← Ana sayfaya dön
AyetGenelKur'an-ı Kerim

Nahl Suresi, 106. ayet

مَن كَفَرَ بِٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ إِيمَٰنِهِۦٓ إِلَّا مَنْ أُكْرِهَ وَقَلْبُهُۥ مُطْمَئِنٌّۢ بِٱلْإِيمَٰنِ وَلَٰكِن مَّن شَرَحَ بِٱلْكُفْرِ صَدْرًۭا فَعَلَيْهِمْ غَضَبٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌۭ

Diyanet İşleri Meali

Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır; büyük azap da onlar içindir.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Kalbi iman ile sükûnet bulduğu halde (dinden dönmeye) zorlananlar dışında, her kim imanından sonra küfre kalbini açarsa, mutlaka onların üzerine Allah'tan bir gazab gelir ve kendilerine çok büyük bir azab vardır.

Kaynak

Kur'an-ı Kerim, Nahl Suresi 16:106

https://kuran.diyanet.gov.tr/mushaf/kuran-meal-2/16-suresi-106-ayet

Kur'an-ı Kerim — hocanın diğer içerikleri

Fatiha Suresi, 6. ayet

Ayet
ٱهْدِنَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ

Bizi doğru yola eriştir.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Hidayet eyle bizi doğru yola,

Genel
Detay →

Furkân Suresi, 9. ayet

Ayet
ٱنظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا۟ لَكَ ٱلْأَمْثَٰلَ فَضَلُّوا۟ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًۭا

Sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Ey Muhammed! sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.

Genel
Detay →

Hûd Suresi, 83. ayet

Ayet
مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ ۖ وَمَا هِىَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ بِبَعِيدٍۢ

Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Bu taşlar Rabbinin katında damgalanmışlardı. Bunlar zalimlerden uzak şeyler değildir.

Genel
Detay →

Şu'arâ Suresi, 57. ayet

Ayet
فَأَخْرَجْنَٰهُم مِّن جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ

Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,

Genel
Detay →