← Ana sayfaya dön
HadisHac & UmreSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4968

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ ‏ "‏ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ‏"‏‏.‏ يَتَأَوَّلُ الْقُرْآنَ‏.‏

Tercüme

(Aişe r.anha'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem rükul ve secdelerinde ...........subhaneke Rabbena vebihamdike Allahummelğfir II duasını çok okurdu. Böylece Kurlanlı yorumladı. Fethu'l-Bari Açıklaması: Nesaı, İbn Abbas'tan bu surenin en son inen sure olduğuna dair bir görüş nakletmiştir. Daha önce de Tevbe Suresiinin tefsirinde bu surenin en son inen sure olduğu ifade edilmişti. Bu iki görüş şu şekilde uzlaştırılır: Nasr suresi tam olarak inen en son suredir. Tevbe Suresi ise böyle değildir. Bu surenin ne bakımdan en son inen sure olduğu daha önce anlatılmıştı. Nasr Suresi'nin Hz. Nebi'in Veda Haccı esansında Kurban Bayramı'nda Minaıda bulunduğu bir sırada nazil olduğu söylenmiştir. Allah Reslilü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bundan sonra 81 gün yaşamıştır. Bu izah, Hz. Nebi'in vefat tarihi konusundaki farklı rivayetıere binaen biraz önce anlatılanlara aykırı düşmez. İmam Buharı burada Hz. Nebi'in tesbih, tahmid, istiğfar vs. dualara rüku' ve secdelerinde düzenli olarak devam ettiği konusunda Hz. Aişe'den nakledilen hadisi verdi. Bu hadisi iki senet ile zikretti. Bunlardan ilki, Hz. Nebi'in bu sure indikten sonra bu dualara düzenli olarak devam ettiğini açıkça göstermektedir. İkincisinde ise Kur'an'ı yorumladığı ifade edilmektedir. Bunun açıklaması "Sıfatu's-salat" bölümünde geçmişti. Hz. Nebi'in Kur'an'ı açıklaması şu anlama gelir: Hz. Nebi kendisine emredilen tesbih, tahmid ve istiğfarı en değerli vakitlerde, en değerli hallerde yapıyordu. İbn Merdliye başka bir senet ile Mesrlik kanalıyla Hz. Aişe'den bu rivayeti nakletmiştir. Söz konusu rivayetin sonunda şöyle bir ziyade vardır: Ümmetimde bir alamet vardı. Allah Teala, onu gördüğüm zaman ;:)1 )tj i p.:•b ........subhanallahi ve bihamdihı ve esteğfirullahe ve ett1bu ileyh duasını çokça yapmamı emretti. Allah'ın yardımının, fethin; Mekke'nin Fethi'nin geldiğini ve insanların grup grup Allah'ın dinine girdiklerini gördüm." İbn Kayyim "el-Hedy" adlı eserinde şöyle demiştir: Öyle anlaşılıyor ki, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu ayette geçen .............ve's-teğfirhu ifadesinden Çıkarmıştır. Çünkü Allah Teala bağışlanma talebini işlerin en sonunda zikretmiştir. Bundan dolayı Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazda selam verir vermez üç defa "..............estağfirullah" derdi. Tuvaletten çıkınca da "d;ıyll./gufranek" diye dua ederdi. Haccın menasiki tamamlanınca da estağfirullah demek bağışlanma talep etmek emredilmiştir: .........Sonra, insanların sel gibi aletığı yerden siz de akın edin ve Allah'tan af dileyin! (Bakara 199) Kanaatime göre bu çıkarım surenin sonunda bulunan ......innehu kane tewaba ifadesinden de yapılabilir. Nitekim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdestini tamamlayınca şöyle dua ederdi: ".........Allahumme ic'alnı mine't-tewabın (Ey Allah'ım! Beni tevbe edenlerden kı)

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 65/490 (No: 4968)

https://sunnah.com/bukhari/65/490

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →