← Ana sayfaya dön
HadisNamazSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Asking Permission — Hadis No: 6255

حَدَّثَنَا ابْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ كَعْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ، يُحَدِّثُ حِينَ تَخَلَّفَ عَنْ تَبُوكَ، وَنَهَى، رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ كَلاَمِنَا، وَآتِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأُسَلِّمُ عَلَيْهِ، فَأَقُولُ فِي نَفْسِي هَلْ حَرَّكَ شَفَتَيْهِ بِرَدِّ السَّلاَمِ أَمْ لاَ حَتَّى كَمَلَتْ خَمْسُونَ لَيْلَةً، وَآذَنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِتَوْبَةِ اللَّهِ عَلَيْنَا حِينَ صَلَّى الْفَجْرَ‏.‏

Tercüme

Abdullah İbn Ka'b'dan dedi ki: "Ben Ka'b İbn Malik'i, Tebuk'ten geri kalışını anlatmasını ve Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bizimle konuşmayı nehyetti, dediğini işittim. Ben Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gidiyor, ona selam veriyordum. Kendi kendime de: Acaba selamımı almak için dudaklarını hareket ettirdi mi ettirmedi mi diyordum. Nihayet elli gün tamamlandı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem da sabah namazını kıldıktan sonra Allah 'ın tevbemizi Kabul ettiğini ilan etti." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir günah işleyene tevbe ettiği açıkça ortaya çıkana kadar selam vermeyen ve onun selamını almayan kimse ile günahkarın tevbesi ne kadar bir sürE sonra açıkça anlaşılır." Birincisi ile ilgili hüküm hakkında görüş ayrılığı bulundu ğuna işaret etmiş bulunmaktadır. Cumhurun görüşüne göre fasık kimseye de, bid'atçiye de selam verilmez. Nevevi der ki: Eğer böylesine selam vermediği takdirde din ya da dünya ile ilgili bir kötülüğün meydana geleceğinden korkarsa selam verir. İbnu'l-Arabi de böyle demiş ve: es-Selam 'ın yüce Allah'ın isimlerinden bir isim olduğuna niyet eder. O, böylelikle Allah sizin üzerinize rakibdir. Sizi görüp gözetendir demiş gibidir, diye eklemiştir. El-Mühelleb de: Masiyet ehli olanlara selam vermeyi terk etmek eskiden beri uyulagelen bir sünnettir, demiştir. İlim ehlinin birçoğu da bid'at ehli hakkında böyle demişlerdir. Bazı Hanefiler çokça mizah yapmak, boş işlerle uğraşmak, çirkin sözlerle konuşmak, gidip gelen kadınları görmek için çarşı-pazarlarda oturmak ve buna benzer insanın mertlik ve insaniyet sıfatları ile bağdaşmayan işleri yapan kimseleri de masiyet işleyenler gibi değerlendirmişlerdir. İbn Rüşd de Malik'in şöyle dediğini nakletmektedir: Heva ehli olan kimselere selam verilmez. İbn Dakiki'l-'Id der ki: Bu onları edeplendirmek ve onlardan uzak oluşunu bildirmek için yapılır. İkinci durumun hükmüne gelince, bunda da görüş ayrılığı vardır. Bir görüşe göre bir sene süreyle onun halini inceler. Bir görüşe göre altı ay, bir görüşe göre de Ka'b İbn Malik kıssasında olduğu gibi elli gün süre ile gözetilir, demiştir. Bunun belli bir süresinin olmadığı, aksine tevbe iddiasında doğruluğuna delil teşkil edecek karinelerin varlığının göz önünde bulundurulacağı da söylenmiştir, ama bu iş için bir saat de, bir gün de yeterli değildir. Bu, işlenen suça ve suçu işleyenin farklılığına göre değişir. Nevevi de şöyle demiştir: Bid'atçi kimseye ve pek büyük bir günah işlemekle birlikte o günahından tevbe etmeyene selam da verilmez, selamları da alınmaz. Nitekim ilim ehlinden bir topluluk böyle demiştir. Buhari buna delil olarak Ka'b İbn Malik'in kıssasını göstermiştir. Burada "tevbe etmeyen" kaydı da güzeldir; ama bunun için Ka'b İbn Malik kıssasının delil gösterilmesi tartışılır. Çünkü o yaptığından pişman olup tevbe etmişti, ama Allah onun tevbesini kabul edinceye kadar onunla konuşmak ertelenmişti. Onun ile ilgili hüküm de tevbesi kabul edilinceye kadar onunla konuşulmaması şeklinde idi. Cevap şöyle verilebilir: Ka'b İbn Malik'in başından geçen olayda tevbenin kabul edilip edilmediğini bilmek mümkün idi. Ondan sonraki zamanlarda ise pişmanlığın alametinin ortaya çıkması, o günahtan nihai olarak vazgeçmesi ve bu husustaki sadakat emarelerinin görülmesi yeterlidir. "İkterafe: İşledi" kazandı, demektir. Çoğunluğun yorumu da böyledir. Ebu Ubeyde ise: İktiraf, töhmet demektir, demiştir. "Abdullah İbn Amr içki içenlere selam vermeyiniz, demiştir." Abdullah İbn Amr'dan gelen bu eseri (rivayetil Buhari, el-Edebu'l-Müfred adlı eserinde Abdullah ibn Amr el-As'dan şu lafız ile, mevsul bir senedie rivayet etmiştir: "içki içenlere selam vermeyiniz." Sonunda: "içki içenleri hastalandıkları takdirde ziyaret etmeyiniz" demiştir)

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 79/29 (No: 6255)

https://sunnah.com/bukhari/79/29

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →