← Ana sayfaya dön
HadisAileSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Good Manners and Form (Al-Adab) — Hadis No: 6015

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ ‏"‏‏.‏

Tercüme

İbn Ömer r.a.'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Cibril bana komşuyu o kadar tavsiye edip durdu ki, sonunda onu mirasçı kılacağını zannettim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cibril bana komşuyu o kadar çok tavsiye edip durdu ki, sonunda onu mirasçı kılacağını zannettim." Yani Cibril'in, Allah'tan aldığı emir üzere komşuyu komşuya mirasçı kılacağını zannettim. Burada mirasçı kılmaktan maksadın ne olduğu hakkında görüş ayrılığı vardır. Akrabalar ile birlikte ona da verilecek bir pay tayin edilmek suretiyle malda onun ortak edileceği anlamında olduğu söylenmiştir. Bu husustaki haber, böyle bir mirasçı kılmanın gerçekleşmediğini de ortaya koymaktadır. İbn Ebi Cemra dedi ki: Komşu (el-car) lafzı Müslümanı da, kafiri de, abidi de, fasıkı da, arkadaşı da, düşmanı da, yabancıyı da, hemşeriyi de, faydalıyı da, zararlıyı da, yakını da, uzağı da, evi daha yakın olanı da, daha uzak olanı da kapsar. Komşunun, biri diğerinden daha üstün pek çok mertebesi vardır. Bunun en yüksek mertebede olanı, kendisinde ilk olarak sayılan bütün niteliklerin bulunduğu şahıstır. Sonra da daha çok bulunan daha önde gelir ve yalnızca bu niteliklerden sadece birisini taşıyana kadar iner. Abdullah İbn Amr -hadisi rivayet edenlerden birisidir- bunu genel anlamı ile yorumlamıştır. Bu sebeple kendisi için bir koyun kesildiğinde o koyundan Yahudi komşusuna hediye verilmesini emretmiştir. Bu rivayet i Buhari, el-Edebu'lMüfred'de ve hasen olduğunu belirterek Tirmizi rivayet etmiştir. Sözünü ettiğim bu hususlara Taberani'nin rivayet ettiği merfu bir hadiste işaret edilmiş bulunmaktadır: "Cabir r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: Komşular üç türlüdür. Bir komşu vardır ki tek bir hakkı vardır, bu da müşrik olandır. Bunun yalnızca komşuluk hakkı vardır. Bir komşu da vardır ki iki hakkı bulunmaktadır. Bu da komşuluk hakkı ile İslam hakkı bulunan kimsedir. Bir komşu da vardır ki üç hakkı vardır. Bu da akrabalık bağı bulunan Müslüman (komşu) kişidir. Bunun komşuluk, Müslüman olmak ve akrabalık hakları vardır." Şeyh Ebu Muhammed İbn Ebi Cemra dedi ki: Komşu haklarının korunması, imanın kemalindendir. Cahiliye dönemi insanları da bu hakka dikkat eder ve korurlardı. Komşu hakkına riayet etmeye dair emre uymak hediye, selam, onunla karşılaşıldığı vakit güler yüz göstermek, halini kollamak, ihtiyaç duyduğu hallerde ona yardımcı olmak ve buna benzer güç çerçevesinde ona çeşitli yollarla iyiliklerde bulunmakla gerçekleşir. Aynı şekild maddi ya da manevi türlü eziyetıerin ona ulaşmasına neden olacak sebepleri önlemek de böyledir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem -bir sonraki hadiste geleceği üzere- kötülüklerinden yana komşusu emin olmayan kimsenin imanının olmayacağını söylemiştir. Bu ise komşunun hakkının büyüklüğünü ortaya koyan, mübalağa yollu bir ifade olup ona zarar vermenin büyük günahlardan olduğunu göstermektedir

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 78/46 (No: 6015)

https://sunnah.com/bukhari/78/46

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Wills and Testaments (Wasaayaa) — Hadis No: 2773

Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، رضى الله عنه وَجَدَ مَالاً بِخَيْبَرَ، فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ، قَالَ ‏ "‏ إِنْ شِئْتَ تَصَدَّقْتَ بِهَا ‏"‏‏.‏ فَتَصَدَّقَ بِهَا فِي الْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَذِي الْقُرْبَى وَالضَّيْفِ‏.‏

İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Ömer r.a. Hayber'de bir toprağa sahip olmuştu. Hz. Nebi'e gelerek danıştı. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Dilersen onu sadaka edebilirsin" buyurdu. Bunun üzerine Ömer r.a. onu fakirlere, miskinlere, yakınlara ve misafirlere vakfetti

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Wills and Testaments (Wasaayaa) — Hadis No: 2776

Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَقْتَسِمْ وَرَثَتِي دِينَارًا، مَا تَرَكْتُ بَعْدَ نَفَقَةِ نِسَائِي وَمَئُونَةِ عَامِلِي فَهْوَ صَدَقَةٌ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'den nakledilmiştir: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem: "Benim mirasçılarım ne dirhem, ne de dinar bölüşürler. Eşlerimin nafakası ve çalışanımın maaşı dışında her ne bırakmışsam sadakadır" buyurmuştur. Tekrar:

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Wills and Testaments (Wasaayaa) — Hadis No: 2778

Hadis
وَقَالَ عَبْدَانُ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عُثْمَانَ ـ رضى الله عنه ـ حَيْثُ حُوصِرَ أَشْرَفَ عَلَيْهِمْ وَقَالَ أَنْشُدُكُمْ وَلاَ أَنْشُدُ إِلاَّ أَصْحَابَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، أَلَسْتُمْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ حَفَرَ رُومَةَ فَلَهُ الْجَنَّةُ ‏"‏‏.‏ فَحَفَرْتُهَا، أَلَسْتُمْ تَعْلَمُونَ أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ مَنْ جَهَّزَ جَيْشَ الْعُسْرَةِ فَلَهُ الْجَنَّةُ ‏"‏‏.‏ فَجَهَّزْتُهُمْ‏.‏ قَالَ فَصَدَّقُوهُ بِمَا قَالَ‏.‏ وَقَالَ عُمَرُ فِي وَقْفِهِ لاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ وَلِيَهُ أَنْ يَأْكُلَ‏.‏ وَقَدْ يَلِيهِ الْوَاقِفُ وَغَيْرُهُ فَهْوَ وَاسِعٌ لِكُلٍّ‏.‏

Ebu Abdurrahman'dan nakledilmiştir: Osman r.a. kuşatılınca yukarıdan kuşatanlara gözüktü ve "Allah için söyleyin, yalnızca Hz. Nebi'in ashabından olanların söylemesini istiyorum. Bilmiyor musunuz ki Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Her kim kuyu kazarsa onun için cennet vardır" buyurmuştu da ben kazmıştım. Bilmiyor musunuz ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Usret (zorluk) ordusunu donatana cennet vardır" buyurmuştu da ben de bu ordunun donatılmasına katılmıştırn" dedi. Bunun üzerine oradakiler onun sözünü doğruladılar. Hz. Ömer vakfında "bu vakfın mütevellisinin bundan yemesinde sakınca yoktur" demişti. Vakfın mütevellisi ise başkası olabileceği gibi, vakfın sahibi de olabilir. Dolayısıyla bu izin herkesi kapsar

Genel
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2786

Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عَطَاءُ بْنُ يَزِيدَ اللَّيْثِيُّ، أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ ـ رضى الله عنه ـ حَدَّثَهُ قَالَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَىُّ النَّاسِ أَفْضَلُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مُؤْمِنٌ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ مُؤْمِنٌ فِي شِعْبٍ مِنَ الشِّعَابِ يَتَّقِي اللَّهَ، وَيَدَعُ النَّاسَ مِنْ شَرِّهِ ‏"‏‏.‏

Ebu Said el-Hudrı r.a.'den nakledilmiştir: Denildi ki: "Ey Allah'ın Resulü! İnsanların en üstünü kimdir?" Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Canıyla ve malıyla Allah yolunda cihad eden mu'min kişidir" buyurdu. "Sonra hangisi?" dediler. Rasulullah: "Bir dağın başında bulunup Allah'tan korkan ve insanlara kötülüğünü bulaştırmayan mu'min kişidir" buyurdu

Genel
Detay →