← Ana sayfaya dön
HadisAileSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Divorce — Hadis No: 5258

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامُ بْنُ يَحْيَى، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي غَلاَّبٍ، يُونُسَ بْنِ جُبَيْرٍ قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عُمَرَ رَجُلٌ طَلَّقَ امْرَأَتَهُ وَهْىَ حَائِضٌ‏.‏ فَقَالَ تَعْرِفُ ابْنَ عُمَرَ إِنَّ ابْنَ عُمَرَ طَلَّقَ امْرَأَتَهُ وَهْىَ حَائِضٌ فَأَتَى عُمَرُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَأَمَرَهُ أَنْ يُرَاجِعَهَا فَإِذَا طَهُرَتْ فَأَرَادَ أَنْ يُطَلِّقَهَا فَلْيُطَلِّقْهَا، قُلْتُ فَهَلْ عَدَّ ذَلِكَ طَلاَقًا قَالَ أَرَأَيْتَ إِنْ عَجَزَ وَاسْتَحْمَقَ‏.‏

Tercüme

Ebu Ğallab, Yunus İbn Cübeyr'den dedi ki: "İbn Ömer'e: Bir adam hanımını ay hali iken boşarsa (ne olur), diye sordum. o: Sen İbn Ömer'i tanıyor musun? İbn Ömer hanımını ay hali iken boşadı. Bunun üzerine Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e giderek ona bu durumu anlattı, Allah Rasulü ona İbn Ömer'in hanımına dönmesini emretti. Ay halinden temizlendikten sonra onu boşamak isterse boşamasını söyledi, dedi. Ben: Peki, bunu bir talak olarak saydı mı, diye sordum. O: Ya İbn Ömer acze düşmüş ve ahmaklık etmişse (ne olacak), dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Cevn'in kızı" Sahih olan, Nebi efendimizden Allah'a sığınan kadının el-Cevniyye olduğudur. İbn SaId, Said İbn Abdurrahman İbn Ebza yoluyla şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Ondan başka bir kadın Nebiden Allah'a sığınmış değildir." Derim ki: Ağırlıklı olarak bizim zannımlZ da böyledir. Çünkü bu şekilde Allah'a Nebiden sığınan kadın, sözü geçen bir tertip dolayısı ile olmuştur. Ondan sonra bu husustaki haberin yayılmasının ardından sonra onun bu aldandığı gibi bir başkasının aldanması uzak bir ihtimaldir. İbn Abdilberr dedi ki: Nebi s.a.v.'in el-Cevniyye ile evlendiği hususunda İcma' etmişlerdir, ama ondan ayrılış sebebi hususunda farklı görüşler vardır. Katade dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun yanına girince, o kadını çağırdı. Kadın: Hayır, sen gel, deyince onu boşadı. Kadında eı-Amiriyye'de olduğu gibi sedef hastalığı bulunduğu da söylenmiştir. (İbn Abdilberr devamla) dedi ki: Bazıları bu kadının: Senden Allah'a sığınırım dediğini, bunun üzerine: Sen sığınılacak pek büyük bir yere sığındın. Allah da seni benden koruyup himayesine almış bulunuyor, deyip onu boşadığını söylemişlerdir. Ancak bu, batııdır. Bu sözleri ona el-Anberoğullarından bir kadın söylemiştir. Bu, güzel bir kadındı. Nebi efendimizin diğer hanımları kendilerini geride bırakacağından korktukları için ona: Nebie, senden Allah'a sığınınm denilmesi hoşuna gider, demeleri üzerine kadın da dediklerini yaptı, bunun üzerine o da o kadını boşadı. Evet, o böyle demiş bulunuyor. Fakat bu hususta varid olmuş rivayetlerin çokluğuna ve bunun Sahih-i Buharı'de Aişe'nin rivayet etmiş olduğu bir hadis olarak Sabit olmasına rağmen bunun batılolduğuna ne diye hüküm verdiğini bilmiyorum. İleride bundan sonraki hadiste buna dair daha fazla açıklamalar gelecektir. "eş-Şavt denilen bir bahçeye ... " Bu, Medine'de bilinen bir bahçe idL "Bir hurmalıktaki bir eve yani en-Numan İbn Şerahil'in kızı Umeyme'nin evine yerleştirildL" Bazı şarihler izafet bulunduğunu zannederek bundan sonraki rivayette açıklamalarda bulunurken şöyle demişlerdir: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Şerahıl kızı Umeyme ile evlendL Evinde konakladığı kadın da muhtemelen onun kardeşinin kızıdır. Ancak bu açıklama reddolunmuştur. Çünkü her iki rivayetin ravisi de aynıdır. Yanılma "bir evde" lafzının tekrarlanmasından ileri gelmektedir. Ebu Bekr İbn Ebi Şeybe bunu Müsned'inde Buharı'nin bu rivayetteki şeyh i (hocası) Ebu Nuaym'den rivayet ederek: "Umeyme hurma bahçesindeki bir evde ... " demiştir. İbnu'l-Müneyyir der ki: Kadının böyle bir tepki göstermesi, onda cahiliye döneminin hala etkilerinin devam etmiş olmasından dolayıdır. Araplara göre "esSuka: (Yönetici olmayanlar, hükümdar olmayanlar)" kim olursa olsun hükümdar olmayan kimselere denilir. 0, sanki hükümdar olan bir kadının, hükümdar olan birisiyle evlenmesinden Allah'a sığınmış gibidir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de hükümdar bir nebi olmak ile kul bir nebi olmak arasında muhayyer bırakılmış, o da Rabbine tevazu göstererek kul bir nebi olmayı tercih etmiştL Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem cahiliye döneminden henüz yeni kurtulduğu için bu kadını mazur görerek, söylediği sözler dolayısıyla onu sorgulamamıştır. "Sonra yanımıza gelerek: Ey Ebu Useyd, ona iki razıkı elbise ver dedL" Razıkı denilen elbiseler uzun, beyaz, ketenden yapılmış elbiselerdir. Bu açıklamayı Ebu Ubeyde yapmıştır. İbnu't-TIn der ki: O kadına bunları ya vacip olarak yahut kendisi ihsanda bulunarak mut'a olmak üzere vermiştir. İleride Nafakalar bölümünde mut'a vermenin hükmü gelecektir. "Onu ailesine götür." İbn Battal dedi ki: Bu sözlerde yüzüne karşı onu boşadığını söylediği belirtilmemektedir. Ancak İbnu'l-Müneyyir ona itiraz ederek şöyle demiştir: Bu husus bu başlıktaki hadislerin ilkinde sabittir. O halde onun o kadına: Ailenin yanına git, demesine göre yorumlanmalıdır. Daha sonra Ebu Useyd'in yanına çıkınca da, onu ailesinin yanına götür demiştir. Böylelikle her iki hadis arasında bir aykırılık kalmamış olur. Birincisinde o kadını boşamayı, ikincisinde de lafzın hakikat anlamı olan ailesine onu geri iade etmeyi kastetmiştir. Çünkü daha önce açıklandığı üzere onu getiren de Ebu Useyd idi

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 68/8 (No: 5258)

https://sunnah.com/bukhari/68/8

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prayers (Salat) — Hadis No: 414

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ،‏.‏ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَبْصَرَ نُخَامَةً فِي قِبْلَةِ الْمَسْجِدِ فَحَكَّهَا بِحَصَاةٍ، ثُمَّ نَهَى أَنْ يَبْزُقَ الرَّجُلُ بَيْنَ يَدَيْهِ أَوْ عَنْ يَمِينِهِ، وَلَكِنْ عَنْ يَسَارِهِ أَوْ تَحْتَ قَدَمِهِ الْيُسْرَى‏.‏ وَعَنِ الزُّهْرِيِّ سَمِعَ حُمَيْدًا عَنْ أَبِي سَعِيدٍ نَحْوَهُ‏.‏

Ebu Saîd el-Hudrî'den şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem cami'nin kıble istikametinde balğam gördü. Hemen bir taş alıp onu kazıdı. Sonra insanların önüne ve sağma tükürmesini yasakladı. Soluna veya sol ayağının altına tükürmesine ise müsaade etti

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Prayers (Salat) — Hadis No: 420

Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَابَقَ بَيْنَ الْخَيْلِ الَّتِي أُضْمِرَتْ مِنَ الْحَفْيَاءِ، وَأَمَدُهَا ثَنِيَّةُ الْوَدَاعِ، وَسَابَقَ بَيْنَ الْخَيْلِ الَّتِي لَمْ تُضْمَرْ مِنَ الثَّنِيَّةِ إِلَى مَسْجِدِ بَنِي زُرَيْقٍ، وَأَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ كَانَ فِيمَنْ سَابَقَ بِهَا‏.‏

Nafi Abdullah bin Ömer (r.a.)'den şöyle nakletmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yarışa hazırlanmış atlar arasında Hafyâ'dan Veda' tepesine kadar yarış yapmıştır. Yarışa hazırlanmamış atlar arasında Seniyye'den Zuraykoğulları camisine kadar yarışmıştır. Abdullah İbn Ömer de yarışanlar arasında idi. Tekrar:

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Prayers (Salat) — Hadis No: 439

Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ وَلِيدَةً، كَانَتْ سَوْدَاءَ لِحَىٍّ مِنَ الْعَرَبِ، فَأَعْتَقُوهَا، فَكَانَتْ مَعَهُمْ قَالَتْ فَخَرَجَتْ صَبِيَّةٌ لَهُمْ عَلَيْهَا وِشَاحٌ أَحْمَرُ مِنْ سُيُورٍ قَالَتْ فَوَضَعَتْهُ أَوْ وَقَعَ مِنْهَا، فَمَرَّتْ بِهِ حُدَيَّاةٌ وَهْوَ مُلْقًى، فَحَسِبَتْهُ لَحْمًا فَخَطَفَتْهُ قَالَتْ فَالْتَمَسُوهُ فَلَمْ يَجِدُوهُ قَالَتْ فَاتَّهَمُونِي بِهِ قَالَتْ فَطَفِقُوا يُفَتِّشُونَ حَتَّى فَتَّشُوا قُبُلَهَا قَالَتْ وَاللَّهِ إِنِّي لَقَائِمَةٌ مَعَهُمْ، إِذْ مَرَّتِ الْحُدَيَّاةُ فَأَلْقَتْهُ قَالَتْ فَوَقَعَ بَيْنَهُمْ قَالَتْ فَقُلْتُ هَذَا الَّذِي اتَّهَمْتُمُونِي بِهِ ـ زَعَمْتُمْ ـ وَأَنَا مِنْهُ بَرِيئَةٌ، وَهُوَ ذَا هُوَ قَالَتْ فَجَاءَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَسْلَمَتْ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَكَانَ لَهَا خِبَاءٌ فِي الْمَسْجِدِ أَوْ حِفْشٌ قَالَتْ فَكَانَتْ تَأْتِينِي فَتَحَدَّثُ عِنْدِي قَالَتْ فَلاَ تَجْلِسُ عِنْدِي مَجْلِسًا إِلاَّ قَالَتْ وَيَوْمَ الْوِشَاحِ مِنْ أَعَاجِيبِ رَبِّنَا أَلاَ إِنَّهُ مِنْ بَلْدَةِ الْكُفْرِ أَنْجَانِي قَالَتْ عَائِشَةُ فَقُلْتُ لَهَا مَا شَأْنُكِ لاَ تَقْعُدِينَ مَعِي مَقْعَدًا إِلاَّ قُلْتِ هَذَا قَالَتْ فَحَدَّثَتْنِي بِهَذَا الْحَدِيثِ‏.‏

Hz. Âişe'den şöyle nakledilmiştir: Arap bir kabilenin zenci bir cariyesi vardı. Onu azat etmişlerdi. Buna rağmen cariye, onlardan ayrılmamıştı. Cariye şöyle anlattı: 'Bir defasında kabileye mensup gelin olacak genç bir kız yıkanacağı yere gitmek üzere evden çıktı. Bu esnada üzerinde kırmızı deriden yapılmış bir kuşak (kemer) vardı. Onu çıkarmış veya düşürmüştü. Bir küçük çaylak gelerek yerdeki ziynet eşyasını et sanıp kapmış. İnsanlar o kuşağı arayıp durdular, ama bulamadılar. Bunun üzerine bu kuşağı benim aldığımı zannedip beni hırsızlıkla itham ettiler.' Dedi ki: 'Her tarafı aramaya koyuldular. Hatta onun ön tarafına bile bakmışlar.' Kadıncağız olayı anlatmaya şöyle devam etti: 'Allah'a andolsunki, ben gözlerinin önünde ayakta dururken, çaylak geldi ve o kuşağı yere bıraktı. Söz konusu kuşak tam kalabalığın ortasına düştü. Bunun üzerine dedim ki: İşte bu, sizin beni itham ettiğiniz şey! Oysa ben, böyle bir suçu işlemekten beriyim. İşte aradığınız kuşak!' Hz. Aişe validemiz olayı anlatmaya şöyle devam etti: Daha sonra kadın Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip Müslüman oldu. Mescid'in bir köşesinde ona ait bir çerge, kıl kilim veya keçeden yapılmış bir çadır vardı. Ara sıra yanıma gelir benimle konuşurdu. Ne vakit, yanıma otursa şu beyti okurdu: Rabbimin bir cüvesidir kuşak günü Küfür diyarından kurtardı aldı beni. Hz. Aişe son olarak şunu dedi: 'Ne zaman yanıma otursan hep bu beyti söylersin, neden acaba?' diye ona sordum. Bunun üzerine bana, bu olayı anlattı. Tekrar:

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Prayers (Salat) — Hadis No: 446

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا نَافِعٌ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ الْمَسْجِدَ كَانَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَبْنِيًّا بِاللَّبِنِ، وَسَقْفُهُ الْجَرِيدُ، وَعُمُدُهُ خَشَبُ النَّخْلِ، فَلَمْ يَزِدْ فِيهِ أَبُو بَكْرٍ شَيْئًا، وَزَادَ فِيهِ عُمَرُ وَبَنَاهُ عَلَى بُنْيَانِهِ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِاللَّبِنِ وَالْجَرِيدِ، وَأَعَادَ عُمُدَهُ خَشَبًا، ثُمَّ غَيَّرَهُ عُثْمَانُ، فَزَادَ فِيهِ زِيَادَةً كَثِيرَةً، وَبَنَى جِدَارَهُ بِالْحِجَارَةِ الْمَنْقُوشَةِ وَالْقَصَّةِ، وَجَعَلَ عُمُدَهُ مِنْ حِجَارَةٍ مَنْقُوشَةٍ، وَسَقَفَهُ بِالسَّاجِ‏.‏

Salih İbn Keysân, Nâfi'den Abdullah'ın kendisine şöyle bildirdiğini nakletmiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanında Mescid-i Nebevi kerpiçle bina edilmişti. Tavanı hurma yapraklarından, direkleri ise hurma ağaçlarının gövde kısımlarından oluşuyordu. Ebu Bekir, mescid'in bu yapısına, herhangi bir ilavede bulunmadı. Ömer mescid'i genişletti. Ancak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönemindeki gibi kerpiç ve hurma dalı ile yeniden inşa etti. Direklerini ise odundan yaptı. Daha sonra Osman mescid'in yapı tarzını değiştirdi. Mescidi çok genişletti. Duvarlarını nakışlı taşlar ve kireçle ördü. Sütunlarını, nakışlı taşlarla yükseltti. Tavanını ise sac adı verilen bir ağaçtan yaptı

Namaz
Detay →