← Ana sayfaya dön
HadisHac & UmreSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Accepting Information Given by a Truthful Person — Hadis No: 7265

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ الأَكْوَعِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِرَجُلٍ مِنْ أَسْلَمَ ‏ "‏ أَذِّنْ فِي قَوْمِكَ ـ أَوْ فِي النَّاسِ ـ يَوْمَ عَاشُورَاءَ أَنَّ مَنْ أَكَلَ فَلْيُتِمَّ بَقِيَّةَ يَوْمِهِ، وَمَنْ لَمْ يَكُنْ أَكَلَ فَلْيَصُمْ ‏"‏‏.‏

Tercüme

Seleme b. el-Ekva'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Eslem kabilesinden bir adam'a kavminin içinde veya insanların içinde aşure günü gündüzün "Her kim (gündüzün başında) yemek yediyse gününün kalanını yemeyerek tamamlasın. Bir şey yememiş olan kimse de orucunu tutsun!" diye ilan ettirdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in birbiri ardından birçok valiler, kumandanlar ve elçiler göndermesi." Bu konunun açıklaması bu bölümlerin başında kısaca geçmişti. Bu konuda İmam Şafiı, herkesten önce şu tespitte bulunmuştur: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (etrafa) müfrezelerini (seriyelaskeri birlik) gönderdi. Her bir birliğin/seiyenin başında bir kumandan vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elçilerini (yabancı devletlere) gönderdi. Her bir hükümdara bir kişi gönderdi. Onun valilerine emir ve yasaklamalarını bildiren mektupları götürülmeye devam etti. Valilerinden hiçbiri onun emrini yerine getirmekten kaçınmadığı gibi ondan sonraki halifeler de böyle yaptılar." Seriyyelerin başındaki kumandanıarı (emırler) Muhammed b. Sa'd, et-Tercumetü'n-Nebeviyye'de kayıt altına almıştır. Bu eserde onlar için bir bölüm açmış ve her birinin adını sırasıyla yazmıştır. Fethedilen beldelerdeki emirlere gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye Attab b. Useyd'i, Taif'e Osman b. Ebü'ı-As'ı, Bahreyn'e el-Ala b. elHadrami'yi, Uman'a Amr b. eı-As'ı, Necran'a Ebu Sufyan b. Harb'ı, San'a'ya ve Yemen'in diğer dağlık noktalarına Bazan'ı, sonra oğlu Şehr ve Feyruz'u ve el-Muhacir b. Ebu Ümeyye'yi, Eban b. Said b. eı-As 'ı, Yemen'in sahil kesimine (es-Sevahil) Ebu Musa'yı, askerı, idarı, iktisadı işleri idare etmeye Muaz b. Cebel'i emir tayin etti. Bu idarecilerden (emırlerden) her biri kendi işiyle ilgili olarak hüküm veriyor ve görevine devam ediyordu. Bunlar daha önce geçtiği üzere bazen birbiriyle karşılaşabiliyorlardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Amr b. Said b. eı-As'ı Vadi'I-Kura'ya, Yezid b. Ebu Süfyan' ı Teyma'ya, Sümame b. Esal'i Yemame'ye emır tayin etti. Seriyye ve heyetlerin emırlerine gelince, onların görevleri bu savaşın sona ermesiyle bitiyordu. Köylerin emırleri ise bu görevlerine devam ettiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emırlerinden bazıları şunlardı: Hicretin 9. yılı hac emırliğine getirilen Ebu Bekir, Yemen'de ganimeti n ve humusun taksimi ve Ebu Bekr'in haccında Berae suresinin müşriklere okunması için Ali, Bahreyn'den cizyeyi almak için Ebu Ubeyde, Mute savaşında şehit düşene kadar Hayber ürünlerinin rekoltesini tahmin etmek üzere görevlendirilen Abdullah b. Revaha. Bunların içerisinde Nebi s.a.v.'in İbnü'I-Utbiyye olayında geçtiği üzere zekatı teslim almak üzere görevlendirdiği memurları da vardı. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elçilerini (yabancı devletlere) gönderdi." İbn Abbas bunlardan Dıhye ve Abdullah b. Huzafe'den söz etmiştir. Bu ikisi bu başlıkta yer almaktadır. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Kisra'nın mülkünün tamamıyla parçalanması için beddua etti." Bu cümlede Yüce Allah'ın Sebe halkına yapmış olduğu şeyleri haber vermesine işaret vardır. Yüce Allah bu bedduaya icabette bulunmuş ve Şireveyh'i Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mektubunu parçalayan babası Kisra Perviz' e musallat etmiş ve onu öldürmüştür. Şireveyh bundan sonra babasının yerine geçmiş, çok geçmeden o da ölmüştü. Bu olay meşhurdur. Üçüncü sıradaki Seleme b. el-Ekva hadisi aşura günü orucu hakkındadır. Bu hadisin açıklaması Oruç bölümünde geçmişti

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 95/19 (No: 7265)

https://sunnah.com/bukhari/95/19

Sahîh-i Buhârî — hocanın diğer içerikleri

Sahîh-i Buhârî — Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh)) — Hadis No: 4591

Hadis
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلاَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏‏.‏ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَانَ رَجُلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَلَحِقَهُ الْمُسْلِمُونَ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ، فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا غُنَيْمَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا‏}‏ تِلْكَ الْغُنَيْمَةُ‏.‏ قَالَ قَرَأَ ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ‏.‏

(İbn Abbas'ın "Size selam verene, 'Sen mümin değilsin, i demeyin," ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: Adamın biri kendisine ait küçük bir sürüyü otlatıyordu. Derken Müslümanlar onun yanına geldi. Adam onlara, "es-Selamu aleykum/Allah'ın selamı üzerinize olsun," dedi. Buna rağmen Müslümanlar onu öldürüp koyunlarına el koydular. İşte bu olay hakkında Allah Teala "Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin,' demeyin," ayetini indirdi. Bu ayette geçen dünya hayatının geçici menfaati ile kastedilen, küçük koyun sürüsüdür. İbn Abbas ayette geçen ve farklı şekillerde okunan r)l:ıl/es-selam ifadesini bir elif ile uzatarak es-selam şeklinde okumuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: Simak rivayetine göre . !fekateıo.hü ifadesinden sonra şu ziyade bulunmaktadır: "Bu adam sadece bizden korunmak için selam verdi." Bu ayete göre, bir şekilde Müslümanlık alameti taşıdığını gösteren hiç kimse, Müslüman olup olmadığı konusunda imtihan edilmedikçe öldürülmez. Çünkü selam vermek, Müslümanlara özgü bir selamlaşmadır. İnsanlar Cahiliyye döneminde bundan farklı sözlerle selamlaşıyordu. Dolayısıyla r)Ul/es-selamü aleyküm şeklinde selam vermek, Müslümanlığın bir alametidir. Bu ayetin diğer kıraatında r)l:ıl/es-selame kelimesi, r-LJyes-seleme şeklinde okunmuştur. Anlamı ise boyun eğmektir. Boyun eğmek de Islam'ın bir alametidir. Çünkü İslam kelimesi sözlükte boyun eğmek anlamına gelir. Bu anlattıklarımdan, selam vermek veya boyun eğmek gibi dinin alametlerinden sadece birini taşıyan kimsenin Müslüman olduğu ve Müslümanlar gibi muamele göreceği sonucu çıkmaz. Aksine mutlaka kelime-i şehadetin söylenmesi gerekir. Ehl-i Kitab'ın ve müşriklerin kelime-i şehadeti söylemeleri arasında fark vardır. Kişi buna göre kelime-i şehadeti söylemelidir

Namaz
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Military Expeditions led by the Prophet (pbuh) (Al-Maghaazi) — Hadis No: 4426

Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Aile
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Hajj (Pilgrimage) — Hadis No: 1610

Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا وَرْقَاءُ، أَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ الْحَجَرَ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَكَ مَا قَبَّلْتُكَ‏.‏

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm

Hac & Umre
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Fighting for the Cause of Allah (Jihaad) — Hadis No: 2825

Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın

Hac & Umre
Detay →