← Ana sayfaya dön
HadisHac & UmreSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Merits of the Helpers in Madinah (Ansaar) — Hadis No: 3778

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ قَالَتِ الأَنْصَارُ يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ ـ وَأَعْطَى قُرَيْشًا ـ وَاللَّهِ إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْعَجَبُ، إِنَّ سُيُوفَنَا تَقْطُرُ مِنْ دِمَاءِ قُرَيْشٍ، وَغَنَائِمُنَا تُرَدُّ عَلَيْهِمْ‏.‏ فَبَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَدَعَا الأَنْصَارَ قَالَ فَقَالَ ‏"‏ مَا الَّذِي بَلَغَنِي عَنْكُمْ ‏"‏‏.‏ وَكَانُوا لاَ يَكْذِبُونَ‏.‏ فَقَالُوا هُوَ الَّذِي بَلَغَكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَوَلاَ تَرْضَوْنَ أَنْ يَرْجِعَ النَّاسُ بِالْغَنَائِمِ إِلَى بُيُوتِهِمْ، وَتَرْجِعُونَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى بُيُوتِكُمْ لَوْ سَلَكَتِ الأَنْصَارُ وَادِيًا أَوْ شِعْبًا، لَسَلَكْتُ وَادِيَ الأَنْصَارِ أَوْ شِعْبَهُمْ ‏"‏‏.‏

Tercüme

Ebu't-Teyyah dedi ki: Enes r.a.'ı şöyle derken dinledim: "Ensar Mekke'nin fethedildiği günü --ki Kureyş'(in ileri gelelenlerin)e (ganimet) vermiş idi-- dediler ki: Allah'a yemin olsun, bu gerçekten hayret verici bir şey! Kılıçlarımızdan Kureyş'in kanları damlarken bizim ganimetIerirniz onlara geri veriliyor. Bu sözler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaşınca Ensarı çağırdı ve onlara dedi ki: Sizden bana ulaşan sözlerin mahiyeti nedir? -Onlar yalan söylemezlerdi.- Dediler ki: Sana ulaşanlar doğrudur. Şöyle buyurdu: İnsanlar ganimetler ile evlerine dönerken, siz de Resulullah sallallahu aleyhi ve selle m ile birlikte evlerinize dönmeye razı olmaz mısınız? Eğer Ensar bir vadiden yahut dağ arası bir yoldan gidecek olursa andolsun ben de Ensarın gittiği o vadiden yahut dağ arası o yoldan giderim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ensarın menkıbeleri" Ensar, İslami bir isimdir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, -Enes'in rivayet ettiği hadiste görüldüğü gibi- bu adı. Evslilere, Hazredilere ve onlarla ile antlaşmalı olanlara vermiştir. Evsliler, Evs b. Harise'ye mensupturlar. Hazrediler ise el-Hazrec b. Harise'ye mensupturlar. Her ikisi de Kayle'nin oğullarıdır. Kayle ise annelerinin adı olup, babalarının adıHarise b. Amr b. Amir olup, EzdiiIerin nesebleri onda bir araya gelirler. Yüce Allah'ın: "Onlardan ewel Medine'yi yurt edinip, imana sahip olanlar" ayeti ile ilgili açıklamalar, daha önce Osman'ın menkıbelerinin girişinde geçmiş bulunmaktadır. "Girerdik" lafzı bu rivayette bu şekilde atıf edatı kullanılmakszın gelmiştir. Bu da Gaylan'ın sözü olup, Enes'in sözü değildir. "Enes'in yanına girerdik" ifadesi, Basra'da onun yanına girerdik, demektir. "Bana dönerek" bana hitap ederek. "Senin kavmin şunu yaptı." Yani gazalarda ve İslama yardım hususunda onların yaptıkları güzel işleri anlatırdı. "Buas günü" ibaresinde geçen "Buas" bir mekanın adıdır. Buranın Medine'den iki mil uzaklıkta" Kureyza oğulları yakınında bir kale olduğu söylendiği gibi bir mezraa olduğu da söylenmiştir. Burada Evs ile Hazrec arasında bir vakıa meydana gelmişti. Onlardan çok kimse bu vakada öldürülmüştü. Bu savaşta Evslilerin başkanı Useyd b. Hudayr'ın babası Hudayr idi. Ona Hudayru'l-Ketaib (birlikler Hudayr'ı) denilirdi. Bu vakada öldürüldü. O gün Hazreclilerin başında ise Amr b. Numan el-Beyadi vardı. O da bu vakada öldürülmüştür. Bu vakada zafer önce Hazreclilerin iken daha sonra Hudayr kavminin sebat edip geri dönmelerini sağladı ve Evsliler zaferi kazandılar. O günde Hudayr yaralandı ve bu vakada öldü. Sözkonusu bu olay hicretten beş yıl önce meydana gelmiştir. "Onların ileri gelenleri" hayırlıları demektir. "es-Serevat: Hayırlılar, ileri gelenler" lafzı "serM"ın çoğulu olup, bu da "seriy" lafzının çoğuludur. Bu da şerefli, soylu kimse demektir. "Mekke'nin fethedildiği gün" Mekke fethi yılında demektir. Çünkü sözü edilen ganimetler Huneyn ganimetIeri idi. Bu da Mekke fethinden iki ay sonra olmuştu

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 63/3 (No: 3778)

https://sunnah.com/bukhari/63/3

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →