← Ana sayfaya don
hadisNikahSahîh-i Buhârî

Sahîh-i Buhârî — Hadis No: 5143

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنِ الأَعْرَجِ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ يَأْثُرُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ، فَإِنَّ الظَّنَّ أَكْذَبُ الْحَدِيثِ، وَلاَ تَجَسَّسُوا، وَلاَ تَحَسَّسُوا، وَلاَ تَبَاغَضُوا، وَكُونُوا إِخْوَانًا ‏"‏‏.‏ وَلَا يَخْطُبُ الرَّجُلُ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ حَتَّى يَنْكِحَ أَوْ يَتْرُكَ

Tercüme

el-A'rec'den, dedi ki: "Ebu Hureyre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle buyurduğunu nakletmektedir: Zandan çokça sakınınız. Çünkü zan sözün en yalanıdır. İnsanların gizliliklerini araştırmayın, başkalarının gizli konuşmalarını dinlemeye kalkışmayın. Birbirinize buğzetmeyin ve kardeşler 0Iun." Bu Hadis 6064, 6066, 6724 numara ile gelecektir [-5144-] "Ve bir kimse kardeşinin talip olduğuna onu nikahlayıncaya ya da terk edinceye kadar kendisi talip olmasın." Fethu'l-Bari Açıklaması: Cumhur, buradaki nehy, haramlık ifade eder demiştir. el-Hattabi der ki: Buradaki nehy tedib içindir. Fukahanın çoğunluğuna göre akdin batıl olmasına sebep teşkil eden, haram kılan bir nehy değildir. Evet, Hattabi böyle demiştir ama, buradaki nehyin haramlık ifade edici olması ile akdin batıl olması arasında cumhura göre bir ayrılmazlık sözkonusu değildir. Aksine onlara göre nehy haramlık ifade eder, ama akdin de batıl olmasını gerektirmez. Hatta Nevevi bu buyruktaki nehyin haramlık ifade ettiği hususunda icma' bulunduğunu nakletmiştir. Ancak fukaha, şartları hususunda ihtilaf halindedirler. Şamlerle, Hanbel1ler şöyle demektedir: Haram olması kendisine talip olunan kadının kabulünü açıkça ifade ettiği yahut izninin icab (teklifi kabul) olarak itibar edileceği yerde izin vermesi halinde sözkonusudur. Eğer teklifi kabul etmediğine dair açık ifade varsa haramlık sözkonusu değildir. Eğer ikinci talip durumu bilmiyorsa,öyle bir talebi bilmemekle birlikte kendisinin de talip olması caizdir. Çünkü aslolan mubahlıktır. Tirmizi'nin, Şafiı'den nakletliğine göre bu başlıktaki hadisin anlamı şudur: Bir adam bir kadına talip olur, o da onunla evlenmeye razı olup bu evliliğe meylinin bulunduğunu ortaya koyarsa, artık onun bu talebinden sonra bir başkasının ona talip olma hakkı yoktur. Eğer kadının razı olduğunu ve meylinin bulunduğunu bilmiyor ise, ona talip olmasında bir sakınca yoktur. Bunu da birinci talip, ikinci talibe evlenmesi için izin verdiği takdirde haramlık hükmünün kalkacağına delil göstermiştir. Fakat bu husus, sadece kendisine izin verilene ait bir özellik mi olur yoksa başkası hakkında da bu haramlık kalkar mı? Çünkü birinci talibin mücerred olarak verdiği izin, artık onun o kadın ile evlenmekten vazgeçtiğini göstermektedir. Onun bu vazgeçmesi ile de başkasının da ona talip olması caiz olur. Kuvvetli görülen ikincisidir. Bu durumda kendisine izin verilen kişi hakkında caiz oluş açıkça onun sözkonusu edilmesi iledir. İzin verilen dışındakiler için de onun gibi değerlendirilmeleri suretiyledir. Şafiilerden er-Ruyanı açıkça şunu ifade etmiştir: Haramlık birinci kişinin talip oluşunun caiz olması halinde sözkonusudur. Eğer iddet beklemekte olan bir kadına talip olmak gibi yasak bir talep ise, iddetin bitişinden sonra ikincisinin ona talip olmasında bir zarar yoktur. Bu da açıkça anlaşılan bir durumdur. Çünkü böyle bir talep ile birincisinin herhangi bir hakkı sabit değildir. Nebi efendimizin: "Kardeşinin talip olması üzerine" buyruğu da şuna delil gösterilmiştir: Haramlık, talip olanın Müslüman olması halinde sözkonusudur. Eğer zimmı bir erkek, zimmı bir kadına talip olur, Müslüman da ona talip olmak isterse bu mutlak olarak onun için caizdir. Bu el-Evzaı'nin de görüşü olup, Şafillerden İbnu'l-Münzir, İbn Cuveyriye ve el-Hatlabı de ona muvafakat etmişlerdir. Hadisin Müslim'de yer alan rivayetinde Ukbe İbn Amir'in baş tarafların daki şu sözleri de bunu desteklemektedir: "mu'min mu'minin kardeşidir. Bu sebeple mu'minin, kardeşinin alışverişi üzerine alışveriş yapması da onun talip olduğuna -vazgeçinceye kadar- talip olması da helal değildir." el-Hattabı derki: Yüce Allah kafir ile Müslüman arasında kardeşlik bağını kestiğinden, buradaki yasak Müslümana mahsustur. İbnu'l-Münzir der ki: Bu hususta aslolan, mani delil varid oluncaya kadar mubahlıktır. Men edici delil de Müslüman ile kayıtlı olarak gelmiştir. Dolayısıyla bunun dışında da asılolan mubahlık hali üzere kalmaya devam etmektedir. Bununla birlikte cumhur bu hususta zimmınin Müslüman gibi değerlendirileceği görüşündedir. Burada "kardeşi" tabiri ise çoğunlukla görülen hali ifade etmek içindir. Dolayısıyla bunun bir mefhumu (bundan hareketle çıkartılması gereken bir hüküm) yoktur. Yüce Allah'ın: "Çocuklarınızı öldürmeyiniz" buyruğu gibidir. Bu hadis bir erkeğe evlenme teklifinde bulunmuş bir kadının bulunması halinde, bir başka kadının da aynı teklifte bulunmasının haram oluşuna delil gösterilmiştir. Böylelikle kadınların hükmü de erkeklerin hükmü gibi kabul edilmiştir. Bunun da şekli şöyle olur: Bir kadın bir erkekle evlenmek ister ve bundan dolayı da ona onunla evlenmek istediğini söyler, erkek de -daha önce geçtiği üzere- onun istediğine olumlu karşılık verir. Bir başka kadın gelerek ona aynı teklifi yapar, kendisi ile evlenmeye teşvik eder ve kendisinden önce teklifte bulunan kadına olan rağbetini de azaltmaya çalışır. Fukaha fazilet sahibi erkeklere talip olmanın müstehab oluşunu açıkça dile getirmişlerdir. Ancak bu hususun kendisine talip olunacak erkeğin, yalnızca onlardan birisi ile evleneceğini kararlaştırmış olması halinde sözkonusu olacağı gayet açıktır. Her ikisi ile de evlenmeyi kararlaştıracak olursa haramlık sözkonusu olmaz

Kaynak

Sahîh-i Buhârî, 0/0 (No: 5143)

https://sunnah.com/bukhari/0/0

Sahîh-i Buhârî hocanin diger icerikleri

Sahîh-i Buhârî — Revelation — Hadis No: 1

hadis
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الزُّبَيْرِ ، قَالَ : حَدَّثَنَا سُفْيَانُ ، قَالَ : حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْأَنْصَارِيُّ ، قَالَ : أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيُّ ، أَنَّهُ سَمِعَ عَلْقَمَةَ بْنَ وَقَّاصٍ اللَّيْثِيَّ ، يَقُولُ : سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَلَى الْمِنْبَرِ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ : " إِنَّمَا الْأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ، وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى دُنْيَا يُصِيبُهَا أَوْ إِلَى امْرَأَةٍ يَنْكِحُهَا، فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ

Alkame b. Vakkâs el-Leysî'den: O şöyle demiştir: Ömer İbnu'l-Hattâb'ın minberde şöyle dediğini duydum: Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şunları söylediğini duydum: "Ameller niyetlere göredir ve herkes için niyet ettiğinin karşılığı vardır. Kimin hicreti elde edeceği dünyalığa veya evleneceği bir kadına ise hicreti, hicret ettiği şeyedir. Tekrar: 54, 2529, 3898, 5070, 6689, 6953. Diğer Tahric:: Müslim, imare; Ebu Davud Talak; Tirmizî, cihad; Nesâî, tahare, talak, eymân; İbn Mace, zühd; Ahmed b. Hanbel, I

Nikah
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Belief — Hadis No: 8

hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، قَالَ أَخْبَرَنَا حَنْظَلَةُ بْنُ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ بُنِيَ الإِسْلاَمُ عَلَى خَمْسٍ شَهَادَةِ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامِ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَالْحَجِّ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ ‏"‏‏.‏

İbn-i Ömer r.a.’den Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: İslam beş şey üzerine bina olunmuştur: Allah`dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed`in (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Allâh`ın Resulü olduğuna Şahadet etmek, Namaz kılmak, Zekat vermek, Haccetmek, Ramazan orucunu tutmaktır. Tekrarı: 4515 (Diğer Tahric edenler: Müslim, İman; Tirmizî, İman)

Oruç
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Revelation — Hadis No: 2

hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ الْحَارِثَ بْنَ هِشَامٍ ـ رضى الله عنه ـ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ يَأْتِيكَ الْوَحْىُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَحْيَانًا يَأْتِينِي مِثْلَ صَلْصَلَةِ الْجَرَسِ ـ وَهُوَ أَشَدُّهُ عَلَىَّ ـ فَيُفْصَمُ عَنِّي وَقَدْ وَعَيْتُ عَنْهُ مَا قَالَ، وَأَحْيَانًا يَتَمَثَّلُ لِيَ الْمَلَكُ رَجُلاً فَيُكَلِّمُنِي فَأَعِي مَا يَقُولُ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ رضى الله عنها وَلَقَدْ رَأَيْتُهُ يَنْزِلُ عَلَيْهِ الْوَحْىُ فِي الْيَوْمِ الشَّدِيدِ الْبَرْدِ، فَيَفْصِمُ عَنْهُ وَإِنَّ جَبِينَهُ لَيَتَفَصَّدُ عَرَقًا‏.‏

Mu’minlerin annesi Aişe r.anha şöyle demiştir: Haris bin Hişam r.a. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem`den: "Ya Resullallah, sana vahiy nasıl gelir?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Bazen bana çıngırak sesi şeklinde gelir ki benim üzerimde en şiddetli olanı budur. Sonra bu halin şiddeti üzerimden kalktığında ben vahyi ezberlemiş olurum. Bazen de melek bana insan şeklinde gelir ve benimle konuşur. Ben onun söylediğini ezberlerim". Hz. Aişe şöyle demiştir: "Ben soğuğun şiddetli olduğu günde vahyin ona indirildiğini görmüşümdür. Bu halin şiddeti üzerinden kalkarken alnından terler boşalırdı. Tekrarı: 3215 İZAHI İÇİN BURAYA TIKLA

Nikah
Detay →

Sahîh-i Buhârî — Revelation — Hadis No: 3

hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، أَنَّهَا قَالَتْ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْوَحْىِ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ فِي النَّوْمِ، فَكَانَ لاَ يَرَى رُؤْيَا إِلاَّ جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاَءُ، وَكَانَ يَخْلُو بِغَارِ حِرَاءٍ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ـ وَهُوَ التَّعَبُّدُ ـ اللَّيَالِيَ ذَوَاتِ الْعَدَدِ قَبْلَ أَنْ يَنْزِعَ إِلَى أَهْلِهِ، وَيَتَزَوَّدُ لِذَلِكَ، ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى خَدِيجَةَ، فَيَتَزَوَّدُ لِمِثْلِهَا، حَتَّى جَاءَهُ الْحَقُّ وَهُوَ فِي غَارِ حِرَاءٍ، فَجَاءَهُ الْمَلَكُ فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا أَنَا بِقَارِئٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ قُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ‏.‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّانِيَةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ فَقُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ‏.‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّالِثَةَ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ ‏{‏اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ‏}‏ ‏"‏‏.‏ فَرَجَعَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْجُفُ فُؤَادُهُ، فَدَخَلَ عَلَى خَدِيجَةَ بِنْتِ خُوَيْلِدٍ رضى الله عنها فَقَالَ ‏"‏ زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي ‏"‏‏.‏ فَزَمَّلُوهُ حَتَّى ذَهَبَ عَنْهُ الرَّوْعُ، فَقَالَ لِخَدِيجَةَ وَأَخْبَرَهَا الْخَبَرَ ‏"‏ لَقَدْ خَشِيتُ عَلَى نَفْسِي ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ خَدِيجَةُ كَلاَّ وَاللَّهِ مَا يُخْزِيكَ اللَّهُ أَبَدًا، إِنَّكَ لَتَصِلُ الرَّحِمَ، وَتَحْمِلُ الْكَلَّ، وَتَكْسِبُ الْمَعْدُومَ، وَتَقْرِي الضَّيْفَ، وَتُعِينُ عَلَى نَوَائِبِ الْحَقِّ‏.‏ فَانْطَلَقَتْ بِهِ خَدِيجَةُ حَتَّى أَتَتْ بِهِ وَرَقَةَ بْنَ نَوْفَلِ بْنِ أَسَدِ بْنِ عَبْدِ الْعُزَّى ابْنَ عَمِّ خَدِيجَةَ ـ وَكَانَ امْرَأً تَنَصَّرَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ، وَكَانَ يَكْتُبُ الْكِتَابَ الْعِبْرَانِيَّ، فَيَكْتُبُ مِنَ الإِنْجِيلِ بِالْعِبْرَانِيَّةِ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَكْتُبَ، وَكَانَ شَيْخًا كَبِيرًا قَدْ عَمِيَ ـ فَقَالَتْ لَهُ خَدِيجَةُ يَا ابْنَ عَمِّ اسْمَعْ مِنَ ابْنِ أَخِيكَ‏.‏ فَقَالَ لَهُ وَرَقَةُ يَا ابْنَ أَخِي مَاذَا تَرَى فَأَخْبَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَبَرَ مَا رَأَى‏.‏ فَقَالَ لَهُ وَرَقَةُ هَذَا النَّامُوسُ الَّذِي نَزَّلَ اللَّهُ عَلَى مُوسَى صلى الله عليه وسلم يَا لَيْتَنِي فِيهَا جَذَعًا، لَيْتَنِي أَكُونُ حَيًّا إِذْ يُخْرِجُكَ قَوْمُكَ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَوَمُخْرِجِيَّ هُمْ ‏"‏‏.‏ قَالَ نَعَمْ، لَمْ يَأْتِ رَجُلٌ قَطُّ بِمِثْلِ مَا جِئْتَ بِهِ إِلاَّ عُودِيَ، وَإِنْ يُدْرِكْنِي يَوْمُكَ أَنْصُرْكَ نَصْرًا مُؤَزَّرًا‏.‏ ثُمَّ لَمْ يَنْشَبْ وَرَقَةُ أَنْ تُوُفِّيَ وَفَتَرَ الْوَحْىُ‏.‏

Mu’minlerin annesi Aişe r.anha.’dan (dedilerki:) Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem`in ilk vahiy başlangıcı uykuda rü`ya-yı saliha (yani sıdık –doğru- rüya) görmekle olmuştur. Hiçbir rü`ya görmezdi ki sabah aydınlığı gibi aynen çıkardı. Ondan sonra kalbine yalnızlık sevgisi yerleştirildi. Artık Hira (dağın)`daki mağara içinde yalnızlığa çekilir, oradan ailesinin yanına gelinceye kadar sayısı belirli gecelerde tahannüs -ki taabbüd demektir.- eder bir süre sonra) yine azık alıp mağaraya geri giderdi. Sonra yine Hatice'nin yanına dönüp, bir o kadar zaman için azık tedarik ederdi. Nihayet Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem`e birgün Hira mağarasında bulunduğu sırada (emr-i) Hak (yani vahiy) geldi. Şöyle ki Ona Melek gelip: (İkra) yani "Oku" dedi. O da: "Ben okumak bilmem." cevabını verdi. Zat-ı Akdesi Risalet-Penahî buyurur ki o zaman Melek beni alıp takatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp yine: (İkra) dedi. Ben de ona: "Okumak bilmem." dedim. Yine beni alıp ikinci def`a takatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp yine: (İkra) dedi. Ben de: "Okumak bilmem." dedim. Nihayet beni yine alıp üçüncü def`a sıkıştırdı. Sonra beni bıraktı:

Aile
Detay →