← Ana sayfaya dön
HadisAileSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Afflictions and the End of the World — Hadis No: 7080

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ مُدْرِكٍ، سَمِعْتُ أَبَا زُرْعَةَ بْنَ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ جَدِّهِ، جَرِيرٍ قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ ‏"‏ اسْتَنْصِتِ النَّاسَ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ لاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ‏"‏‏.‏

Tercüme

Cerir b. Abdillah el-Becell şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem veda haccında bana "İnsanları sustur da dinlesinler" diye emretti. İnsanlar sükut ettikten sonra " Benden sonra birbirinin boyunlarını vuran kafirler olmayınız." buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Müslümana sövmek." Bu hadisin bir sebeb-i vürudu vardır. Bunu Beğavı ve Tabedmı, Amr b. en-Numan b. Mukarrin el-Müzenı'den şöyle nakletmişlerdir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ensar meclislerinden birisine gitti. Ensardan birisi müstehcen şeylerle ve insanlara sövmekle meşhur olmuştu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Müslümana sövmek fısk, onunla çarpışmak küfürdür" buyurdu. Beğavi'nin rivayetinde "O kişi vallahi hiç kimseye sövmeyeceğim" demiştir. "Kafirler." Bundan maksadın ne olduğu Diyat bölümünün baş taraflarında geçmişti. Bu konuda sekiz görüş zikredilir. Daha sonra bir dokuzuncu görüş daha gördüm. Buna göre maksat hakkı örtmektir. Sözlükte "el-küfür" örtmek anlamına gelir. Zira Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı ona yardım etmesi ve destek olmasıdır. Müslüman Müslümanla çarpışınca sanki onun kendi üzerinde sabit olan hakkını örtmüş gibi olmaktadır. Onuncusu ise sözkonusu mı küfre götürür demektir. Çünkü büyük günahlara dalmayı adet haline getiren kimseyi onun uğursuzluğu daha beterine götürür. Dolayısıyla o kimsenin Müslümanın akıbeti üzere ölmeyeceğinden korkulur. Askeri'nin ifadesine göre İbnü'l-Hadrami'nin adı Abdullah b. Amr b. elHadrami' dir. Babası Amr, Bedir günü müşrikler tarafından ilk şehit edilen kimsedir. Buna göre Abdullah Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ı görmüş olmaktadır. Bazıları onu sahabilerin arasında zikreder. el-İstiab da şöyle denir: Vakıdi'nin ifadesine göre o, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in döneminde dünyaya gelmiştir. Ömer'den rivayet edildiğine ve el-Medainı'nin kanaatine göre onun adı Abdullah b. Amir el-Hadrami'dir. Kendisi adı geçen Amr'ın oğludur. Meşhur sahabi el-Ala b. el-Hadramı onun amcasıdır. "Cariye b. Kudame İbnü'l-Hadrami'yi, yani İbn Malik b. Zuheyr b. el-Husayn et-Teymı es-Sa' di'yi yaktığı gün ... " Bunun sebebini eı-Askerı es-Sahabe' de zikreder. Buna göre Cariye "muharrık=yakan" şeklinde lakaplanmıştı. Çünkü o Basra'da İbnü'l-Hadrami'yi yakmıştı. Muaviye, İbnü'l-Hadrami'yi Basra halkını Hz. Ali'ye karşı çarpışmak üzere seferber etmesi için oraya göndermişti. Hz. Ali de Cariye b. Kudame'yi gönderdi ve Cariye onu kuşattı. İbnü'l-Hadramı bir eve sığınarak kendisini koruma altına aldı. Ancak Cariye evi onun başına yaktı. "Ebu Bekre'ye bakınız." Yani yüksekçe bir yere çıkarak Ebu Bekre'ye baktılar ve onu gördüler. el-Bezzar "O kendisine ait bir bahçede idi" şeklinde bir ifade kullanmaktadır. "İşte bu Ebu Bekre' dir. O seni görmekte ve yaptığına ses çıkarmamaktadır." Mühelleb şöyle der: Cariye İbnü'l-Hadrami'yi yakınca bazılarına Ebu Bekre'ye bakmalarım emretti. Onun kendisine karşı savaşçı mı, yoksa ona itaat halinde mi olduğunu öğrenmek istiyordu. Hayseme on,,! şöyle demişti: "İşte Ebu Bekre seni ve İbnü'l-Hadramı'ye yaptığını görüyor. Belki de o silah çekerek veya sözle sana tepki gösterecektir." Ebu Bekre kendine ait yukarı odada iken bunu duydu ve "Eğer onlar evime girmiş olsalardı, bir kamış değneği ile bile olsa kendimi savunmaya kalkışmazdım. Çünkü ben Müslümanlarla çarpışmayı doğru görmem. O halde nasılolur da silah la onlarla çarpışırım!" dedi. "Ma beheştü" Bunun manası onlara karşı direnmezdim demektir. Arapça'da "beheşe ba'du'l-kavmi ila ba'd" denilir ki manası bir topluluk savaşmak için diğerine ateş etti demektir. Sanki o şöyle demiş olmaktadır: Onlar benim evime girseler, elimi bir kamış çubuğuna uzatmayacağım gibi kendimisavunmak için onu elime bile almazdım. Ebu Bekre'nin bu sözü Ahmed b. Hanbel'in fitne konusunda İbn Mesud'dan naklettiği şu hadisle uyuşmaktadır. İbn Mesud "Ya Resulallah! O günlere kalırsam bana ne emredersiniz?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Elini ve dilini tut! Evine gir" buyurdu. Ben "Ya Resulallah! Peki adam ya evime girerse!" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evine gir!" buyurdu. Ben "Ya evime yanıma girerse?" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Mescidine gir" buyurduktan sonra sağ eliyle bileğimden tutarak "Ölünceye kadar 'Rabbim Allah'tır' de" buyurdu. Bu manada birçok hadis vardır

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 92/31 (No: 7080)

https://sunnah.com/bukhari/92/31

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →