← Ana sayfaya dön
HadisAileSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Asking Permission — Hadis No: 6242

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَجُلاً، اطَّلَعَ مِنْ بَعْضِ حُجَرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِمِشْقَصٍ ـ أَوْ بِمَشَاقِصَ ـ فَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِ يَخْتِلُ الرَّجُلَ لِيَطْعُنَهُ‏.‏

Tercüme

Enes İbn Malik'ten rivayet e göre; "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hücrelerinden birisinin içine bakmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elinde uzunca bir ok demiri -yahut ok demirleriyle- ona doğru kalktı. Hala adamı dürtmek için ona gizlice sokulmasını görüyor gibiyim." Bu Hadis 6889 ve 6900 numara ile de geçiyor. Fethu'l-Bari Açıklaması: "İzin istemek, görmeye karşı tedbir olsun diyedir." Yani bunun için meşru kılınmıştır. Çünkü izin isteyen kişi izin almaksızın içeri girecek olursa, yanına girdiği kimsenin görmesinden hoşlanmayacağı bazı şeyleri görecektir. Buhari'nin el-Edebu'l-Müfred'de, Ebu Davud'un ve hasen olduğunu belirterek Tirmizi'nin rivayet etmiş olduğu Sevban yoluyla gelen merfu hadiste bu husus açıkça ifade edilmiş bulunmaktadır: "Müslüman bir kimsenin izin almadıkça bir evin içine bakması helal değildir. Eğer böyle bir işi yaparsa içeri girmiş demektir." Yani içeri giren kimse hükmünde olur. Yine Buhari Ömer radıyaııa.hu anh'ın: "Kim kendisine izin verilmeden önce bir evin iç tarafında bulunanları görerek gözüyle onlara dolu dolu bakarsa fasıklık etmiş olur." Ebu Davud kavi bir sened ile İbn Abbas'tan şu hadisi rivayet etmektedir: "İnsanların evlerinin (kapıları) üzerinde perdeleri yoktu. Bu sebeple Allah onlara izin istemelerini emir buyurdu. Daha sonra yüce Allah hayırlar getirip sevk etti. Bundan dolayı artık kimsenin bu emir ile amel ettiğini görmüyorum." İbn Abdilberr dedi ki: Zannederim onlar kapıyı çalmakla yetindiler. Yine Ebu Davud, Abdullah İbn Busr yoluyla şu hadisi rivayet etmektedir: "Rasulullah s.a.v. bir ailenin kapısına gidecek olursa yüzünü kapıya doğru çevirmez, ama ya sağ ya da sol tarafında dururdu. Çünkü evlerin, kapıları üzerinde perdeleri yoktu." Enes'in rivayet ettiği hadiste "uzunca ok demiri yahut ok demirleri" ifadesi, okun demir ucu enli olmayıp, uzun olduğu takdirde kullanılan tabirdir. "Gizlice" yani adam fark etmeksizin onu dürtmek istemesini ... demektir. Bundan dolayı gözü yahut başka organı isabet alıp yaralanan kimsenin hükmü, Diyetler bölümünde gelecektir. Bu durum, kasten bakan kimse hakkında özeldir, ama kastetmeksizin bu şekilde içeriyi gören bir kimse için herhangi bir vebal yoktur. Müslim'in Sahih'indeki rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ansızın görmenin hükmü soruldu da o: Gözünü başka tarafa çevir, buyurdu." Ali radıyall"hu anh'a hitaben de: "Bir defa baktıktan sonra arkasından bir daha bakma. Çünkü birincisi senin lehinedir ama ikincisinde hakkın yoktur, buyurdu." Bu hadis, kişinin kendi evine girmek için izin istemeye gerek olmadığına delil gösterilmiştir. Çünkü izin istemenin meşru kılınmasınasebep olan illet bulunmamaktadır. Evet, eğer bununla birlikte izin istemeye ihtiyaç duyuracak yeni bir durumun ortaya çıkmış olma ihtimali varsa, izin istemesi meşru olur. Buradan da mahremler dahil olmak üzere herkesin yanına girmek için izin istemenin meşru olduğu hükmü anlaşılır. Böylelikle mahrem olan bir kadın, avreti açık halde görülmemiş olur. Buhari el-Edebu'l-Müfred'de, NMi'den: "İbn Ömer, çocuklarından birisi ergenlik yaşına geldi mi izin almadan çocuğunun yanına girmezdi" rivayetini nakletmiş bulunmaktadır. Alkame yoluyla da şu rivayeti nakletmiştir: "Bir adam İbn Mesud'a gelerek: Annemin yanına girmek için izin isteyeyim mi, diye sordu. Ona: "O her zaman bulunduğu her halinde senin kendisini görmeni istemez, diye cevap verdi

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 79/16 (No: 6242)

https://sunnah.com/bukhari/79/16

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →