← Ana sayfaya dön
HadisNamazSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4140

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُرَاقَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ أَنْمَارٍ يُصَلِّي عَلَى رَاحِلَتِهِ، مُتَوَجِّهًا قِبَلَ الْمَشْرِقِ مُتَطَوِّعًا‏.‏

Tercüme

Cabir b. Abdullah el-Ensari dedi ki: Ben Enmar gazvesinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i devesi üzerinde doğuya doğru yüzünü dönmüş olduğu halde nafile namaz kılarken gördüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Huzaalılardan Mustalık oğulları gazvesi -ki el-Mureysı' gazvesidir-" Mustalık Huzaa oğullarından bir kolun lakabıdır. el-Mureysı' ise Huzaa oğullarına ait bir su olup bu su ile el-Fera' denilen yer arasında bir günlük mesafe vardır. "en-Numan b. Raşid, ez-Zühri'den naklen dedi ki: İfk hadisesi el-Mureysı' gazvesinde olmuştur." İbn İshak da, megazi alimlerinden daha başkaları da böyle demiştir. Bunlara göre İfk hadisesi Mureysl' gazvesinden döndükleri zaman meydana gelmiştir. İbn İshak'ın hocaları Asım b. Ömer b. Katade ile başkalarından ona rivayet edildiğine göre Nebi s.a.v. Mustalık oğullarının kendisi ile savaşmak üzere karar aldıklarını ve bunun için savaşçıları toplayıp bir araya getirdiklerini, kumandanlarının da el-Haris b. Ebi Oırar olduğunu haber aldı. Bu sebeple üzerlerine gitmek üzere yola çıktı ve nihayet onlarla kendilerine ait bir suyun yakınında karşılaştı. Bu su sahile yakın ve el-Mureysı' diye bilinen bir su idi. Orduların biri diğerinin üzerine yürüdü ve savaştılar. Yüce Allah onları bozguna uğrattı ve onlardan bir takım kimseler öldürüldü. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadınlarını, çocuklarını, mallarını da ganimet olarak aldı. İbn İshak mürsel bir takım senetlerle bu gazayı böylece zikretmiş bulunmaktadır. Fakat daha 'önce İtk (köle azadı) bölümünde geçtiği üzere Sahih(-i Buharil'de yer alan İbn Ömer'in rivayet ettiği hadise göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onların üzerine gafil bulundukları bir sırada baskın yapmış, onlara büyük çapta zararlar vermiştir. Bu hadis lafzen şöyledir: "Nebi s.a.v. gafil bulundukları bir sırada davarları su içmekte iken Mustalık oğullarına baskın düzenledi, savaşçılarını öldürdü, kadınlarını ve çocuklarını da esir aldı. .. " O halde onlara baskın düzenlediği esnada az bir süre karşı durup direnmiş olmaları ihtimal dahilindedir. Onlardan pek çok kimsenin öldürülmesi üzerine bozguna uğramışlardır. Böylelikle onlar su kenarında iken Allah Resulü onlara baskın düzenleyince karşı durmuş, saf halinde dizilmiş ve her iki kesim arasında da savaş meydana gelmiş, bundan sonra ise yenik düşmüşlerdir. Bu olayı İbn Said da İbn İshak'ın naklettiğine yakın bir şekilde zikretmiş bulunmaktadır. Buna göre el-Haris askerler toplamış ve Müslümanların durumları ile ilgili kendisine haber getirmek üzere cas us dahi göndermiştir. Ancak Müslümanlar bu casusu ele geçirerek onu öldürmüşlerdi. el-Haris bunu haber alınca korkmuş, drafındaki kalabalıklar dağılmış, Nebi sallallfıhu aleyhi ve sellem da el-Mureysı' diye bilinen suyun yanına varmış idi. Ashabını savaşmak üzere saf halinde dizip, onlara ok attılar. Sonra da onlara tek bir hamle yaptılar. Onlardan kurtulan olmadı. Daha doğrusu onlardan on kişiyi öldürüp, diğerlerini erkekleriyle kadınlarıyla esir aldı. İleride yüce Allah'ın izniyle buna dair açıklamalar Nikah bölümünde(5210. hadiste) gelecektir

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 64/184 (No: 4140)

https://sunnah.com/bukhari/64/184

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →