← Ana sayfaya dön
HadisAileSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Al-Adha Festival Sacrifice (Adaahi) — Hadis No: 5574

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ أَخِي ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَمِّهِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُلُوا مِنَ الأَضَاحِيِّ ثَلاَثًا ‏"‏‏.‏ وَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ يَأْكُلُ بِالزَّيْتِ حِينَ يَنْفِرُ مِنْ مِنًى، مِنْ أَجْلِ لُحُومِ الْهَدْىِ‏.‏

Tercüme

Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kurbanlık etlerinden üç gün yiyiniz. Abdullah da kurbanlıketlerinden yememek için Mina'dan ayrıldığı vakit (ekmeği) zeytinyağı ileyerdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kurbanlık etlerinden yenilmesi." Yani üç gün ya da yarısı gibi bir kayıt olmaksızın "ve ondan azık edinmek." Hem yolculuk için, hem hazarda demektir. Üç gün ile kayda dair açıklama ya neshedilmiştir yahut belli bir sebebe aittir. "Senden sonra bir iş meydana geldi." el-leys şu fazlalığı eklemektedir: "Bu iş üç günden sonra kurbanlık etlerini yemeğe dair kendilerine konulmuş olan yasağı kaldırdı." Bunu da Ahmed, Muhammed b. İshak'tan gelen rivayet olarak kaydetmiştir. Muhammed b. İshak dedi ki: "Banababam ve Muhammed b. Ali b. Huseyn, Abdullah b. Habbab'dan tahdis etti, diyerek hadisi uzunca zikretmektedir. Ebu Said yoluyla hadisin lafzı şöyledir: "RasÜlullah saJlaJlahu aJeyhi vesellem bizlere kurbanlık etlerimizi üç günden fazla yemeği yasa!\damıştı. Ben bir yolculuğa çıktıktan sonra geriye aile halkımın yanına döndüm. -Bu dönüşüm de kurban bayramından birkaç gün sonra olmuştu.- Eşim bana içine kurutulmuş et katmış olduğu bir pazı yemeği getirdi. Bu (et) kurbanlıklarımızın etlerindendir, dedi. Ben ona: O (Allah Rasulü) bize bunu nehyetmedi mi, dedim. O: Gerçek şu ki bundan sonra insanlara bu hususta ruhsat verdi, dedi. Ama ben onu tasdik etmedim. Nihayet kardeşim Katade b. en-Numan'a haber gönderdim -diyerek hadisi zikretti. Bu rivayette şunlar da vardır: Rasulullah s.a.v. bu hususta Müslümanlara ruhsat verdi (dedi)." "İnsanlar açlık sebebiyle zorluk ile karşı karşıya idiler." Kıtlığın zorluk ve SIkıntısına düşmüşlerdi. "Ancak bu kesin bir yasak değildi. Ama ondan yedirmemizi istemişti." Müslimlin kaydettiği Abdullah b. Ebi Bekr b. Hazm'ın, Amre'den naklettiği rivayette şöyle denilmektedir: "Şüphesiz ben sizlere bunu, gelmiş olan o misafirler dolayısı ile yasaklamıştım. Artık kurban etlerinden tasadduk edebilir, saklayabilirsiniz de." Müslim'de hadisin baş tarafları şöyledir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde kurban bayramına yakın bir zamanda çöl ahalisinden birtakım insanlar geldi. Allah Rasulü: Üç günlük için et saklayabilirsiniz, geri kalanı da tasadduk ediniz." dedi. Daha sonra: Ey Allah'ın Rasulü, insanlar kurbanlıklarından yararlanıyorlardı, denildi. Bunun üzerine o şöyle buyurdu: "Ben sizlere gelen misafirler dolayısı ile (üç günden fazla) et saklamanızı yasaklamıştım. Artık ondan bir kısmını yiyiniz, tasadduk ediniz ve (bir kısmını da) saklayabilirsiniz." el-Hattabi dedi ki: "ed-Duff" hızlıca yürümek demektir. "ed-Daffe" (hadis tercümesinde: misafirler) aniden gelen muhtaçlar demektir. Bu hadislerin mutlak oluşu, yedirmek için yeterli olacak miktarda bir kayıtlama olmayacağına delil gösterilmiştir. Kurban kesen bir kimsenin kurbanlığından bir miktar yiyip, geri kalanı da sadaka ve hediye olarak başkasına yedirmesi müstehaptır. Şafii'den gelen rivayete göre kurban etlerinin üçe paylaştırılması müstehaptır. Çünkü Allah Rasulü: "Ondan yiyiniz, tasadduk ediniz ve yediriniz" diye buyurmuştur. İbn Abdilberr dedi ki: Ondan başkası da şöyle derdi: Yarısını yemesi, yarısını da başkasına yedirmesi müstehaptır. Nevevı dedi ki: Cumhurun görüşüne göre kurbanlıktan yemek vacip değildir. Buradaki emir bu hususta izin içindir. Seleften bazıları da emrin zahirini kabul etmek kanaatindedir. Kurban etinden tasadduk etmeye gelince, sahih olan, kurbanlıktan sadaka denilebilecek miktarın tasadduk edilmesinin vacip olduğudur. Daha kamil olanı ise onun çoğunluğunu tasadduk etmesidir. Şafii der ki: Üç günden sonra kurbanlık etlerinin alıkonulmasının yasaklanışının herhalde ve durumda neshedilmiş olma ihtimali vardır. Derim ki: Bu ikinci kanaati Şamlerin müteahhir olanları benimsemişlerdir. Rafi' dedi ki: Kuvvetli görünen görüş şu ki; bugün kurban etinden sa:klamak, hiçbir şekilde haram değildir. Nevevi de bu hususta onu takip ederek Şerhu'l-Mühezzeb adlı eserinde: Doğru olarak bilinen şu ki: Bugün kurbanlık etlerini saklamak hiç bir şekilde haram değildir, demektedir. Müslim Şerhindede alimlerin cumhurundan bunun sünnetin sünnet ile neshi türünden olduğu nakledilmektedir. Şöyle denmektedir: Doğru olan da nehyin mutlak olarak neshedildiği ve artık haramlığın da, mekruhluğun da kalmadığıdır. Bugün üç günden sonrasına yetecek kadarını saklamak da, dilediği zamana kadar yiyecek miktarını alıkoymak da mubahtır

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 73/30 (No: 5574)

https://sunnah.com/bukhari/73/30

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →