← Ana sayfaya dön
HadisHac & UmreSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Asking Permission — Hadis No: 6291

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَسَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا قِسْمَةً فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ إِنَّ هَذِهِ لَقِسْمَةٌ مَا أُرِيدَ بِهَا وَجْهُ اللَّهِ‏.‏ قُلْتُ أَمَا وَاللَّهِ لآتِيَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُهُ وَهْوَ فِي مَلأٍ، فَسَارَرْتُهُ فَغَضِبَ حَتَّى احْمَرَّ وَجْهُهُ، ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ رَحْمَةُ اللَّهِ عَلَى مُوسَى، أُوذِيَ بِأَكْثَرَ مِنْ هَذَا فَصَبَرَ ‏"‏‏.‏

Tercüme

Abdullah'dan dedi ki: "Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem paylaştırılacak bir malı paylaştırdı. Ensardan bir adam: Şüphesiz bu, kendisiyle Allah'ın rızası gözetilmemiş bir paylaştırmadır, dedi. Ben: Allah'a yemin ederim, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gideceğim, dedim ve yanına gittim. O sırada bir topluluk ile birlikte idi. Ona gizlice söyledim. Allah Rasulü yüzü kızaracak kadar kızdı, sonra: Allah Musa'ya rahmetini ihsan eylesin. Ona bundan fazla eziyet edilmişti de o sabretmişti, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Üç kişiden fazla oldukları takdirde gizlice konuşmakta ve fısıldaşmakta sakınca yoktur." Yani birileri ile böyle konuşmayıp bazısıyla konuşmakta bir sakınca yoktur. "İnsanlarla karışacağınız zamana kadar" Yani üç kişi başkası ile bir araya gelinceye kadar. "Başkası" sözü "bir" ya da "daha çok" lafızlarının ifadelerinden daha geneldir. Bundan dolayı bu ifade başlığa uygundur. Bundan anlaşıldığına göre, dört kişi oldukları takdirde iki kişinin gizlice konuşmaları yasak olmaz. Çünkü diğer iki kişi de kendi arasında gizlice konuşabilirler. Bu husus, musannıfın el-Edebu'l-Müfred'de, Ebu Davud'un, sahih olduğunu belirterek İbn Hatim'in, Ebu Salih yoluyla zikrettikleri rivayette açık bir şekilde variddir. Bunu Ebu Salih, İbn Ömer'den diye rivayet etmiş, Ömer de bunu merfu olarak şöylece nakletmiştir: "Ben: Ya dört kişi olurlarsa, diye sordum. Allah Resulü: O takdirde ona zararı olmaz, buyurdu." Malik'in, Abdullah İbn Dinar'dan diye naklettiği rivayete göre "İbn Ömer bir adama gizlice bir şey söylemek isteyip üç kişi iseler dördüncü birisini çağırır, sonra da iki kişiye: Bir süre dinleniniz çünkü ben ... dinledim, derdi" deyip, hadisin geri kalan bölümünü zikretmektedir. "Çünkü bu onu üzer." el-Hattabi dedi ki: Allah Rasulünün "onu üzer" diye buyurması şu ndan dolayıdır. Üçüncü şahıs, iki kişinin kendi aralarında fısıldaşmalarının kendisi hakkındaki kötü düşünceleri dolayısıyla yahut onun için bir kötülük planlamaları sebebiyle olduğu vehmine kapılabilir. Derim ki: (Hadiste sözü edilen) gerekçeden, İbn Ömer'den az önce geçen dört kişi olmaları halinde bunun caiz olduğunu belirten şeklin istisna edileceği anlaşılmaktadır. Eğer dışarıda kalan tek kişi ile birbirleriyle gizlice konuşan iki kişi arasında her ikisinin ya da onlardan birisinin mazur görüleceği bir sebep dolayısıyla birtakım ilişkiler koparılmış ise, dışarıda kalan kişi tek başına kalmış gibi olur. (İşte dördüncünün bulunması halinde bunun sakıncası olmaz ve istisna olarak caiz olur.) Buradaki bu gerekçe dolayısıyla, gizlice konuşan kimse eğer özelolarak gizlice konuştuğu kimse dolayısıyla geri kalanların üzülmesine sebep teşkil edecek olursa, bunun yapılmaması gerekir. Böyle bir konuşmanın din e bir zararı olmayan önemli bir hususa dair olması müstesnadır. İbn Battal, Eşheb'den o da Malik'ten şöyle dediğini nakletmektedir: Bir kişiyi dışarıda tutarak üç kişi de olsa, on kişi de olsa kendi aralarında gizlice konuşamazlar. Çünkü bir kişinin dışarıda tutulması yasaklanmıştır. (İbn Batta!) dedi ki: Bu da bu başlıkta yer alan hadisten çıkartılmış bir hükümdür. Çünkü topluluğun bir kişiyi dışarıda bırakması ile iki kişinin bir kişiyi dışarıda bırakması aynı anlamı ihtiva eder. (İbn Battal devamla) dedi ki: İşte bu, karşılıklı olarak nefret beslememeleri, aralarındaki ilişkiyi koparmamaları için güzel bir edeptir. Bu husustaki asıl hükümden, dışarıda kalan kimsenin izin vermesi hali istisna edilir. Dışarıda kalanın da bir ya da daha fazla olması arasında fark yoktur. Bu kişinin ya da kişilerin, iki kişiye kendi aralarında gizlice konuşmalarına izin vermeleri yeterlidir. Çünkü böyle bir durumda yasak ortadan kalkar ve çünkü bu (izin vermek), dışarıda kalan kimselerin bir hakkıdır. Eğer önce iki kişi kendi aralarında gizlice konuşurken orada da yüksek sesle konuşsalar dahi seslerini işitemeyecek bir yerde bulunan üçüncü bir kişi varsa, bu da onların ne konuştuklarını dinlemek üzere gelirse, bu davranışı ta baştan beri onlarla birlikte değilmiş gibi caiz olmaz. Musannıf (Buhari), el-Edebu'l-Müfred'de, Said el-Makburi'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "İbn Ömer'in yanından geçtim. Beraberinde onunla konuşan bir adam vardı. Ben de yanıbaşlarında durdum. İbn Ömer göğsüme vurdu ve: İki kişinin konuştuğunu görürsen onların iznini almadan onların yanında durma, dedi." Ahmed'in, Said'den bir başka yolla naklettiği rivayetinde şu fazlalık vardır: "Ve şunu söyledi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: İki kişi kendi aralarında gizlice konuşuyor iseler onlardan izin almadıkça başkaları onlarla bir araya girmez, dediğini duymadın mı?

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 79/63 (No: 6291)

https://sunnah.com/bukhari/79/63

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →