← Ana sayfaya dön
HadisAileSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Good Manners and Form (Al-Adab) — Hadis No: 5989

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُعَاوِيَةُ بْنُ أَبِي مُزَرِّدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الرَّحِمُ شِجْنَةٌ، فَمَنْ وَصَلَهَا وَصَلْتُهُ، وَمَنْ قَطَعَهَا قَطَعْتُهُ ‏"‏‏.‏

Tercüme

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan riva.yete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Rahim, bir ağacın birbirine girmiş kökleridir. Onu koruyup gözeteni ben de koruyup gözetirim. Onun bağını kopartanı ben de kopartmm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Akrabalık bağını gözeteni" yani sıla-i rahim yapanı "Allah da gözetir." "Rahim ayağa kalkarak dedi ki ... " İbn Ebi Cemra der ki: Bunun hal dili ile olması ihtimali olduğu gibi, söz söyleyip konuşan dil ile söylenmiş olması ihtimali de vardır. Bunlar bu husustaki meşhur iki görüş olup ikincisi daha tercih edilir. Derim ki: Kıtal suresinin tefsirinde lyad'ın bunu mecaza göre yorumladığı ve bunun bir çeşit örneklendirme (darb-ı mesel) kabilinden olduğunu söylediği geçmiş bulunmaktadır. Aynı şekilde onun şöyle dediği de geçmişti: Sözün kendisine nispet edildiği varlığın, rahim diliyle konuşan bir melek olması da mümkündür. İbn Abbas'ın, Taberani tarafından rivayet edilen hadisinde: "Rahim, Rahman'ın eteğinden yakalamıştır" denilmektedir. Hocamız, Tirmizi Şerhi'nde burada geçen "hucze (etek)"den kasıt, Arş'ın bacağıdır, demektedir. O bunu Müslim'in rivayet ettiği Aişe radıyall2.hu anh2.'dan gelen şu hadisi ile de desteklemektedir: "Rahim, Arş'ın bacaklarından birisini yakaladı ... " "Seni koruyup gözeten i gözetmeme, seni kopartanı da kopartmama razı olmaz mısın?" İbn Ebi Cemra dedi ki: Allah'ın vaslı (bitiştirmesi, koruyup gözetmesi), onun pek büyük ihsanından kinayedir. İnsanlara anlayabilecekleri bir üslupla hitap etmiş bulunmaktadır. Sevilenin kendisini sevene verebileceği en büyük şey, visal denilen ona yakınlaşmak ve onu razı ve hoşnut edecek şekilde ona yardımcı olup istediği şeyleri vermek olduğu için, bunun hakikat anlamı da yüce Allah hakkında imkansız olduğundan, buradaki bu tabirin, onun kuluna pek büyük ihsanından bir kinaye olduğu anlaşılmaktadır. İbn Ebi Cemra devamla der ki: Koparmak ile ilgili açıklama da bu şekildedir. Bu da ihsandan mahrum bırakmaktan bir kinayedir. "Rahim bir şicnedir (bir ağacın birbirine girmiş kökleri gibidir)." Şicne lafzı asıl anlamıyla, ağacın birbirine girmiş kökleri demektir. Yani o rahmetin eserlerinden onunla iç içe girmiş bir etki, bir eserdir. Bu sebeple akrabalık bağını kopartan bir kimsenin de Allah'ın rahmeti ile ilişkisi koparılmış olur. el-İsmaill dedi ki: Hadisin anlamı şudur: Rahim ismi, Rahman isminden türetilmiştir. Bu sebeple onun Rahman ismiyle bir ilişkisi vardır. Yoksa Allah'ın zatındandır, anlamında değildir. Şanı yüce Allah bundan münezzehtir. Kurtubi dedi ki: İlişkisi gözetilip korunan rahim, genel ve özelolmak üzere iki kısma ayrılır. Genelolan din rahimi (akrabalığı) dır. Bunun karşılıklı sevgi, karşılıklı ve samimi olarak öğüt vermek, adalet, insaf, farz ve müstehap haklarır yerine getirilmesi sureti ile gözetilmesi gerekir. Özel rahim ise bundan ayrı olarak yakın akrabaya infak, onların hallerini kollayıp gözetmek ve hatalarını görmezlikten gelmeyi de kapsar. İbn Ebi Cemra dedi ki: Akrabalık bağını gözetmek, mal ile ihtiyacın görülmesi için yardımcı olmak, zararı önlemek, güler yüz gostermek ve dua etmek ile gerçekleştirilir. Bütün bunların anlam itibariyle ortak paydası, mümkün olan her bir hayrı ona ulaştırmak ve güç ve imkanlar çerçevesinde mümkün olan şerleri, kötülükleri def etmektir. Bu hal, akrabalık bağı olan kimseler istikamet ehli oldukları sürece devam eder, gider. Eğer bunlar kMir yahut facir (günahkar) kimseler iseler Allah için onlarla alakayı koparmak, onların akrabalık bağını gözetmek demektir. Ancak bunun için onlara öğüt vermek hususunda bütün çaba ve gayreti göstermiş olmak da şarttır. Diğer taraftan, eğer halleri üzere ısrar edecek olurlarsa, onlara bunun sebebinin haktan geri kalmaları olduğunu da bildirmek gerekir. Bununla birlikte gıyaplarında en güzel yola dönmeleri için dua etmek suretiyle onları gözetmek hakları da hiçbir zaman düşmez

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 78/20 (No: 5989)

https://sunnah.com/bukhari/78/20

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →