← Ana sayfaya dön
HadisAileSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4350

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ سُوَيْدِ بْنِ مَنْجُوفٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلِيًّا إِلَى خَالِدٍ لِيَقْبِضَ الْخُمُسَ وَكُنْتُ أُبْغِضُ عَلِيًّا، وَقَدِ اغْتَسَلَ، فَقُلْتُ لِخَالِدٍ أَلاَ تَرَى إِلَى هَذَا فَلَمَّا قَدِمْنَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ ‏"‏ يَا بُرَيْدَةُ أَتُبْغِضُ عَلِيًّا ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لاَ تُبْغِضْهُ فَإِنَّ لَهُ فِي الْخُمُسِ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ ‏"‏‏.‏

Tercüme

Büreyde b. el-Husayb-ı Eslemi r.a. şöyle dediği rivayet olunmuştur: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Haccetü`l-Veda` `dan önce) Ali`yi (ganimet malının) beşte birini almak için (Yemen`e) Halid İbn-i Velid`e göndermişti. Bu seferde ben de Ali`den hoşlanmaz oldum. Çünkü Ali (ganimetten hissesine bir cariye almış, sabahleyin de) gusletmişti. Ben de sinirlenerek Halid İbn-i Velid`e: Şu Ali`yi görmüyor musun dedim. En sonu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem`in huzuruna geldiğimizde Ali`nin bu hareketini Resulullah`a da arzettim. Bunun üzerine Resulullah: Ey Büreyde, Ali`ye sinirleniyor musun? buyurdu. Ben de: Evet! diye tasdik ettim. Resulullah: Hayır Ali`ye darılma!. Çünkü onun ganimet malının beşte birindeki hissesi, aldığı cariyeden daha çoktur, buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ali b. Ebi Talib aleyhisselam ile Halid b. Velid'in Veda haccından önce Yemen'e gönderilmesi." Ahmed, Ebu Davud ve Tirmizi bir başka yoldan Ali r.a.'ın şöyle dediğini rivayet etmektedirler: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni Yemen'e gönderdi. Ben: Ey Allah'ın Resulü, sen beni yaşça benden büyük kimselerin yanına gönderiyorsun. Ben ise henüz yaşı küçük ve hakimlik hususunda pek basireti olmayan birisiyim, dedim. (Ali) dedi ki: (Allah Resalü) elini göğsümün üzerine koyarak: Allah'ım, diline sebat ver, kalbine hidayet ver diye buyurduktan sonra: Ey Ali, iki hasım senin önünde oturdukları takdirde diğerini de dinlemedikçe aralarında hüküm verme, diye buyurdu." "Resalullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Halid b. Velid ile bizi Yemen'e gönderdi." Bu olayonların Taif'ten dönüşlerinden ve ganimetIerin el-Ci'rane'de paylaştmlmasından sonra olmuştu. "Seninle birlikte" Yemen'e "dönmek isteyen" ibaresindeki "et-ta'kib" dönüşten sonra askerin bir bölümünün ertesi günü bir gazada bulunmak üzere avdet etmesidir. Bunu el-Hatlabi böylece açıklamıştır. "Ben Ali'ye buğz ediyordum. Gusletmiş bulunuyordu. Halid'e görmüyor musun ... dedim. " Hadisteki ibare bu şekilde Buhari'de muhtasar olarak zikrediimiştir. el-İsmaili ise Buhari'nin kendi yoluyla zikretmiş olduğu Ravh b. Ubade'ye ulaşan değişik rivayet yollarıyla bu hadisi zikrederek kendi zikrettiği şekilde şöyle söylemektedir: "Ali'yi humsu (ganimetin beşte birini) paylaştırmak üzere gönderdi." Yine el-İsmaili'nin bir başka rivayetinde: "Fey"i paylaştırmak üzere (gönderdi). Ali ondan kendisi için bir cariye seçti" şeklindedir. Bir başka rivayetinde de şöyledir: "(Ali) ondan (ganimetin beşte birinden) bir cariye aldı. Ertesi günü sabah başından su damlıyordu. Bunun üzerine Halid, Bureyde'ye: Bunun yaptıklarını görmüyor musun dedi. Bureyde dedi ki: Ben Ali'ye buğzeden birisi idim." Ahmed'in, Abduleelil'in, Abdullah b. Bureyde'den, onun babasından diye naklettiği rivayette de şöyle denilmektedir: "Ali'ye hiç kimseye etmediğim kadar buğz ettim. Kureyş'ten de kimi sevdimse mutlaka onun Ali'ye olan buğzu dolayısıyla sevmiştim. (Bureyde) dedi ki: Biz kadın ve çocuklardan oluşan esirler aldık. (Kumandan) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Bize bunun beşte birini almak üzere birisini gönder, diye yazdı. (Bureyde) dedi ki: O da bize Ali'yi gönderdi. Esirler arasında esir alınan kadınların en iyisi olan bir cari ye vardı. (Bureyde) dedi ki: (Ali) beşte biri ayırdı (kalanı gaziler arasında) paylaştırdı. Dışarı çıktığında başından su damlıyordu. Ben: Ey Ebu'l-Hasen, bu ne dedim. O: Sen o cariyeyi görmedin mi? O beşte birlik payarasına düşmüştü. Sonra da o Muhammed'in yakınlarının payına isabet etti, sonra da o Ali'nin ailesine isabet etti. Bundan dolayı ben de onunla birlikte oldum." "(Nebi): Ey Bureyde Ali'ye buğz mu ediyorsun, dedi. Ben, evet dedim. Onabuğz etme diye buyurdu." Abdulcelil yoluyla gelen rivayette şu fazlalık vardır: "Eğer onu seviyor isen ona olan sevgini daha da arttır." "Onun humsta (beşte birde) bundan fazla payı vardır." Abduleelil yoluyla gelen rivayette şöyle denilmektedir: "Muhammed'in nefsi elinde olana yemin ederim ki şüphesiz Ali hanedanının beşte birdeki payı bir cari yede n daha da fazladır." Yine şu fazlalığı da zikretmektedir: «Bureyde} dedi ki: Ondan sonra insanlar arasında Ali'den daha çok kimseyi sevmez oldum." Ebu Zerr el-Herevi dedi ki: Sahabe olan bu zatın Ali'ye buğzetmesinin sebebi onun ganimetten bir şeyler almış olduğunu görmesi ve onun bu almasının ganimetten bir hırsızlık olduğunu zannetmesi idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona Ali'nin hakkından daha azını aldığını bildirince, onu sevmeye başladı. Bu güzel bir yorumdur. Fakat Ahmed'in rivayet ettiği hadisin baş tarafları bunun uzak bir ihtimalolduğunu göstermektedir. Muhtemelen ona buğzetmesinin bir başka sebebi vardır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de onlara Aliıyi buğz etmelerini yasaklayınca buğzu da gitmiş oldu. Ali radıyallahu anh'ın istibra etmeden cariye ile birlikte olması izahı zor bir konu olarak görülmüştür. Aynı şekilde kendisine payayırması da böyledir. Birinci husus bu cariyenin henüz baliğ olmamış bakire olması ve diğer ashab-ı kiramın da kabul ettiği gibi, bu durumda olan bir cariyenin istibra edilmeyeceği görüşüne sahip olmasıyla açıklanır. Ayrıca Alilnin payına düşmesinin akabinde ay hali olmuş olması ve' bir gün ve geceden sonra temizlenmiş olması bundan sonra da cariye ile birlikte olmuş olması da mümkündür. Bunun böyle olmadığını söylemek için de elde bir delil bulunmamaktadır. Paylaştırmaya gelince, payettikleri şeylerde kendisi de ortak olan bir kimse için böyle bir tasarruf caizdir. Nitekim raiyyeden birisi olmasına rağmen imam da paylaştırdığı takdirde böyle hareket edebilir. İmamın tayin ettiği kişi de bu halde onun konumundadır. Hadisten, Resulullah s.a.v.'in kızı ile birlikte bir başkasıyla evlenmenin aksine cariye edinmenin caiz olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Nikah bölümünde el-Misver yoluyla gelen hadiste onunla birlikte başkasıyla evlenemeyeceği ifade edilmektedir. (5230. hadis)

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 64/377 (No: 4350)

https://sunnah.com/bukhari/64/377

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →