliği, sonra da geçtiği şekilde önceliği gerektirmektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Yerhamukellah dedi." İbnu'l-Enbari dedi ki: Hayır ile dua eden herkese (hadiste geçtiği gibi): "Muşemmit" adı verilir. İbn Dakiki'l-'Id de Şerhu'l-İlmam adlı eserinde bunun tercih edildiğine işaret etmiştir. el-Kazzaz der ki: Teşmi, tebrik demektir. Araplar onu tebrik ettiği takdirde de "şemmete aleyhi" derler. İbnu'l-Arabi, Tirmizi Şerhi'nde der ki: Dil bilginleri her iki lafzın türediği kökler hakkında açıklamalarda bulunmuş, ama bu hususta anlamı açık seçik bir şekilde ortaya koymamışlardır. Oysa aralarındaki fark çok incelikli bir anlam ihtiva eder. Şöyle ki, aksıran bir kimsenin başındaki ve ona bağlı boyun ve benzeri yerlerdeki herbir organ adeta çözüıür. Sanki ona: Allah'ın rahmeti üzerine olsun, denilince bu, Allah o kimseye bu dua sayesinde, aksırmadan önce her organın eski haline dönmesini sağlayacak ve herhangi bir değişiklik olmaksızın önceki haline getirecek bir rahmet versin demek olur. el-Hallmi dedi ki: Aksıran kimsenin hamd etmesinin meşru oluşundaki hikmet şudur: Aksırmak, düşünce gücünün içinde bulunduğu beyindeki rahatsızlıkları giderir. Hissedip duymanın kaynağı olan sinirlerin menşei de odur, onun sağlıklı oluşu ile diğer organlar da sağlıklarına kavuşur. Bundan açıkça anlaşıldığına göre aksırmak, pek büyük bir nimettir. Bundan dolayı Allah'a hamd ile karşılanması uygundur. Çünkü Allah'a hamd etmek ile Allah'ın yaratıcılığı ve kudreti kabul edilmekte, mahlukatın tabiata değil, bizzat ona ait ve onun tarafından var edildiği dile getirilmektedir. ---Halimi'nin açıklamaları burada sona ermektedir. --- Hadisten teşmıtin (yerhamukellah demenin), ancak Allah'a hamd eden kimseler için meşru olduğu anlaşılmaktadır. İbnu'l-Arabi dedi ki: Bu da üzerinde icma' olunmuş bir husustur. Bu hadisten anlaşıldığına göre, hükmün illetine (sebebine) dair soru sormak ve bu hususta soru sorana bunu açıklamak caizdir. Özellikle de eğer bu açıklamada soru sorana bir fayda alacaksa ... Aksıran kimsenin uyması gereken edeplerden bazıları: 1-Düşük sesle aksırması ama yüksek sesle elhamdulillah demesi. 2-Aksırırken ağzından ya da burnundan yanında oturanlara rahatsızlık verecek şeyler çıkmaması için yüzünü kapatması. 3-Yanındakine zarar vermemek için de yüzünü sağa ya da sola çevirmemesi. İbnu'l-Arabi der ki: Aksırırken sesi alçaltmanın hikmeti, yüksek sesle aksırmanın organları rahatsız etmesinden dolayıdır. İbn Dakiki'l-'Id der ki: Aksırana yerhamukellah demenin faydalarından bazıları da şunlardır: 1-Müslümanlar arasında sevgi ve kaynaşmanın gerçekleşmesi, 2-Aksıran kimsenin nefsindeki kibiri kırmak suretiyle ve mütevazi olmaya itmek ile tedib edilmesi. Çünkü rahmetin sözkonusu edilmesi suretiyle mükelleflerin çoğunun uzak kalamadığı günahkarlık da hatırlatılmış olur

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 78/245 (No: 6221)

https://sunnah.com/bukhari/78/245

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Beginning of Creation — Hadis No: 3214

Hadis
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ حُمَيْدَ بْنَ هِلاَلٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى غُبَارٍ سَاطِعٍ فِي سِكَّةِ بَنِي غَنْمٍ‏.‏ زَادَ مُوسَى مَوْكِبَ جِبْرِيلَ‏.‏

Enes bin Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Ganm oğulları sokağından kalkan toz hala gözlerimin önünde!" Musa İbn İsmail bu rivayeti şu ek bilgiyle nakletmiştir: "Cebrail'in gezdiği o yerleri (hala görür gibiyim)

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Beginning of Creation — Hadis No: 3217

Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهَا ‏ "‏ يَا عَائِشَةُ، هَذَا جِبْرِيلُ يَقْرَأُ عَلَيْكِ السَّلاَمَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ وَعَلَيْهِ السَّلاَمُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ‏.‏ تَرَى مَا لاَ أَرَى‏.‏ تُرِيدُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Hz. Aişe'nin şöyle dediği nakledilmiştir:"Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: 'Ey Aişe, işte Cebrail عليك السلام sana selam söylüyor' buyurdu. Ben de: " وعليه السلام ورحمة الله وبركاته Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi onun da üzerine olsun! Sen benim göremediğimi görüyorsun!" dedim." Tekrar: 3768, 6201, 6249 Diğer tahric edenler: Tirmizi Edeb, Müslim, Fedailü-üs Sahabe

Ahlâk
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Beginning of Creation — Hadis No: 3216

Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ مَنْ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ دَعَتْهُ خَزَنَةُ الْجَنَّةِ أَىْ فُلُ هَلُمَّ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ ذَاكَ الَّذِي لاَ تَوَى عَلَيْهِ‏.‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَرْجُو أَنْ تَكُونَ مِنْهُمْ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim Allah yolunda bir çift malını infak ederse cennetteki sorumlu melekler ona: 'Ey falanca, gel buraya!' derler." Bunun üzerine Ebu Bekir r.a.: 'Öyleyse bu kişi için asla yok olma söz konusu değil!' dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise ona: 'Umarım sen böylelerinden olursun!' diye karşılık verdi

Zekât
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Beginning of Creation — Hadis No: 3220

Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَجْوَدَ النَّاسِ، وَكَانَ أَجْوَدَ مَا يَكُونُ فِي رَمَضَانَ حِينَ يَلْقَاهُ جِبْرِيلُ، وَكَانَ جِبْرِيلُ يَلْقَاهُ فِي كُلِّ لَيْلَةٍ مِنْ رَمَضَانَ، فَيُدَارِسُهُ الْقُرْآنَ، فَلَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ يَلْقَاهُ جِبْرِيلُ أَجْوَدُ بِالْخَيْرِ مِنَ الرِّيحِ الْمُرْسَلَةِ‏.‏ وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ‏.‏ وَرَوَى أَبُو هُرَيْرَةَ وَفَاطِمَةُ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ جِبْرِيلَ كَانَ يُعَارِضُهُ الْقُرْآنَ‏.‏

Abdullah İbn Abbas r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanların en cömerdi idi. Hele Ramazan girip Cebrail (A.S.) ile buluştuğunda daha da cömert olurdu. Cebrail (A.S.), Ramazan ayında her gece Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile buluşurdu ve onunla birlikte Kur'an'ı mütalaa ederdi ......... İşte Cebrail (A.S.), Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile buluştuğu zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem rüzgarlar gibi cömert olurdu." Ebu. Hureyre ve Hz. Fatıma bu hadisteki bir bölümü şöyle rivayet etmişlerdir: "Cebraiı, onunla birlikte Kur'an'ı karşılaştırmalı olarak okurdu

Oruç
Detay →