← Ana sayfaya dön
HadisNamazSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Good Manners and Form (Al-Adab) — Hadis No: 6199

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عِلاَقَةَ، سَمِعْتُ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ، قَالَ انْكَسَفَتِ الشَّمْسُ يَوْمَ مَاتَ إِبْرَاهِيمُ‏.‏ رَوَاهُ أَبُو بَكْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Tercüme

Muğire b. Şu'be r.a.'den, dedi ki: "İbrahim'in öldüğü gün güneş tutulmuştu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kendisine Nebilerin adı ad olarak verilen kimse." Bu başlık ile ilgili k ifadeler taşıyan (Buhari'den başka kaynaklarda yer alan) iki hadis vardır. Bunlardan birincisini Müslim, Muğire İbn Şube'den diye rivayet etmiştir. Buna göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sizden öncekiler Nebilerinin ve kendileinden önceki salih kimselerin adını ad olarak verirlerdi." İkinci hadisi Ebu Davud, Nesai, Musanmf Buhari el-Edebu'l-Müfred'de Ebu .....b el-Cuşemi'den diye rivayet etmiştir: "Nebilerin isimlerini ad olarak veriniz. Bununla birlikte Allah'ın en sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman, verilenlerin en doğrusu Haris ve Hemmam, en çirkini ise Harb ve Murre'dir, buyur- Yine Buhari el-Edebu'l-Müfred'de buna benzer bir başlıkta Yusuf İbn Abdullah İbn Sellam'ın şu hadisini nakletmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bana Yusuf adını verdi." Hadisin senedi sahih olup ayrıca bunu Tirmizi de eş-Şemail adlı eserinde rivayet etmiştir. İbn Ebi Şeybe de sahih bir sened ile Said İbn el-Müseyyeb'den: "Kendisinin en çok sevdiği isimlerin Nebilerin isimleri olduğunu söylemiştir." "Eğer Muhammed sallaııahu aleyhi ve sellem'den sonra Nebi gelmesi takdir edilmiş olsaydı, oğlu İbrahim yaşayacaktı. Ama ondan sonra Nebi gelmeyecektir." Abdullah İbn Ebi Evfa bunu böylece kat'i bir ifade olarak söylemiş bulunmaktadır. Böyle bir söz ise, kişisel görüşe dayanılarak söylenemez. Bu hususta da pek çok rivayet gelmiş bulunmaktadır. İbn Mace, İbn Abbas'tan gelen hadiste şöyle dediğini nakletmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oğlu İbrahim vefat edince, onun cenaze namazını kıldırdı ve: Onun cennette bir sütannesi vardır. Eğer yaşamış olsaydı, o sıddik bir nebi olurdu ve dayıları olan Kıptiler kölelikten kurtulurdu, buyurdu." Ahmed ve İbn Mende, es-Süddi yoluyla şu rivayeti nakletmektedirler: "Ben Enes'e: İbrahim ne kadar yaşadı, diye sordum. O: Beşiği dolduracak hale gelmişti. Eğer hayatta kalsaydı, bir nebi olurdu. Fakat kalması sözkonusu olamazdı. Çünkü sizin nebiniz, nebilerin sonuncusudur." Ahmed'in lafzı ile rivayet şöyledir: "Eğer nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oğlu İbrahim yaşamış olsaydı, sıddik bir nebi olacaktı." Ahmed naklettiği rivayette sözü geçen soru ve cevabı zikretmemektedir. İşte bunlar, bu sahabilerden gelmiş olan ve bunu mutlak olarak söyledikleri belirtilen çok sayıda sahih hadislerdir. Bundan dolayı ben Nevevi'nin sözü geçen İbrahim aleyhisselam'ın biyografisini Tehzibu'l-Esma ve'l-lugat adlı eserinde zikrederken böyle bir şeyi kabul etmemesini ve: Bu batııdır deyip aşırıya kaçmasını, gaybı hususlarda konuşmaktaki cüretkarlığını, ileri geri konuşmasını, önemli bir konuda yanılması mümkün olan bir zeminde yer almaya iten sebebi n ne olduğunu bilemiyorum. Sözü geçen sahabelerin bu sözlerini hatırlamış ama onlardan sonraya kalan daha başkalarından naklettiği rivayetlere dayanarak bunu söylemiş olabilir. Ondan önce İbn Abdilberr de el-İstiab adlı eserinde sözü geçen hadisi kabul etmeyerek: Ben bunun mahiyetinin ne olduğunu bilmiyorum. Nitekim Nuh'tan, nebi olmayan birisi doğmuştur. Nebi olmayan bir kimse de nebi doğurabildiği gibi, bunun aksi de caizdir. Hatta bu görüşü kabul edenleri gelişigüzel konuşmaya, bilgisizce gaybı işlere dalmaya ve daha başka haııere de nispet etmiştir. Oysa sözü geçen sahabelerden nakledilen rivayetler de bir şarta bağlı olarak gelmiştir. Başlıkta yer alan onuncu hadis (6199 nolu hadis) Muğire'nin rivayet ettiği: "İbrahim'in vefat ettiği gün güneş tutuldu" hadisi olup bu da daha önce bu sened ile uzun uzadıya Küsuf bölümünde yer almış, gerekli açıklamalar da oradalSd geçmiş bulunmaktadır

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 78/223 (No: 6199)

https://sunnah.com/bukhari/78/223

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →