← Ana sayfaya dön
HadisNikâhSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Medicine — Hadis No: 5726

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ جَدِّهِ، رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الْحُمَّى مِنْ فَوْحِ جَهَنَّمَ، فَابْرُدُوهَا بِالْمَاءِ ‏"‏‏.‏

Tercüme

Rafi' b. Hadic de dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Humma, cehennem ateşi alevinin sıcağındandır. Bu sebeple onu su ile soğutunuz." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Humma cehennem ateşi alevinin sıcağındandır." Anlatılmak istenen, cehennemin hararetinin ve ısısının yükselip yayılmasıdır. Humma da biraz sonra belirteceğimiz üzere çeşit çeşittir. Bunun cehenneme nispet edilmesi de farklı şekillerde açıklanmıştır. Bunun (mecaz değil) bir hakikat olduğu söylenmiştir. Sıtmaya yakalananın vücudundaki alev ve hararet cehennemden bir parçadır. Kullar bundan ibret alsınlar diye yüce Allah bunu gerektiren birtakım sebeplerle ortaya çıkmasını takdir buyurmuştur. Nitekim çeşitli sevinç ve lezzetler de cennet nimetlerindendir. Allah, bu dünya yurdunda bunları ibret ve cennetteki nimetlere deıaıet etsinler diye ortaya çıkarmıştır. Hadisin manası da şöyledir: Hummanın sıcağı, cehennemin sıcağına benzer. Böylelikle insanların dikkatleri cehennem ateşinin şiddetine çekilmekte ve bu şiddetli hararetin cehennemin kaynamasının sıcağına benzediği belirtilmektedir. Sözü edilen bu sıcaklık, ateşe yaklaşıldığı zaman hissedilen sıcakdır. Nitekim serinletmek ve soğutmak ile ilgili hadiste de böyle denilmiştir. Ama birinci açıklama daha uygundur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Su ile". Ebu Hureyre yoluyla gelen İbn Mace'deki hadiste "soğuk su ile" denilmektedir. Ebu Bekr er-Razi der ki: İnsanın gücü, kuvveti yerinde, humma şiddetli, bedeni olgunluk da açıkça görülen bir hal olup karında herhangi bir şişkinlik ve bir fıtık da yoksa, soğuk su içmek fayda verir. Eğer hasta olan kişinin bedeni zayıf, zaman (mevsim) de sıcak olup soğuk su ile yıkanmaya alışkın ise, soğuk su ile yıkanmasına izin verilir. İbnu'l-Kayyim de Sevban yoluyla gelen hadisi bu kayıtlara bağlı olarak değerlendirmiş ve şöyle demiştir: Bu nitelik, sıcak bölgelerde yaz mevsimlerinde görülen arızi yahut herhangi bir şişkinlik ve diğer bayağı arazlardan hiçbirisinin bulunmadığı katıksız hummada (sıtma ve ateş yükselmesinde) faydalı olabilir. Bu takdirde Allah'ın izniyle soğuk su, o harareti söndürür. Çünkü bu zamanda su, güneş ile temas etmediğinden ötürü soğuk olur ve o dönemde gerekli güç kuvvet de mevcut bulunur. Çünkü uyuyup dinlenmenin, sükCınun ve hava serinliğinin akabinde olur. Devamla der ki: İşaret ettiği cümle çoğunlukla sert hastalıkların harareti ve özellikle sıcak Ülkelerde meydana gelen hummalardır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. İlim adamları derler ki: Hadis-i şerifte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hastalığı sırasında soğuk su kullandığı defalarca zikredilmiş bulunmaktadır. Nitekim o: "Ağızları çözülmemiş yedi kırbadan üzerime su dökünüz" buyurmuştur. Bu hadise dair açıklamalar daha önce geçmiş bulunmaktadır. "Nafi' dedi ki: Abdullah" yani İbn Ömer "şöyle derdi: Rabbim, üzerimizden bu azabı kaldır." Hummanın esas itibariyle cehennemden olması dolayısıyla İbn Ömer bu sözleriyle, hummaya yakalanan bir kimsenin onunla azaba uğradığı anlamını çıkarmış gibidir. Böyle bir azaplandırma ise hummaya yakalanan kimsenin farklı oluşuna göre değişiklik arz eder. mu'min kimse için -daha önce geçtiği gibi- günahlarına bir keffaret ve ecrinin artışına sebeptir. Katir için ise bir ikab ve bir intikam demektir. Hummadaki bu sevaba rağmen İbn Ömer'in kaldırılmasını istemesi, şanı yüce Allah'tan sıhhat ve afiyet istemenin meşru olması dolayısı iledir. Çünkü O, kulunun günahlarını, ona ağır gelecek herhangi bir şey isabet etmeden de bağışlayabilir, sevap ve mükafatını artırabilir

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 76/41 (No: 5726)

https://sunnah.com/bukhari/76/41

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →