← Ana sayfaya dön
HadisAhlâkSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Good Manners and Form (Al-Adab) — Hadis No: 6038

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، سَمِعَ سَلاَّمَ بْنَ مِسْكِينٍ، قَالَ سَمِعْتُ ثَابِتًا، يَقُولُ حَدَّثَنَا أَنَسٌ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ خَدَمْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَشْرَ سِنِينَ، فَمَا قَالَ لِي أُفٍّ‏.‏ وَلاَ لِمَ صَنَعْتَ وَلاَ أَلاَّ صَنَعْتَ‏.‏

Tercüme

Enes r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e on yıl hizmet ettim. Bana ne öf, ne niye yaptın, ne de niye yapmadın, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Güzel ahlak, cömertlik ve cimriliğin hoş görülmemesi." Bu başlık altında bu üç hususu bir arada zikretmiş bulunmaktadır. Çünkü cömertlik güzel ahlak arasında sayılır. Hatta güzel huyların en büyüklerindendir. Cimrilik ise onun zıttıdır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Allah'ım, yaratılışımı güzelleştirdiğin gibi, ahlakımı da güzelleştir" diye dua ederdi. Bunu Ahmed rivayet etmiş olup İbn Hibban sahih olduğunu söylemiştir. Müslim'in naklettiği "iftitah duası"na dair Ali'nin rivayet ettiği uzunca hadiste şöyle denilmektedir: "Ve sen beni en güzel ahlaka ilet. Ona da senden başka hiç kimse iletemez." Kurtubi, el-Mufhim adlı eserinde şöyle diyor: Ahlak, insanın başkası ile ilişkilerinde sahip olduğu niteliklere denilir. Bu nitelikler övülen ve yerilen kısımlarına ayrılır. Övülenler özetle kendi aleyhine dahi olsa başkasının yanında yer alarak kendindeki hakkı alıp vermek fakat kendi nefsin için başkasından hak istemeye kalkışmamaktır. Bunun etraflı bir şekilde dökümü de şöyledir: Affetmek, hilim göstermek (cahilce davranışları bağışlayıp intikam almaya kalkışmamak), cömertlik, sabır, eziyetlere tahammül, merhamet, şefkat, ihtiyaçları karşılamak, sevgi göstermek, yumuşak davranmak ve benzeri hallerdir. Yerilen huylar ise bunların zıttıdır. Cömertlik (seha) de cCıd (cömertlik) ile aynı anlamdadır. Bu da sahip olunup saklanılan bir şeyi karşılıksız olarak vermektir. Cömertliğin güzel ahlaka atfedilmesi ise özelin genele atfedilmesi kabilindendir. Müfred olarak zikredilmesi ise şanının yüceliğine dikkat çekmek içindir. "İbn Abbas dedi ki: Nebi s.a.v. insanların en cömerdi idi." Buna dair açıklamalar daha önce Oruç bölümünde (1902.hadiste) geçmişti. Başlıkta yer alan üçüncü hadis (6033 nolu hadis)te geçen: "Nebi s.a.v. insanların en güzeli idi" ifadesi hem yaratılış, hem ahlak itibariyle en güzeli idi, demektir. "İnsanların en cömerdi idi" ifadesi, verebildiği şeyleri karşılıksız en çok veren kimseydi demektir. "İnsanların en kahramanı idi." Yani kaçmamakla birlikte herkesten çok en ileri atılan idi. Sözü geçen bu hadisin şerhi: "Medine halkı korkmuştu." Yani geceleyin bir ses işitmişler, bir düşmanın kendilerine hücum edeceğinden korkmuşlardı. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları karşıladı. Çünkü o diğer insanlardan önce sesin geldiği tarafa gitmişti." Yani o onlardan önce gitmiş, durumun mahiyetini açıkça öğrenmiş ve korkulacak bir şeyolmadığını görüp, geri dönüp onları teskin etmeye başlamıştı. "Korkmayınız" lafzı ise karşıdakinin korkusunu teskin etmek, onu yatıştırmak ve muhatap kimseye karşı yumuşaklığını izhar etmek için söylenen bir sözdür. "Ölçüyü kaçıran değildi." Bu hadiste: "Şüphesiz sizin en hayırlılarınız ahlakı en güzel olanlarınızdır" ifadesi de geçmektedir. Ebu Ya'la, Enes'ten Nebie şu hadisi merfu olarak zikretmiştir: "mu'minler arasında imanı en kamil olanlar ahlakı en güzelolanlardır." Tirmizi de, Cabir'den Nebi s.a.v.'in şu buyruğunu rivayet etmektedir: "Aranızda ahlakı en güzelolanlarınız aranızda en çok sevdiğim kimselerden ve kıyamet gününde oturacağı meclisi bana en yakın olacak olanlarınızdandırlar." Hadisi Buh21.ri de el-Edebu'I-Müfred adlı eserinde zikretmiştir. Yine Buhari el-Edebu'I-Müfredlde, İbn Hibban, Hakim ve Taberani de Usame İbn Şeriklten şu hadisi rivayet etmektedirler: "Ashab: Ey Aııah'ın Rasulü! Allah'ın kulları arasında, Allah'ın en sevdiği kimlerdir, diye sordular. Aııah Rasulü: Ahlak itibariyle en güzelleri olanlardır, buyurdu." Yine ondan gelen bir başka rivayette şöyle denilmektedir: "İnsana verilen en hayırlı şey nedir (diye soruldu). Allah Rasulü: Güzel ahlaktır, buyurdu." Güzel ahlaka dair sahih hadislerden birisi de en-Newas İbn Sem'an'ın rivayet ettiği, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Birr (iyilik) güzel ahlaktır" hadisidir. Bu hadisi Müslim ve el-Edebu'I-Müfred'de Buhari rivayet etmiştir. Ebu'd-Derda'nın rivayet ettiği hadiste de Nebi efendimiz şöyle buyurmuştur: "Güzel ahlaktan daha çok mizanda ağır basacak hiçbir şey yoktur." Bu hadisi Buhari el-Edebu'I-Müfred'de, Ebu Davud, sahih olduğunu belirterek Tirmizi ve İbn Hibban da rivayet etmişlerdir. Bu hadiste Tirmizi -ki el-Bezzar'da da vardır- bu fazlalığı da zikretmektedir: "Şüphesiz güzel ahlak sahibi (güzel ahlakı sayesinde) oruç tutan, namaz kılan kimsenin mertebesine kadar ulaşır." Tirmizi ve İbn Hibban -ki sahih olduğunu da belirtirler- aynı zamanda Buhari'nin el-Edebu'I-Müfred'inde de yer alan Ebu Hureyre yoluyla gelen hadiste şöyle denilmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e insanların cennete girmelerine en çok neyin sebep olduğuna dair soru soruldu. O: Allah'a karşı takvalı olmak ve güzel ahlak, diye cevap verdi." el-Bezzar hasen bir sened ile Ebu Hureyre'den, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: "Sizin mallarınız (gönüllerini hoş etmek için) bütün insanlara asla yetişemez. Fakat sizin göstereceğiniz güler yüz ve güzel ahlak ile hepsine yetişebilirsiniz." Bu hususta hadisler pek çoktur. Altıncı hadis (6036 nolu hadis) Sehl İbn Sa 'd radıyalliihu anh'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e verilen burdeyi bir sahabinin kefeni olması için istemesi olayı ile ilgilidir. Bu hadisin bu başlıkta zikredilmesinden maksat ise, o burdeyi isteyen kimseye, hazır bulunan sahabilerin: "Sen ondan o burdeyi istedin, oysa onun kendisinden bir şey isteyene vermezlik etmediğini de biliyorsun" şeklindeki sözleridir. Hadisin yeteri kadar şerhi Cenazeler bölümünün baş taraflarında geçmiş bulunmaktadır. "Ne niye yaptın, ne de niye yapmadın, dedi." Bu hadisten, geçmiş işler dolayısıyla sitemde bulunmama yolunun seçilmesinin uygunluğu anlaşılmaktadır. Çünkü gerek duyulması halinde işin yeniden yapılabilme imkanı vardır. Dilin azarlamaktan, yermekten uzak tutulmasının faydası ise, hizmetçiye sitemde bulunmayı terk etmek suretiyle kalbini kazanmak, ısındırmaktır. Bütün bunlar kişinin kendi payı ile ilgili olan hususlardadır, ama şer'an yapılması gerekli olan hususlarda herhangi bir müsamaha sözkonusu olmaz. Çünkü bunlar (bu gibi hallerde gerekeni söylemek) iyiliği emredip kötülükten alıkoymak kabilinden olur

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 78/68 (No: 6038)

https://sunnah.com/bukhari/78/68

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →