← Ana sayfaya dön
HadisHelal & HaramSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Dress — Hadis No: 5931

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، لَعَنَ اللَّهُ الْوَاشِمَاتِ، وَالْمُسْتَوْشِمَاتِ، وَالْمُتَنَمِّصَاتِ وَالْمُتَفَلِّجَاتِ لِلْحُسْنِ، الْمُغَيِّرَاتِ خَلْقَ اللَّهِ تَعَالَى، مَالِي لاَ أَلْعَنُ مَنْ لَعَنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ فِي كِتَابِ اللَّهِ ‏{‏وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ‏}‏‏.‏

Tercüme

Abdullah'tan, dedi ki: "Allah, yüce Allah'ın hilkatini değiştiren, döğme yapan, kendisine döğme yaptırılmasını isteyen, yüzündeki kılları aldıran ve güzelleşmek için dişlerini törpületerek aralarını ayıran kadınlara lanet etmiştir. Hem ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in lanetlediği kimseleri ne diye lanetlemeyeyim ki? Üstelik bu husus Allah'ın kitabında: "Rasul size ne verdiyse onu alın, size ne yasak ettiyse ondan da sakının. "(Haşr, 7) buyruğunda da geçmektedir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Güzelleşmek için dişlerinin arasını törpületen kadınlar." Dişlerinin arasını törpületen kadınlar (anlamı verilen: el-mütefellicat) lafzı "mütefellice" lafzının çoğu lu dur. Bu da dişlerinin arasını ayırmak için törpülenmesini isteyen yahut bu işi bizzat yapan kadın demektir. (Kökünü teşkil eden) el-Fe le c ise, iki şeyin arasında ayrılık meydana getirmek demektir. "et-Temc", birbirine yapışık bulunan iki şeyin arasını törpü ve benzeri şeylerle ayırmak demektir. Bu da adeten köpek dişleri ile ön dişlere has yapılan bir iştir. Kadının dişlerinin bu halde olması güzel kabul edilir. Bazen bu işi dişleri birbirine yapışık olan kadın, dişlerini birbirinden ayırmak amacıyla da yapabilir. Bazen bunu yaşlı bir kadın yaşının küçük olduğu izlenimini vermek için de yapabilir. Çünkü yaşı küçük kadının dişleri çoğunlukla ayrı ve yenidir. Bu özellik yaşlandıkça kaybolur. Dişleri sivriitmeye ise "re" harfi ile "el-veşr" denilir. "Allah döğme yapanlara ve kendisine döğme yapılmasını isteyenlere lanet etmiştir." (Kendisine döğme yaptıran kadınlar anlamındaki): "el-Müstevşimat" lafzı "müstevşime"nin çoğulu olup, kendisine el-veşm (denilen döğme) yapılmasını isteyen kadın demektir. Dilciler şöyle demiştir: el-Veşm denilen şey, iğne ve benzeri bir şeyin kan akıneaya kadar organa batırılması, sonra da oraya nevre yahut daha başka bir tozun ekilerek oranın yeşil bir renk almasının sağlanması demektir. Ebu Davud, Sünen'inde şunları söylemektedir: Döğme yapan kadın, yüzüne sürme ya da mürekkep ile ben yapan kadındır. Döğme yaptırılmasını isteyen kadın da kendisine bu uygulamanın yapıldığı kadındır, demektedir. Döğme bazı hallerde el ve vücudun başka yerlerinde de olabilir. Bu kimi zaman bir nakış şeklinde de yapılabilir, bazen daireler şeklinde de yapılabilir. Bu işi yapmak, başlıktaki hadiste sabit olduğu üzere Ianetin delaleti ile haramdır. Döğme yapılan yer necis olur. Çünkü kan orada hapsolup kalmıştır. Eğer mümkün ise onun izale edilmesi -yara açmak sureti ile dahi olsa- icab eder. Bundan dolayı ölmek yahut herhangi bir şeyi yitirmek ya da bir organın sağladığı faydanın ortadan kalkması gibi bir tehlikeden korkulması hali müstesnadır. O takdirde onu bırakmak caiz olur, günahın kalkması için tevbe etmek yeterli olur. Bu hususta erkek ile kadın arasında da fark yoktur. "Güzellik için dişlerini birbirinden törpületerek ayıranlar." Bundan bu işi güzelleşmek için yapan kadının yerildiği anlaşılmaktadır. Eğer -mesela- tedavi için buna gerek duyulacak olursa caiz olur. "Allah'ın hilkatini değiştirenler." Bu, döğme, yüzdeki kılları aldırmak, dişleri birbirinden ayırmak işini yapanların ayrılmaz bir niteliğidir. Saç eklemek de rivayetlerden birisine göre böyledir

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 77/146 (No: 5931)

https://sunnah.com/bukhari/77/146

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →