← Ana sayfaya dön
HadisGenelSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Hunting, Slaughtering — Hadis No: 5540

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ ـ رضى الله عنهم ـ قَالَتْ سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ فَأْرَةٍ سَقَطَتْ فِي سَمْنٍ فَقَالَ ‏ "‏ أَلْقُوهَا وَمَا حَوْلَهَا وَكُلُوهُ ‏"‏‏.‏

Tercüme

İbn Abbas'tan, onun Meymune r.anha'dan rivayetine göre; "Meymune şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yağın içine düşmüş bir fare hakkında soru soruldu. O da: O fareyi çevresindeki yağ ile birlikte atınız, kalan yağı yiyiniz, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Fare donmuş yahut erimiş yağın içine düşerse ... " Yani bu durumda hüküm farklı mıdır? Değil midir? Bu husustaki görüş ayrılıkları pek güçlü olduğundan ötürü bu konuda kesin bir hüküm vermeye yanaşmamış gibi görünüyor. Daha önce Taharet bölümünde onun, yağ değişikliğe uğramadıkça necis olmayacağı görüşünü tercih ettiğine dair delilolacak hususlar geçmiş bulunmaktadır. Bu hususta hükmün farklı olduğunu hissettiren Yunus yolu ile gelen rivayeti (5539 no'lu hadisi) zikretmesindeki sır, muhtemelen bu olmalıdır. Ayrıca bu hadis, Ahmed'den gelen iki rivayetten birisi olan şu görüŞe de delil gösterilmiştir: Sıvı olan bir şeye necaset düştüğü takdirde değişikliğe uğramadıkça necis olmaz. İşte bu, Buhari'nin tercih ettiği bir görüş olup, Malikilerden İbn Nafi'in de görüşüdür. Ayrıca Malik'ten de bu görüş nakledilmiştir. Ahmed'in,İsmail b. Umeyye'den, onun Umare b. Ebi Hafsa'dan, onun İkrime'den rivayet ettiğine göre İbn Abbas'a yağın içinde ölmüş bir farenin hükmüne dair soru sorulunca: Fare ve çevresindeki yağ alınır, diye cevap vermiştir. Ben (İkrime) eğer onun etkisi yağın tamamında görülürse (hüküm ne olur), diye sordum. O: "Bu kendisi canlı iken söz konusu olur. Ama o, ancak bulunduğu yerdeölmüştür, diye cevap verdL" Bu hadisin ravileri Sahih'in ravileridir. Ayrıca Ahmed bunu bir başka yoldan da rivayet etmiş olup, bu rivayette: İçinde zeytinyağı bulunup o yağa bir farenin düştüğü testi hakkında soru soruldu, denilmektedir. Söz konusu bu hadiste: "O, testinin tamamında dolaşmamış mıydı diye sorunca İbn Abbas ona şu cevabı vermiştir: O canlı iken dolaşmıştı, daha sonra öldüğü yerde karar kıldı." Cumhur da sıvı yağ ile donuk yağ arasında az önce sözü geçen farklı hüküm ile amel ederek ayırım gözetmişlerdir. İbnu'I-Arabı, hadisteki: "Onun etrafında bulunan" buyruğunu yağın donuk olduğuna delil göstermiş ve şunları söylemiştir: Çünkü eğer o yağ sıvı olsaydı, onun etrafı diye bir şey söz konusu olmazdı. Çünkü ölmüş fare nereden alınırsa alınsın derhal o alınan kısım yerine bir başkası geçer. Böylelikle o geçen kısım da onun etrafında bulunan kapsamına girer. Bu da yağın tamamının atılmasını gerektirir. Evet, İbnu'l-Arabı böyle demiştir. [Yağın ve farenin söz konusu edilmesine gelince, bu lafızların mefhumu ile amel etmek (ve başka canlılar ile yiyecekleri bunun dışında görmek) söz konusu değildir.] 166 166 Bu ibare, hem istidlal açısından oldukça önemli olduğundan, hem de bundan sonra nakledilecek İbn Hazm'ın görüşünün daha iyi anlaşılması açısından önemli görüldüğü için, tarafımızdan Fethu'l-Barı, iX, 587'de iktibas edilmiştir. İbn Hazm ise adeti üzere hadisi lafzı çerçevesinde dondurarak farklı hükmü fare hakkında özel bir hüküm olarak kabul etmiştir. Eğer farenin dışında başka bir türden canlı, sıvı bir şeye düşecek olursa değişmedikçe necis olmaz. Cumhura göre sıvının ölçüsü, ondan bir şeyalındığı takdirde hızlıca eski haline dönebilmesidir. "Öldü" sözü de farenin sıVJya etkisinin içinde ölmesi ile söz konusu olacağına delil gösterilmiştir. Eğer fare sıvının içine düşüp ölmeden çıkacak olursa sıvıya bir zararı olmaz

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 72/65 (No: 5540)

https://sunnah.com/bukhari/72/65

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →